Karayolu Sayılmayan Yerlerde Trafik Kazası Sigortanın Sorumluluğu

Karayolu sayılmayan yerlerde meydana gelen araç kazalarında en çok sorulan soru şudur: Zorunlu trafik sigortası devreye girer mi, yoksa zarar sadece sürücüden ve araç sahibinden mi istenir? Bunun cevabı tek cümleyle verilemez. Çünkü her “karayolu dışı” yer, hukuk bakımından aynı değildir. Uygulamada belirleyici olan, kazanın gerçekten Karayolları Trafik Kanunu kapsamı dışında kalan kapalı ve özel bir alanda mı gerçekleştiği, yoksa teknik olarak karayolu olmasa bile kamunun yararlanmasına açık bir yerde mi meydana geldiğidir. Zorunlu trafik sigortasının kapsamı, sigortalının Karayolları Trafik Kanunu çerçevesindeki sorumluluk riski ile sınırlıdır.

Bu nedenle ilk bakılacak konu, kazanın olduğu yerin hukuki niteliğidir. Yargıtay içtihatlarında da bu ayrım önemlidir. Karayolu dışındaki bir alan, eğer kamunun kullanımına açık ise veya fiilen araç trafiğine açık bir alan niteliği taşıyorsa, KTK hükümlerinin uygulanması ve buna bağlı olarak trafik sigortasının devreye girmesi mümkün olabilir. Buna karşılık tamamen özel, kapalı, kamunun erişimine açık olmayan bir alanda meydana gelen kazalarda zorunlu trafik sigortasının sorumluluğu çoğu kez kabul edilmez.

Karayolu Sayılmayan Yer Ne Demektir?

Karayolları Trafik Kanunu bakımından klasik anlamda karayolu; trafik için kamunun yararlanmasına açık yol, köprü ve alanları ifade eder. Ancak uygulama sadece asfalt kamu yoluyla sınırlı değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu karar özetinde, karayolu dışındaki alanların sadece “trafik için kullanılan yer” olmasının gerekmediği, kamuya açık olmasının yeterli olabileceği belirtilmiştir. Bu yaklaşım, site içi açık otoparklar, AVM otoparkları, akaryakıt istasyonları, terminal sahaları veya herkesin serbestçe girebildiği benzeri alanlarda meydana gelen kazaların sırf “özel mülkiyet” gerekçesiyle sigorta kapsamı dışında bırakılamayabileceğini göstermektedir.

Başka bir ifadeyle, tapuda özel mülkiyet olması tek başına belirleyici değildir. Esas mesele, alanın fiilen kamunun kullanımına açık olup olmadığıdır. Eğer yer herkesin girip çıkabildiği, araç trafiğinin olağan biçimde yürüdüğü bir alan ise, KTK rejiminin uygulanması ve sigortacının sorumluluğunun gündeme gelmesi mümkündür. Buna karşılık yalnız belirli kişilerin girebildiği, kapalı fabrika sahası, şantiye içi yalnız çalışanlara açık bölüm, tamamen özel çiftlik içi kapalı alan veya dışarıya açık olmayan depo sahası gibi yerlerde sigortacının sorumluluğu daha tartışmalıdır ve çoğu olayda reddedilir.

Sigorta Şirketinin Sorumluluğu Var Mıdır?

Zorunlu trafik sigortası, sigortalı aracın işletilmesi sırasında üçüncü kişilerin ölümü, yaralanması veya mal zararına uğraması nedeniyle sigortalıya düşen hukuki sorumluluğu, poliçe limitleri içinde karşılar. Genel Şartlar da sigorta kapsamının, üçüncü kişilerin sigortalıdan KTK çerçevesindeki sorumluluk riski kapsamında isteyebilecekleri tazminat talepleriyle sınırlı olduğunu açıkça düzenler. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi de zorunlu mali sorumluluk sigortasını, motorlu aracın karayolunda işletilmesi sırasında doğan üçüncü kişi zararlarını belli limitler dahilinde karşılayan zorunlu sorumluluk sigortası olarak tanımlamaktadır.

Bu yüzden, kaza gerçekten KTK uygulama alanı dışında kalan bir yerde meydana gelmişse, trafik sigortasının sorumluluğundan söz etmek güçleşir. Çünkü sigortacı, KTK dışında kalan her türlü aracın her yerde doğurduğu zararı değil, yalnız KTK’nın yüklediği sorumluluk riskini teminat altına alır. Kaza yeri KTK bakımından “karayolu” veya kamuya açık eşdeğer alan sayılmıyorsa, sigorta şirketi “bu olay poliçe kapsamında değil” savunması ileri sürebilir.

Buna karşılık olay yeri teknik olarak kamu yolu olmasa bile, kamunun yararlanmasına açık bir alan niteliğindeyse, sigorta şirketinin sorumluluğu doğabilir. Uygulamada özellikle açık otopark, akaryakıt istasyonu, servis alanı, terminal veya kamuya açık site içi yol benzeri yerler bu bakımdan tartışma yaratır. Yargıtay’ın kamuya açıklık vurgusu nedeniyle, böyle yerlerde “karayolu dışı” savunması her zaman sigortacıyı kurtarmaz.

Zarar Kimlerden Talep Edilebilir?

Sigorta şirketinin sorumlu olmadığı veya sorumluluğun tartışmalı olduğu durumlarda zarar gören kişi, tazminatını öncelikle kusurlu sürücüden ve işleten/araç sahibinden talep edebilir. Çünkü sigortacının sorumluluğu sözleşmesel ve poliçe kapsamı ile sınırlı olsa da, sürücü ile işletenin haksız fiil ve tehlike sorumluluğu farklı bir hukuki zemine dayanır. Zorunlu sigorta devreye girmese bile, bu kişilerin sorumluluğu tamamen ortadan kalkmaz.

Bu nedenle karayolu sayılmayan yerde meydana gelen kazalarda asıl soru çoğu zaman “hiç sorumluluk yok mu” değil, “sigortacı yerine kim sorumlu” sorusudur. Eğer olay KTK dışında kalsa bile, Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiil hükümlerine göre sürücünün kusuru ve araç sahibinin/işletenin sorumluluğu gündeme gelir. Zarar gören, maddi zararlarını ve şartları varsa bedensel zarar kalemlerini bu kişilere yöneltebilir.

Hangi Zararlar Sigortadan İstenebilir, Hangileri İstenemez?

Sigortacının sorumluluğu doğuyorsa bile, her talep otomatik olarak poliçe kapsamında değildir. Trafik Sigortası Genel Şartları’nda kapsam dışı haller ayrıca sayılmıştır. Örneğin manevi tazminat talepleri genel şartlarda kapsam dışı bırakılmıştır. Ayrıca sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan talepler de teminat dışındadır. Bu nedenle kaza yeri bakımından sigortanın devreye girdiği kabul edilse bile, talep kaleminin ayrıca poliçe kapsamında bulunup bulunmadığı incelenmelidir.

Bu çerçevede, tipik olarak üçüncü kişinin maddi zararı ve bedensel zararının maddi sonuçları poliçe limitleri içinde sigortacıya yöneltilebilir. Ancak manevi tazminat genellikle sigorta şirketinden değil, sürücü ve araç sahibinden istenir. Aynı şekilde KTK kapsamı dışında kalan veya sigortalının sorumluluk riski dışında kalan bazı talepler için sigortacıya gidilemez.

Tek Taraflı Kaza Ve Destekten Yoksun Kalma Meselesi

Uygulamada karayolu-dışı yer tartışması, tek taraflı kazalarla da birleşebilmektedir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2021/1659 E., 2021/2113 K. sayılı kararında, zorunlu trafik sigortasının destekten yoksun kalma teminatı bakımından da sigortalının sorumluluk riski kapsamı esas alınmış; destek şahsının kusuruna denk gelen taleplerin teminat dışında kaldığı vurgulanmıştır. Bu karar doğrudan “karayolu dışı yer” meselesiyle ilgili olmasa da, sigortacının sorumluluğunun her durumda otomatik olmadığını ve poliçe kapsamı ile KTK sorumluluk alanının belirleyici olduğunu göstermektedir.

Bu nedenle karayolu sayılmayan yerde meydana gelen tek taraflı bir kazada, sigortacının sorumluluğu ileri sürülmeden önce iki ayrı soruya cevap verilmelidir: olay yeri KTK anlamında uygulama alanı içinde mi ve talep edilen zarar poliçe kapsamında mı? Bu iki sorudan biri olumsuzsa, talep çoğu zaman sürücü/işleten eksenine kayar.

Kasko Veya İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Ne Olur?

Burada zorunlu trafik sigortası ile diğer sigortaları ayırmak gerekir. Kasko sigortası esasen aracın kendisine ilişkin menfaati koruyan bir mal sigortasıdır; üçüncü kişiye verilen her zararı otomatik karşılamaz. Buna karşılık ihtiyari mali sorumluluk sigortası varsa, onun kapsamı poliçe özel şartlarına göre ayrıca değerlendirilebilir. KTK m. 100’de, doğrudan talep ve dava hakkına ilişkin bazı hükümlerin ihtiyari mali sorumluluk sigortasında da uygulanacağı öngörülmüştür. Ancak yine de burada belirleyici olan poliçenin kapsamıdır; “karayolu dışı yer” meselesi otomatik şekilde tüm sigorta türlerinde aynı sonuca götürmez.

Bu yüzden karayolu sayılmayan yerde kaza olduğunda sadece trafik poliçesine bakmak yetmez. Araçta kasko, ihtiyari mali sorumluluk, işyeri sorumluluk sigortası veya başka özel poliçeler varsa, her biri ayrı ayrı incelenmelidir. Özellikle kapalı özel alan kazalarında bazen trafik sigortası değil, farklı bir sorumluluk sigortası devreye girebilir.

Dava Stratejisi Nasıl Kurulmalıdır?

Bu tür dosyalarda en kritik konu, kazanın gerçekleştiği yerin niteliğinin doğru ispat edilmesidir. Fotoğraflar, kamera kayıtları, kroki, belediye veya site yönetimi yazıları, giriş-çıkış serbestisini gösteren deliller, olay yerinin kamuya açık olup olmadığını belirlemede çok önemlidir. Çünkü sigorta şirketinin sorumlu olup olmadığı çoğu zaman “kaza nerede oldu” sorusuna verilecek hukuki cevaba bağlıdır.

Bu nedenle dava açılmadan önce şu ayrım yapılmalıdır:

Kaza yeri kamuya açık veya fiilen herkesin kullanımına açık bir alan ise sigorta şirketine de başvurulmalıdır.

Kaza yeri tamamen özel ve kapalı bir alan ise sürücü, işleten, araç sahibi ve gerekiyorsa alan işletmecisinin sorumluluğu ayrıca değerlendirilmelidir.

Her iki ihtimalde de, sigorta yönünden kapsam tartışması bulunuyorsa davanın alternatifli veya kademeli stratejiyle kurulması daha güvenli olabilir.

Karayolu sayılmayan yerlerde meydana gelen kazalarda, sigorta şirketinin sorumluluğu her zaman yoktur demek de, her durumda vardır demek de doğru değildir. Belirleyici olan, olay yerinin gerçekten KTK uygulama alanı dışında kalıp kalmadığıdır. Eğer alan kamunun yararlanmasına açık ise, teknik olarak kamu yolu olmasa bile trafik sigortasının devreye girmesi mümkündür. Buna karşılık tamamen özel, kapalı ve kamuya açık olmayan alanlarda zorunlu trafik sigortasının sorumluluğu çoğu dosyada kabul edilmez.

Sigortacının sorumluluğu yoksa veya tartışmalıysa, zarar görenin hakkı ortadan kalkmaz. Zarar, kusurlu sürücüden, işleten/araç sahibinden ve somut olaya göre başka sorumlulardan talep edilebilir. Ayrıca kasko veya ihtiyari mali sorumluluk gibi başka poliçeler varsa bunların kapsamı da ayrıca incelenmelidir. Bu nedenle “karayolu dışı yer” dosyalarında en önemli adım, olay yerinin hukuki statüsünü doğru tespit etmek ve dava stratejisini buna göre kurmaktır.

Site İçinde Olan Kaza Trafik Sigortasından Karşılanır Mı?

Her zaman değil. Site içindeki yol veya otopark kamunun kullanımına açık ise sigorta sorumluluğu doğabilir. Tamamen kapalı ve yalnız sınırlı kişilere açık özel alansa sigortacının sorumluluğu daha zayıftır.

AVM Otoparkındaki Kaza Karayolu Sayılır Mı?

Çoğu dosyada tartışma bu noktada yoğunlaşır. AVM otoparkı herkesin serbestçe kullanabildiği bir alan ise, Yargıtay’ın kamuya açıklık yaklaşımı nedeniyle KTK uygulaması ve trafik sigortası sorumluluğu gündeme gelebilir.

Sigorta Şirketi Sorumlu Değilse Kime Dava Açılır?

Kusurlu sürücüye, işletene ve araç sahibine; somut olaya göre ayrıca alan işletmecisine veya başka sorumlulara başvurulabilir.

Manevi Tazminat Trafik Sigortasından İstenebilir Mi?

Genel şartlarda manevi tazminat talepleri kapsam dışı sayılmıştır. Bu nedenle manevi tazminat çoğu kez sürücü ve araç sahibinden istenir.

PER Legal

Per Legal hukuk bürosu temelinde müvekkillerin sorunları çözerek onların maddi ve manevi kazanımlarını hedeflemektedir. Çalışma prensibinde müvekkillerinin taleplerini hukuki zeminde birleştirerek onların en avantajlı kararları alması için yol gösterici olmaktadır.