
Arama El Koyma Tutanaklarının Hukuki Geçerliliği
Sanık ya da şüpheli aleyhinde kullanılacak delilin hükme esas alınabilmesi için hukuka uygun olarak ele geçirilmiş olması gerekmektedir. Bu aşamada kolluk tarafından tanzim edilen tutanakların aksinin ispatı için sanık ya da şüpheliye fırsat tanınmadan mahkemece salt olarak tutanakların doğruluğuna karar verilmesine ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi hak ihlali kararı vermiştir.
ANAYASA MAHKEMESİ YUNUS ACAR BAŞVURUSU BAŞVURU NO:2020/34667 KARARI
“Sonuç olarak kamu görevlilerince düzenlenen tutanağın gerçekliği karinesi aksi ispat edilebilir nitelikte olsa da başvurucunun bunun aksini ispatlamak için ileri sürdüğü iddia ve itirazların Hâkimlikçe değerlendirmeye bile alınmaması sebebiyle somut olaydaki uygulanma tarzı itibarıyla karinenin başvurucuyu otomatik olarak kabahatli hâle getirdiği anlaşılmıştır. Başvurucuya savunma imkânı tanınmış ise de Hâkimliğin kamu görevlilerince düzenlenen tutanağa üstünlük tanıyan yaklaşımı başvurucunun savunma yapmasını anlamsız hâle getirmiş ve başvurucuyu kamu otoritesi karşısında dezavantajlı konuma düşürmüştür.
Bu durumda başvurucunun itirazının kamu görevlilerince düzenlenen tutanakların gerçekliği karinesine dayalı olarak reddedilmesinin -başvurucunun savunmalarının hiç irdelenmediği gözetildiğinde- silahların eşitliği ilkesini ihlal ettiği kanaatine varılmıştır.
Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.”
Arama el koyma neticesinde kolluk tarafından ev,araba ve işyeri gibi kapalı alanlarda yapılan aramalar neticesinde elde edilen delillerin hukuka uygun olarak elde edilmesi için 5271 sayılı CMK’nın 119/4. maddesinin “Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapabilmek için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur” amir hükmü gereğince arama esnasında olay mahallinde kanunda aranan kişilerin yer almaması arama el koyma neticesinde elde edilecek delillerin hukuka aykırı olarak elde edildiğini sonucunu doğuracak olup hukuka aykırı olarak elde edilen deliller ise hükme esas alınamayacaktır. Delillerin hukuka aykırı olarak elde edilmesinin üzerine şüpheli ya da sanık tarafından delillerin içeriği ikrar edilecek olsa dahi baştan beri hukuka aykırı olan işlemleri hukuka uygun hale getirmeyecektir.
CEZA GENEL KURULU 06/02/2020 TARİH 2016/1146 E., 2020/68 K. SAYILI İLAMI
5271 sayılı CMK’nın 119/4. maddesinin “Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapabilmek için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur” açık, amir hükmüne aykırı olarak aramanın, o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi hazır bulundurulmaksızın yapılması nedeniyle icrası bakımından hukuka aykırı olduğu ve bu arama işlemi sırasında ele geçirilen delillerin de hukuka aykırı yöntemle elde edilmiş olduğu, 5271 sayılı CMK’nın 217. maddesinde hâkimin ancak hukukun izin verdiği yöntemlerle elde edilen delilleri dikkate alabileceğinin hüküm altına alındığı, anılan Kanun’un 206. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde de ortaya konulmak istenen delilin kanuna aykırı olarak elde edilmiş olması hâlinde reddolunacağının ifade edilerek hukuka uygun elde edilmeyen delillerin ispat aracı olarak kabul edilmeyeceği ve hükme esas alınmayacağının açıklandığı hususları karşısında arama işleminin ve bu işlem sonucunda elde edilen ve Yerel Mahkemece mahkûmiyet hükmüne esas alınan delillerin de “hukuka aykırı olarak elde edilmiş delil” olduklarının kabulü gerekir.”

