
Belediye Otobüsü Kazalarında Sorumluluk
Belediye otobüsleri, şehir içi toplu taşıma hizmetinin en önemli araçlarındandır. İETT, EGO ve benzeri belediye otobüs işletmeleri ile belediyelere ait şirketler tarafından işletilen otobüslerin karıştığı trafik kazaları; yalnızca araç hasarı doğuran basit kazalarla sınırlı kalmamakta, yolcuların, sürücülerin, yayaların ve diğer araçlarda bulunan kişilerin yaralanmasına veya ölümüne de neden olabilmektedir.
Belediye otobüsünün sebebiyet verdiği trafik kazalarında; otobüs şoförünün kusuru, belediyenin veya belediye şirketinin işleten sıfatı, zorunlu mali sorumluluk sigortası, varsa ihtiyari mali mesuliyet sigortası, yolcuların taşıma ilişkisi, üçüncü kişilerin uğradığı maddi zararlar, bedeni zararlar, ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talepleri birlikte değerlendirilmelidir.
Bu tür kazalarda zarar gören kişiler yalnızca otobüs şoförüne değil; somut olayın özelliklerine göre belediyeye, belediyeye ait şirkete, otobüs işletmecisine, aracın işletenine ve sigorta şirketine karşı da haklarını ileri sürebilir. Özellikle belediye otobüsünün kamu hizmeti kapsamında işletiliyor olması, zarar görenlerin tazminat hakkını ortadan kaldırmaz.
Belediye otobüsü kazası; belediye, belediye şirketi, bağlı kuruluş, toplu taşıma işletmesi veya belediye adına hizmet yürüten işletmeciler tarafından kullanılan otobüslerin karıştığı ve maddi hasar, yaralanma veya ölümle sonuçlanan trafik kazasıdır.
Bu kazalar farklı şekillerde meydana gelebilir. Belediye otobüsünün özel araca çarpması, yayaya çarpması, motosiklet veya bisiklet sürücüsüne çarpması, ani fren nedeniyle yolcunun düşmesi, kapı açıkken hareket edilmesi, yolcu inmeden aracın hareket ettirilmesi, durakta bekleyen kişiye çarpılması, kavşakta geçiş hakkı ihlali, kırmızı ışık ihlali, şerit ihlali, takip mesafesine uyulmaması, hatalı sollama, hız kurallarına aykırılık veya dikkatsizlik nedeniyle kaza meydana gelebilir.
Kazanın niteliğine göre zarar gören kişi; başka araç sürücüsü, araç sahibi tüzel kişi, yolcu, yaya, motosikletli, bisikletli, e-skuter kullanıcısı veya otobüs içindeki herhangi bir kişi olabilir.
Belediye Otobüsü Kazalarında Kimler Sorumlu Olabilir?
Belediye otobüsü kazalarında sorumluluk yalnızca otobüsü kullanan şoförle sınırlı değildir. Somut olaya göre birden fazla kişi veya kurum zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olabilir.
Sorumlular arasında şunlar yer alabilir:
Otobüs şoförü, otobüsün işleteni, otobüsün bağlı olduğu belediye şirketi, ilgili belediye veya bağlı idare, toplu taşıma hizmetini yürüten işletme, aracın maliki, zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, varsa ihtiyari mali mesuliyet sigortacısı ve bazı durumlarda bakım-onarım hizmetini eksik yerine getiren kişi veya kuruluş.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu sisteminde motorlu aracın işletilmesi nedeniyle bir kişinin ölmesi, yaralanması veya bir şeyin zarara uğraması halinde işletenin sorumluluğu gündeme gelir. Otobüs gibi toplu taşıma araçlarında işleten sıfatı; aracın kimin adına işletildiği, ekonomik yararın kimde olduğu, aracın fiili hakimiyetinin kimde bulunduğu ve taşıma organizasyonunu kimin yürüttüğü dikkate alınarak belirlenir.
Bu nedenle belediye otobüsünün karıştığı kazalarda belediye, belediyeye ait şirket veya ilgili toplu taşıma işletmesi, somut olayda aracın işleteni veya bağlı olduğu teşebbüs sahibi sıfatıyla tazminat sorumluluğu altında olabilir.
Belediyenin Ve Belediye Şirketinin Müştereken Ve Müteselsilen Sorumluluğu
Belediye otobüslerinin karıştığı kazalarda zarar gören kişinin en önemli haklarından biri, zarardan sorumlu olanlara karşı müşterek ve müteselsil sorumluluk hükümlerine dayanabilmesidir.
Müşterek ve müteselsil sorumluluk, zarar gören kişinin zararının tamamını sorumlulardan herhangi birinden talep edebilmesi anlamına gelir. Bu kapsamda zarar gören kişi; otobüs şoförüne, otobüsün işleteni olan belediye şirketine, ilgili belediyeye veya bağlı kuruluşa ve sigorta şirketine karşı taleplerini yöneltebilir.
Belediye veya belediye şirketinin sorumluluğu şu temellere dayanabilir:
Otobüsün işleteni olması, toplu taşıma hizmetini organize etmesi, şoförü çalıştırması veya denetlemesi, aracın bakım ve güvenliğinden sorumlu olması, taşıma hizmetinden ekonomik veya idari fayda sağlaması, yolcuların güvenli taşınmasını üstlenmesi ve trafik güvenliği bakımından gerekli organizasyonu kurmakla yükümlü olması.
Bu nedenle belediye otobüsünün sebep olduğu trafik kazalarında belediye veya belediye şirketi, “kazayı bizzat şoför yaptı” diyerek her durumda sorumluluktan kurtulamaz. Şoförün kusurlu hareketi, çoğu durumda işletenin ve bağlı olduğu taşıma organizasyonunun sorumluluğunu da doğurur.
Belediye Otobüsünün Başka Bir Araca Çarpması Halinde Maddi Hasar Tazminatı
Belediye otobüsünün özel kişiye veya tüzel kişiye ait bir araca çarpması halinde, araçta meydana gelen maddi zararların tazmini talep edilebilir. Zarar gören aracın gerçek kişi veya şirket aracı olması fark etmeksizin, araç maliki zararın giderilmesini isteyebilir.
Talep edilebilecek maddi zarar kalemleri şunlardır:
Araç onarım bedeli, parça ve işçilik giderleri, araç değer kaybı, aracın kullanılamamasından doğan kazanç kaybı, ticari araçlarda iş durması zararı, çekici ve otopark giderleri, ekspertiz masrafları, ikame araç giderleri, araçtaki eşya veya yük zararları.
Özellikle ticari araçlarda belediye otobüsü kazası nedeniyle aracın serviste kaldığı süre içinde gelir kaybı doğabilir. Taksi, servis aracı, şirket aracı, nakliye aracı veya ticari faaliyet için kullanılan araçlarda bu zarar ayrıca talep edilebilir.
Araç değer kaybı da önemli bir tazminat kalemidir. Araç tamir edilmiş olsa bile, kaza geçmişi nedeniyle ikinci el piyasa değerinde düşüş meydana gelebilir. Belediye otobüsünün kusurlu olduğu kazalarda araç sahibi, değer kaybı zararını da talep edebilir.
Belediye Otobüsündeki Yolcuların Yaralanması
Belediye otobüsünde yolcu olarak bulunan kişilerin güvenli şekilde taşınması gerekir. Yolcunun otobüs içinde düşmesi, ani fren nedeniyle yaralanması, kapı kapanırken sıkışması, durakta inmeden aracın hareket etmesi, otobüs içindeki güvenlik eksiklikleri nedeniyle zarar görmesi halinde taşıma hizmetini yürüten işletmenin ve işletenin sorumluluğu gündeme gelebilir.
Otobüs yolcusu ile belediye veya belediye şirketi arasında fiili bir taşıma ilişkisi bulunur. Yolcu, ücretli veya ücretsiz taşıma sisteminden yararlanıyor olsa da güvenli taşınma hakkına sahiptir.
Yolcu yaralanmışsa şu zararları talep edebilir:
Tedavi giderleri, hastane ve ilaç masrafları, fizik tedavi giderleri, geçici iş göremezlik zararı, sürekli iş göremezlik veya maluliyet tazminatı, bakıcı gideri, ulaşım masrafları, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararlar ve manevi tazminat.
Yolcunun otobüs içinde ayakta olması, her durumda işletmeyi sorumluluktan kurtarmaz. Şehir içi toplu taşımada ayakta yolcu taşınması olağan olsa da şoförün ani ve gereksiz fren yapması, kapı güvenliğini sağlamaması, yolcunun iniş-binişini tamamlamadan hareket etmesi veya trafik kurallarına aykırı davranması halinde sorumluluk doğabilir.
Belediye Otobüsünün Yayaya Çarpması
Belediye otobüsünün yayaya çarpması halinde sorumluluk daha ağır şekilde gündeme gelebilir. Çünkü otobüs büyük ve ağır bir araç olduğundan, yayaya çarpması halinde ciddi yaralanma veya ölüm riski yüksektir.
Yaya geçidinde geçiş üstünlüğüne uyulmaması, durakta bekleyen kişiye çarpılması, kavşakta dönüş sırasında yayanın fark edilmemesi, hız sınırına uyulmaması, dikkatsizlik veya görüş alanı kontrolünün yapılmaması şoför kusurunu gündeme getirir.
Yaya yaralanmışsa bedeni zarar tazminatı; ölmüşse yakınları destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talep edebilir. Bu talepler otobüs şoförüne, işletene, belediye şirketine, belediyeye ve sigorta şirketine yöneltilebilir.
Belediye Otobüsü Kazasında Sürücülerin Ve Diğer Araç Yolcularının Bedeni Zararları
Belediye otobüsünün başka bir araca çarpması halinde yalnızca araç hasarı değil, diğer araç sürücüsü ve yolcularının bedeni zararları da gündeme gelir.
Bu kişiler; tedavi giderleri, geçici iş göremezlik zararı, sürekli iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri, ameliyat ve rehabilitasyon masrafları, çalışma gücü kaybı, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararlar ve manevi tazminat talep edebilir.
Kazanın ağırlığına göre kemik kırığı, omurga yaralanması, beyin kanaması, iç organ yaralanması, kalıcı sakatlık veya psikolojik travma meydana gelebilir. Bu durumda alınacak sağlık raporları, maluliyet raporu ve kusur raporu tazminat hesabı bakımından belirleyici olur.
Belediye Otobüsü Kazasında Ölüm Halinde Talep Edilebilecek Tazminatlar
Belediye otobüsünün karıştığı kaza ölümle sonuçlanmışsa, ölen kişinin yakınları maddi ve manevi tazminat talep edebilir.
Ölüm halinde başlıca tazminat kalemleri şunlardır:
Destekten yoksun kalma tazminatı, cenaze ve defin giderleri, ölüm öncesi tedavi giderleri, ölenin yakınlarının manevi tazminat talepleri, varsa kazanç kaybı ve ölüm nedeniyle doğan diğer ekonomik zararlar.
Destekten yoksun kalma tazminatı yalnızca mirasçılara özgü değildir. Ölen kişinin fiilen destek olduğu veya ileride destek olması beklenen kişiler bu tazminatı talep edebilir. Eş, çocuk, anne ve baba çoğu durumda destekten yoksun kalan kişiler arasında yer alır. Somut olayda kardeş, nişanlı veya fiili destek ilişkisi bulunan başka kişiler de destekten yoksun kalma iddiasında bulunabilir.
Manevi tazminat ise ölenin yakınlarının yaşadığı acı, elem ve üzüntünün bir nebze giderilmesi amacıyla talep edilir. Belediye otobüsü şoförünün kusuru, kazanın ağırlığı, ölenin yaşı, yakınlık ilişkisi ve olayın meydana geliş şekli manevi tazminat miktarında etkili olabilir.
Belediye Otobüsü Kazalarında Maddi Tazminat Kalemleri
Belediye otobüsü kazalarında maddi tazminat, zarar görenin malvarlığındaki eksilmeyi ve ileride doğacak ekonomik kayıpları karşılamayı amaçlar.
Maddi tazminat kalemleri genel olarak şunlardır:
Araç hasar bedeli, araç değer kaybı, kazanç kaybı, ticari araç mahrumiyet zararı, çekici ve otopark giderleri, tedavi giderleri, ilaç ve hastane masrafları, ameliyat ve fizik tedavi giderleri, geçici iş göremezlik zararı, sürekli iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri, protez ve yardımcı cihaz giderleri, ulaşım masrafları, destekten yoksun kalma tazminatı, cenaze giderleri.
Bu zarar kalemlerinin her biri belge ve hesaplama gerektirir. Araç hasarı için ekspertiz raporu, servis faturası ve değer kaybı raporu; bedeni zararlar için hastane kayıtları, adli raporlar, maluliyet raporu, gelir belgeleri ve SGK kayıtları önemlidir.
Belediye Otobüsü Kazalarında Manevi Tazminat
Manevi tazminat, kazanın kişide veya yakınlarında yarattığı acı, elem, ıstırap ve ruhsal etkilerin bir nebze giderilmesi amacıyla talep edilir.
Yaralanmalı kazalarda zarar gören kişi; kırık, ameliyat, kalıcı iz, sakatlık, uzun tedavi süreci, psikolojik travma, iş ve sosyal yaşamın etkilenmesi gibi nedenlerle manevi tazminat isteyebilir.
Ölümlü kazalarda ise ölenin yakınları manevi tazminat talep edebilir. Eş, çocuk, anne, baba ve somut olayın özelliklerine göre yakın bağ içinde bulunan kişiler bu talebi ileri sürebilir.
Manevi tazminatın belirlenmesinde kazanın oluş şekli, kusur oranı, zararın ağırlığı, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, ölüm veya yaralanmanın etkisi ve hakkaniyet ilkesi dikkate alınır.
Sigorta Şirketine Başvuru Süreci
Belediye otobüsü kazalarında otobüsün zorunlu mali sorumluluk sigortası bulunur. Zarar gören kişi, dava açmadan veya tahkim yoluna gitmeden önce ilgili sigorta şirketine başvuru yapmalıdır.
Sigorta başvurusunda kazaya ilişkin belgeler, kusur durumu, zarar kalemleri ve talep edilen tazminat açıkça belirtilmelidir. Sigorta şirketi başvuruyu inceleyerek ödeme yapabilir, eksik ödeme yapabilir veya talebi reddedebilir. Sigorta şirketinin süresi içinde cevap vermemesi halinde de zarar gören kişi dava veya Sigorta Tahkim Komisyonu yoluna başvurabilir.
Sigorta şirketine başvuruda şu belgeler önemlidir:
Kaza tespit tutanağı, kusur raporu, araç ruhsatı, sigorta poliçesi bilgileri, hasar fotoğrafları, ekspertiz raporu, servis faturası, değer kaybı raporu, hastane kayıtları, adli rapor, maluliyet raporu, gelir belgeleri, SGK kayıtları, ölüm halinde veraset belgesi ve destek ilişkisini gösteren belgeler.
Sigorta şirketleri poliçe limitleri dahilinde sorumludur. Zarar poliçe limitini aşıyorsa, kalan kısım için belediye, belediye şirketi, işleten, şoför veya diğer sorumlulara başvurulabilir.
Sigorta Tahkim Komisyonu Başvurusu
Sigorta şirketine yapılan başvuru reddedilmişse, eksik ödeme yapılmışsa veya süresi içinde cevap verilmemişse, şartları varsa Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvuru yapılabilir.
Sigorta tahkim süreci, trafik sigortası uyuşmazlıklarında mahkemeye göre daha hızlı bir yol olabilir. Ancak başvurunun usulüne uygun yapılması gerekir. Eksik belge, hatalı maluliyet raporu, zarar kalemlerinin belirsiz olması veya sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmamış olması başvurunun reddine yol açabilir.
Belediye otobüsü kazalarında sigorta tahkim başvurusu özellikle araç hasarı, değer kaybı, bedeni zarar, geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ve destekten yoksun kalma tazminatı bakımından gündeme gelebilir.
Manevi tazminat talepleri ise zorunlu trafik sigortası kapsamında her zaman karşılanmayabilir. Bu nedenle manevi tazminat çoğu durumda doğrudan şoför, işleten, belediye şirketi veya belediyeye karşı ileri sürülür. Varsa ihtiyari mali mesuliyet sigortası ayrıca incelenmelidir.
Belediye Otobüsü Kazalarında Dava Kime Karşı Açılır?
Belediye otobüsü kazalarında dava açılacak kişiler ve kurumlar somut olayın özelliklerine göre belirlenmelidir. Davanın yanlış kişiye veya eksik davalıyla açılması hak kaybına neden olabilir.
Genellikle şu kişilere karşı dava açılması gündeme gelebilir:
Otobüs şoförü, otobüsün işleteni, belediye şirketi, ilgili belediye veya bağlı kuruluş, otobüsün maliki, zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, varsa ihtiyari mali mesuliyet sigortacısı.
Eğer otobüs belediye adına özel bir alt yüklenici veya özel işletmeci tarafından çalıştırılıyorsa, bu işletmeci de sorumluluk kapsamında değerlendirilmelidir.
Dava türü ve görevli mahkeme, zararın niteliğine ve sorumluların hukuki statüsüne göre değişebilir. Trafik kazasından doğan özel hukuk tazminat taleplerinde adli yargı çoğu durumda görevli olmakla birlikte, olayda idarenin hizmet kusuru, yol düzenlemesi, durak güvenliği veya kamu hizmetinin organizasyonundan kaynaklanan ayrıca bir kusur varsa idari yargı ihtimali de değerlendirilmelidir.
Belediye Otobüsü Kazalarında Zamanaşımı
Trafik kazalarından doğan tazminat taleplerinde genel zamanaşımı süresi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve her hâlde kaza tarihinden itibaren 10 yıldır.
Ancak trafik kazası aynı zamanda ceza kanunlarına göre suç oluşturuyorsa ve ceza kanununda daha uzun zamanaşımı süresi öngörülmüşse, tazminat talepleri bakımından daha uzun ceza zamanaşımı süresi uygulanabilir.
Belediye otobüsünün karıştığı yaralanmalı veya ölümlü kazalarda çoğu zaman taksirle yaralama veya taksirle öldürme suçları gündeme geldiğinden, ceza zamanaşımı süreleri tazminat davası bakımından ayrıca incelenmelidir.
Zamanaşımı hesabı yapılırken kaza tarihi, zararın öğrenilme tarihi, maluliyetin kesinleşme tarihi, sigorta başvurusu, ceza soruşturması ve dava süreci birlikte değerlendirilmelidir.
Belediye Otobüsü Şoförünün Ceza Hukuku Bakımından Sorumluluğu
Belediye otobüsü şoförünün trafik kurallarına aykırı davranışı sonucunda bir veya birden fazla kişinin yaralanması ya da ölmesi halinde ceza hukuku bakımından sorumluluk gündeme gelir.
Kazanın sonucuna göre şu suçlar değerlendirilebilir:
Taksirle yaralama, birden fazla kişinin taksirle yaralanmasına neden olma, taksirle öldürme, bir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma.
Ceza soruşturmasında şoförün hız durumu, dikkat ve özen yükümlülüğü, trafik kurallarına uyup uymadığı, kırmızı ışık ihlali, durakta yolcu indirip bindirme kurallarına uyma, yayaya geçiş hakkı verme, telefon kullanma, yorgunluk, alkol veya uyuşturucu etkisi, aracın teknik durumu ve kazayı önleme imkânı araştırılır.
Bilinçsiz Taksir Nedir?
Bilinçsiz taksir, failin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması nedeniyle öngörülebilir bir sonucu öngörememesi halidir.
Belediye otobüsü şoförü, gerekli dikkat ve özeni göstermediği için kazaya neden olmuş; ancak somut neticenin meydana gelebileceğini öngörmemişse bilinçsiz taksir gündeme gelebilir.
Örneğin şoförün takip mesafesine dikkat etmemesi, kavşakta yeterli kontrol yapmaması, durakta yolcunun inişini tam kontrol etmeden hareket etmesi veya dikkatsizlik sonucu başka araca çarpması bilinçsiz taksir kapsamında değerlendirilebilir.
Yargıtay uygulamasında da trafik kazalarında basit dikkatsizlik, tedbirsizlik, özen eksikliği ve trafik kuralı ihlali çoğu durumda taksir kapsamında incelenmektedir. Ancak somut olayın ağırlığı, şoförün neticeyi öngörüp öngörmediği ve ihlalin derecesi bilinçli taksir değerlendirmesinde önem taşır.
Bilinçli Taksir Nedir?
Bilinçli taksir, kişinin neticenin meydana gelebileceğini öngörmesine rağmen istememesi ve buna rağmen hareketine devam etmesi halidir. Başka bir ifadeyle fail sonucu istemez; ancak riskin farkındadır ve “bir şey olmaz” düşüncesiyle davranır.
Belediye otobüsü şoförü bakımından bilinçli taksir özellikle şu hallerde gündeme gelebilir:
Aşırı hızla seyretmek, kırmızı ışıkta geçmek, yoğun yaya geçidinde hız kesmemek, durakta yolcular inip binerken dikkatsiz hareket etmek, kapı açıkken aracı hareket ettirmek, cep telefonu ile ilgilenmek, tehlikeli sollama yapmak, yağışlı veya kaygan yolda hızını azaltmamak, yolcu dolu otobüsle tehlikeli manevra yapmak, mesleği gereği bilmesi gereken açık tehlikeye rağmen sürüşe devam etmek.
Yargıtay’ın trafik kazalarına ilişkin genel yaklaşımında, bilinçli taksir değerlendirmesi yapılırken sürücünün tehlikeyi öngörebilecek durumda olup olmadığı, trafik kuralı ihlalinin açık ve ağır olup olmadığı, sürücünün mesleki tecrübesi, yol ve trafik koşulları, kazanın meydana geliş şekli ve failin neticeyi istemeyip istemediği birlikte değerlendirilir.
Belediye otobüsü şoförleri profesyonel sürücülerdir. Bu nedenle şehir içi trafikte yayalar, yolcular, duraklar, yoğun kavşaklar ve diğer araçlar bakımından daha yüksek dikkat ve özen göstermeleri beklenir. Bu mesleki konum, bilinçli taksir değerlendirmesinde dikkate alınabilir.
Olası Kast Trafik Kazalarında Ne Zaman Gündeme Gelir?
Trafik kazalarında asıl değerlendirme çoğu zaman taksir veya bilinçli taksir üzerinden yapılır. Olası kast ise daha istisnai ve ağır durumlarda gündeme gelir.
Olası kastta fail, neticenin meydana gelebileceğini öngörür ve bu neticenin gerçekleşmesini kabullenerek hareket eder. Bilinçli taksirde ise fail neticeyi öngörür ancak gerçekleşmeyeceğine güvenir. Bu ayrım ceza hukuku bakımından son derece önemlidir.
Belediye otobüsü kazalarında olası kast değerlendirmesi istisnai olarak; sürücünün çok ağır ve açık tehlikeye rağmen davranışını sürdürdüğü, ölüm veya yaralanma ihtimalini kabullendiğini gösteren somut olguların bulunduğu hallerde tartışılabilir. Örneğin yoğun yaya kalabalığına doğru bilerek araç sürmek, dur ihtarlarına rağmen kalabalık alana yönelmek veya neticeyi kabullenmeyi gösteren olağan dışı davranışlar söz konusu olmadıkça, trafik kazaları genellikle taksir veya bilinçli taksir kapsamında değerlendirilir.
Yargıtay uygulamasında da trafik kazalarında olası kast ile bilinçli taksir ayrımı yapılırken, failin sonucu kabullenip kabullenmediği belirleyici kabul edilmektedir. Sadece ağır trafik kuralı ihlali her zaman olası kast anlamına gelmez; ancak somut olayın özellikleri suç vasfını değiştirebilir.
Birden Fazla Kişinin Yaralanması Veya Ölmesi
Belediye otobüsü kazalarında birden fazla kişinin yaralanması veya ölmesi mümkündür. Otobüsün kalabalık yolcu taşıması, büyük ve ağır bir araç olması, şehir içi trafikte yaya ve araç yoğunluğunun fazla olması bu riski artırır.
Birden fazla kişinin yaralanması halinde taksirle yaralama suçunun nitelikli hali gündeme gelebilir. Bir kişinin ölümüyle birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanması halinde taksirle öldürme suçunun daha ağır cezayı gerektiren hali söz konusu olabilir.
Bu durumda ceza soruşturmasında her mağdurun yaralanma derecesi, ölüm nedeni, kusur oranı, illiyet bağı ve şoförün davranışının hukuki niteliği ayrı ayrı değerlendirilir.
Ceza davasında verilecek kusur raporları, tazminat davası bakımından da önem taşıyabilir. Ancak ceza yargılaması ile tazminat davası farklı amaçlara hizmet eder. Ceza davası failin cezai sorumluluğunu; tazminat davası ise zarar görenlerin zararlarının giderilmesini amaçlar.
Belediye Otobüsü Kazalarında Delil Toplama
Belediye otobüsü kazalarında hak kaybı yaşamamak için delillerin hızlı şekilde toplanması gerekir.
Önemli deliller şunlardır:
Kaza tespit tutanağı, trafik ekiplerinin düzenlediği raporlar, kamera kayıtları, MOBESE görüntüleri, otobüs içi kamera kayıtları, durak kamera görüntüleri, tanık beyanları, otobüsün takograf veya elektronik takip kayıtları, GPS ve güzergâh kayıtları, şoförün vardiya ve çalışma süresi kayıtları, alkol veya uyuşturucu testleri, otobüs bakım kayıtları, sigorta poliçeleri, hastane kayıtları, adli raporlar, maluliyet raporu, ekspertiz raporu, araç hasar fotoğrafları, servis faturaları, değer kaybı raporu.
Belediye otobüslerinde çoğu zaman araç içi kamera, güzergâh takip sistemi ve kurumsal kayıtlar bulunduğundan, bu kayıtların kaybolmadan talep edilmesi önemlidir. Gerekirse dava açılmadan önce delil tespiti yoluna başvurulabilir.
Belediye Otobüsü Kazalarında Avukat Desteğinin Önemi
Belediye otobüsü kazaları, sıradan trafik kazalarına göre daha fazla hukuki ihtimal içerebilir. Çünkü olayda şoför, belediye, belediye şirketi, bağlı kuruluş, sigorta şirketi, yolcu taşıma ilişkisi, işleten sorumluluğu, kamu hizmeti organizasyonu ve ceza soruşturması bir arada bulunabilir.
Bu nedenle zarar gören kişinin doğru muhataplara başvurması, sigorta sürecini usulüne uygun yürütmesi, delilleri hızlıca toplaması, tazminat kalemlerini eksiksiz hesaplatması ve zamanaşımı sürelerini kaçırmaması gerekir.
Özellikle yaralanmalı ve ölümlü kazalarda maluliyet raporu, aktüerya hesabı, destekten yoksun kalma tazminatı, manevi tazminat ve ceza dosyası birlikte takip edilmelidir.
Belediye Otobüsü Kazasında Belediyeye Dava Açılabilir Mi?
Evet. Somut olayda belediye, belediye şirketi veya bağlı kuruluş otobüsün işleteni, maliki, taşıma hizmetinin organizatörü veya sorumlu işletmesi konumundaysa tazminat talepleri bu kurumlara yöneltilebilir.
Belediye Otobüsü Kazasında Belediye Şirketi Sorumlu Mudur?
Evet. Otobüs belediye şirketi tarafından işletiliyor veya taşıma hizmeti bu şirket tarafından yürütülüyorsa, belediye şirketi işleten veya teşebbüs sahibi sıfatıyla zarardan sorumlu olabilir.
Belediye Otobüsünün Çarptığı Araçta Değer Kaybı İstenebilir Mi?
Evet. Belediye otobüsünün kusurlu olduğu kazalarda zarar gören araç sahibi, onarım bedeli yanında araç değer kaybını da talep edebilir.
Belediye Otobüsünde Yolcuyken Yaralandım, Tazminat Alabilir Miyim?
Evet. Otobüs yolcusu, ani fren, hatalı sürüş, kapı sıkışması, düşme veya trafik kazası nedeniyle yaralanmışsa maddi ve manevi tazminat talep edebilir.
Belediye Otobüsü Kazasında Sigorta Şirketine Başvuru Zorunlu Mudur?
Zorunlu trafik sigortasından tazminat talep edilecekse, dava veya tahkim sürecinden önce sigorta şirketine başvuru yapılması gerekir.
Belediye Otobüsü Kazasında Manevi Tazminat Kimden İstenir?
Manevi tazminat, kusurlu şoför, işleten, belediye şirketi, belediye veya diğer sorumlulara karşı ileri sürülebilir. Zorunlu trafik sigortası manevi tazminatı her durumda karşılamayabilir.
Belediye Otobüsü Kazasında Zamanaşımı Kaç Yıldır?
Trafik kazalarından doğan tazminat taleplerinde genel süre, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesinden itibaren 2 yıl ve her hâlde kaza tarihinden itibaren 10 yıldır. Ancak fiil suç oluşturuyor ve ceza kanunu daha uzun zamanaşımı öngörüyorsa daha uzun süre uygulanabilir.
Belediye Otobüsü Şoförü Hangi Suçtan Yargılanır?
Kazanın sonucuna göre taksirle yaralama, birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma, taksirle öldürme veya ölümle birlikte yaralanmaya neden olma suçları gündeme gelebilir. Somut olayın özelliklerine göre bilinçli taksir veya istisnai hallerde olası kast tartışması yapılabilir.
Bilinçli Taksir Ne Zaman Gündeme Gelir?
Şoför neticenin meydana gelebileceğini öngörmesine rağmen “bir şey olmaz” düşüncesiyle hareket etmişse bilinçli taksir gündeme gelebilir. Aşırı hız, kırmızı ışık ihlali, kapı açıkken hareket etme, yoğun yaya alanında tehlikeli sürüş gibi durumlar bu kapsamda değerlendirilebilir.
Olası Kast Trafik Kazalarında Uygulanır Mı?
Trafik kazalarında olası kast istisnai olarak uygulanır. Failin ölüm veya yaralanma ihtimalini yalnızca öngörmesi değil, bu sonucu kabullenmiş olması gerekir. Bu nedenle çoğu trafik kazası taksir veya bilinçli taksir kapsamında değerlendirilir.
Belediye otobüslerinin karıştığı trafik kazaları, hem özel hukuk hem ceza hukuku bakımından ciddi sonuçlar doğurabilir. Belediye otobüsünün bir araca çarpması halinde araç hasarı, değer kaybı ve kazanç kaybı; yolcu, yaya, sürücü veya diğer kişilerin yaralanması halinde tedavi giderleri, iş göremezlik tazminatı, maluliyet tazminatı ve manevi tazminat; ölüm halinde ise destekten yoksun kalma tazminatı ve yakınların manevi tazminat talepleri gündeme gelir.
Bu tür kazalarda belediye, belediye şirketi, bağlı idare, otobüs işleteni, şoför ve sigorta şirketi somut olayın özelliklerine göre müştereken ve müteselsilen sorumlu olabilir. Zarar gören kişi, zararının tamamını sorumlulardan talep edebilir; sorumlular arasındaki iç ilişki ayrıca değerlendirilir.
Belediye otobüsü şoförünün kusurlu hareketi sonucu bir veya birden fazla kişinin yaralanması ya da ölmesi halinde ceza hukuku bakımından taksir, bilinçli taksir ve istisnai hallerde olası kast ayrımı yapılmalıdır. Yargıtay uygulamasında bu ayrım yapılırken şoförün neticeyi öngörüp öngörmediği, sonucu kabullenip kabullenmediği, trafik kuralı ihlalinin ağırlığı, mesleki tecrübesi ve kazanın oluş şekli birlikte değerlendirilmektedir.
Hak kaybı yaşanmaması için kaza sonrası delillerin hızlı şekilde toplanması, sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılması, zamanaşımı sürelerinin takip edilmesi ve tazminat kalemlerinin eksiksiz hesaplanması büyük önem taşır.

