Karşılıksız Çek Şikayeti

Çek hukukunda “şikâyet” denildiğinde uygulamada çoğunlukla karşılıksız çek nedeniyle yapılan ceza şikâyeti anlaşılır. Bu şikâyet, çek borcunun tahsili için başlatılan icra takibinden farklıdır. Burada amaç, 5941 sayılı Çek Kanunu’nun 5. maddesinde düzenlenen suç nedeniyle sorumlu kişi hakkında ceza yaptırımı uygulanmasını sağlamaktır. Güncel sistemde bu suç, hamilin şikâyetine bağlıdır; mahkeme de doğrudan hapis cezası değil, her çek bakımından adlî para cezası ve ayrıca çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı uygular.

Karşılıksız çek alanında en çok hata yapılan noktalar; şikâyet süresinin yanlış hesaplanması, çeki ibraz eden kişinin gerçekten yetkili hamil olup olmadığının gözden kaçırılması, “karşılıksızdır” işleminin usulüne uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmemesi ve adlî para cezasının ödenmemesi hâlinde ortaya çıkan infaz sonuçlarının yanlış değerlendirilmesidir. Güncel Yargıtay kararlarında da bu başlıklar özellikle öne çıkmaktadır.

Bu makalede, karşılıksız çek şikâyetinin ne olduğu, şikâyet süresi, görevli mahkeme, suçun maddi ve manevi unsurları, yaptırımın kapsamı, adlî para cezasının ödenmesi hâlinde hapis riskinin durumu, HAGB ve erteleme meseleleri güncel mevzuat ve erişilebilen güncel Yargıtay çizgisi esas alınarak açıklanmaktadır.

Karşılıksız Çek Şikâyeti Nedir?

Karşılıksız çek şikâyeti, üzerinde yazılı düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde bankaya ibraz edilen çek hakkında “karşılıksızdır” işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamil tarafından yapılan ceza başvurusudur. Kanun, bu suçun takibini açıkça şikâyete bağlamıştır. Dolayısıyla şikâyet yoksa bu suç yönünden yargılama süreci kendiliğinden başlamaz.

Burada dikkat edilmesi gereken temel nokta şudur: Her ödenmeyen çek aynı zamanda ceza şikâyetine konu olmaz. Çekin kanuni ibraz süresi içinde sunulmuş olması, bankaca usulüne uygun “karşılıksızdır” işlemi yapılmış bulunması ve şikâyetin yetkili hamil tarafından yapılması gerekir. Yargıtay 19. Ceza Dairesinin erişilebilen kararlarında da özellikle bu üç husus üzerinde durulmaktadır.

Karşılıksız Çek Suçunun Hukuki Dayanağı

Karşılıksız çek suçu, 5941 sayılı Çek Kanunu’nun 5. maddesinde düzenlenmiştir. Bu hükme göre, üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak “karşılıksızdır” işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikâyeti üzerine her bir çekle ilgili olarak bin beş yüz güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. Kanun ayrıca hükmedilecek adlî para cezasının, çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olamayacağını açıkça söylemektedir. Aynı maddede çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı da zorunlu sonuç olarak düzenlenmiştir.

Bu nedenle karşılıksız çek şikâyeti, klasik anlamda “dolandırıcılık” ya da genel ceza hukuku şikâyeti değildir. Kendine özgü unsurları, özel görevli mahkemesi, özel şikâyet süresi ve özel yaptırım rejimi bulunan teknik bir suç tipidir. Bu teknik yapı nedeniyle, çekten doğan ceza sürecinin genel şikâyet suçlarıyla karıştırılmaması gerekir.

Şikâyet Süresi Ne Kadardır?

Karşılıksız çek suçunda şikâyet süresi, doğrudan Çek Kanunu’nda gün olarak yazılmamış; aynı kanunun 5. maddesinde yapılan atıf nedeniyle İcra ve İflas Kanunu’nun 347. maddesindeki rejime bağlanmıştır. Buna göre şikâyet hakkı, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer. Bu süreler hak düşürücü niteliktedir ve mahkemece re’sen dikkate alınır.

Uygulamada öğrenme tarihi çoğu dosyada, çek hakkında “karşılıksızdır” işlemi yapıldığının hamil tarafından öğrenildiği tarihle örtüşür. Ancak somut dosyada şikâyet hakkının ne zaman doğduğu ve kimin tarafından kullanılabileceği, ibraz ve hamil sıfatı ile doğrudan bağlantılıdır. Bu nedenle üç aylık süre hesabı her zaman otomatik değildir; özellikle ciro edilmiş çeklerde ve birden fazla ibraz bulunan dosyalarda dikkatli değerlendirme gerekir. Yargıtay’ın erişilebilen kararlarında da şikâyet hakkı ile yetkili hamil sıfatı birlikte incelenmektedir.

Şikâyet Nereye Yapılır?

Karşılıksız çek suçundan doğan davalar icra mahkemesinde görülür. Çek Kanunu’nun 5. maddesi bu konuda açıktır ve bu suçtan dolayı açılan davalarda İcra ve İflas Kanunu’nun 347, 349, 350, 351, 352 ve 353. maddelerindeki yargılama usulünün uygulanacağını düzenler. Bu nedenle görevli mahkeme, genel ceza mahkemeleri değil, icra mahkemesidir. Uygulamada bu mahkemeler çoğu yerde icra ceza mahkemesi olarak çalışmaktadır.

Yer yönünden yetki meselesi ise somut dosyanın özelliklerine göre değerlendirilir. Uygulamada çoğunlukla çekin ibraz edildiği yer ve ilgili çek hesabı ile bağlantılı yer mahkemeleri öne çıkmaktadır. Ancak burada en önemli husus, görevli mercinin icra mahkemesi olduğunun unutulmamasıdır. Yanlış mercie başvuru, süre bakımından ayrıca tartışma doğurabileceğinden, şikâyetin başlangıçta doğru mahkemeye yöneltilmesi büyük önem taşır.

Suçun Maddi Unsurları Nelerdir?

Karşılıksız çek suçunun maddi unsurları birkaç basamak hâlinde ortaya çıkar. İlk olarak ortada hukuken çek niteliği taşıyan bir senet bulunmalıdır. İkinci olarak bu çek, üzerinde yazılı düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde bankaya sunulmalıdır. Üçüncü olarak çek hakkında bankaca usulüne uygun bir “karşılıksızdır” işlemi yapılmış olmalıdır. Dördüncü olarak da bu sonuca sebebiyet veren kişi, kanunen çek karşılığını ilgili hesapta bulundurmakla yükümlü kişi olmalıdır.

Çek Kanunu’nun 3. maddesine göre “karşılıksızdır” işlemi, çekin arka yüzüne tahsil için ibraz edildiği tarih, hesap durumu, bankanın ödediği miktar, ibraz eden gerçek kişinin adı ve soyadı, gerekiyorsa tüzel kişi adına tahsil ettiği bilgisi yazılarak ve ibraz eden kişi ile banka yetkilisi tarafından imzalanarak yapılır; banka tarafından ödenen miktar düşüldükten sonra karşılıksız kalan tutar açıkça gösterilir. Yargıtay 19. Ceza Dairesinin erişilebilen kararlarında, bu şerhin usulüne uygun düzenlenmemesi hâlinde suçun unsurlarının oluşmadığı kabul edilen örnekler yer almaktadır. Özellikle karşılıksız kalan miktarın açıkça gösterilmemesi veya ibraz eden kişinin bilgilerinin eksik olması, beraat sonucuna götürebilmektedir.

Yargıtay’ın 10 Mart 2021 tarihli erişilebilen kararında, süresinde ibraz yapılmış olmasına rağmen ilk ibraz sırasındaki şerhte karşılıksız kalan miktarın ve bazı zorunlu bilgilerin eksik olması nedeniyle “karşılıksızdır” işleminin usulüne uygun sayılmadığı ve bu nedenle suçun unsurlarının oluşmadığı örnekler ayrıntılı biçimde aktarılmıştır. Bu karar çizgisi, yalnızca çekin ödenmemesinin yeterli olmadığını; bankaca yapılan işlemin de kanuna uygun biçimde tamamlanması gerektiğini göstermektedir.

Suçun Faili Kimdir?

Karşılıksız çek suçunda fail, her zaman çeki fiilen imzalayan kişi olmayabilir. Çek Kanunu’na göre çek karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmakla yükümlü kişi, kural olarak çek hesabı sahibidir. Çek hesabı sahibinin tüzel kişi olması hâlinde, tüzel kişinin mali işlerini yürütmekle görevlendirilen yönetim organı üyesi; böyle bir belirleme yapılmamışsa yönetim organını oluşturan gerçek kişi veya kişiler sorumludur. Kanun ayrıca gerçek kişi çek hesabı sahibinin kendi adına temsilci veya vekil tayin etmesi hâlinde dahi hukuki ve cezai sorumluluğun hesap sahibine ait olacağını belirtmektedir.

Bu nedenle çek şikâyetlerinde failin doğru belirlenmesi, özellikle şirket çeklerinde büyük önem taşır. Sadece şirket kaşesi ve imzanın kime ait olduğuna bakmak her zaman yeterli değildir. Mahkeme, çek hesabı sahibinin gerçek mi tüzel kişi mi olduğunu ve tüzel kişide mali işlerden sorumlu kişinin kim olduğunu ayrıca değerlendirir.

Şikâyet Hakkı Kimdedir?

Şikâyet hakkı hamile aittir. Ancak “hamil” kavramı burada şekli değil, ceza sorumluluğu bakımından sonuç doğuran teknik bir anlam taşır. Erişilebilen Yargıtay kararlarında, çeki bankaya usulüne uygun ibraz eden yetkili hamilin ve bazı hâllerde “karşılıksızdır” işlemi sonrasında meşru ciranta sıfatını koruyan kişinin durumları tartışılmıştır. Buna karşılık çeki ibraz eden kişi ile şikâyette bulunan kişi arasında hamil sıfatı kopmuşsa, şikâyet hakkının düşmesi gündeme gelebilmektedir.

Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 10 Mart 2021 tarihli erişilebilen kararında, çeki ilk kez süresinde başka bir bankaya ibraz eden tüzel kişi hamil ile daha sonra muhatap bankaya yeniden ibraz eden üçüncü kişi arasındaki fark üzerinde durulmuş; somut olayda şikâyetçi şirketin, “karşılıksızdır” işlemini yaptıran yetkili hamil olmadığı gerekçesiyle şikâyet hakkının düşmesi sonucuna gidilen dosya örnekleri aktarılmıştır. Bu çizgi, çek şikâyetinde sadece “alacaklı olmak” yetmediğini; yetkili hamil sıfatının korunmasının zorunlu olduğunu göstermektedir.

Suçun Manevi Unsuru Nedir?

Karşılıksız çek suçu, taksirle işlenebilen bir suç olarak düzenlenmemiştir. Bu nedenle manevi unsur bakımından kast esastır. Başka bir ifadeyle, failin çek karşılığını ilgili hesapta bulundurması gerektiği hâlde bu sonucu doğuran davranışının cezai sorumluluğa yol açması için taksir değil, kast çerçevesinde değerlendirme yapılır. Uygulamada bu konu çoğu zaman ekonomik sıkıntı, ticari kriz veya ödeme niyetinin sonradan gerçekleşmesi gibi savunmalarla gündeme gelmektedir; ancak kanun koyucu suç tipini objektif biçimde “karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme” olarak kurmuştur.

Bununla birlikte ceza yargılamasında manevi unsur tartışması tamamen önemsiz değildir. Özellikle failin kim olduğu, hesapta karşılık bulundurma yükümlülüğünün hangi kişide olduğu ve çekin ibraz tarihinde hesap durumunun ne olduğu, suçun isnadı bakımından somutlaştırılmalıdır. Şirket çeklerinde bu değerlendirme daha da önem kazanır.

Karşılıksız Çek Suçunun Cezası Ne Kadardır?

Karşılıksız çek suçunda mahkeme, her bir çek bakımından bin beş yüz güne kadar adlî para cezasına hükmeder. Ancak bu ceza, çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olamaz. Mahkeme ayrıca çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına da hükmeder; yasak zaten varsa devamına karar verir. Yargılama sırasında da koruma tedbiri olarak bu yasak resen uygulanabilir.

Burada özellikle altı çizilmesi gereken husus şudur: Karşılıksız çek şikâyetinde mahkeme ilk aşamada doğrudan hapis cezası vermez; verdiği yaptırım adlî para cezasıdır. Uygulamada “çekten hapis cezası” şeklinde kullanılan ifade, çoğunlukla bu adlî para cezasının ödenmemesi sonrasında infaz aşamasında ortaya çıkan hapis sonucunu anlatır. Bu ayrımın bilinmesi son derece önemlidir.

Adlî Para Cezası Kesinleşirse Ödenmesiyle Hapis Riskinden Kurtulunur Mu?

Evet. Karşılıksız çek suçundan verilen adlî para cezası kesinleştikten sonra ödeme emrine rağmen ödenmezse, 5941 sayılı Kanun’un 5/11. maddesi gereği bu ceza, 5275 sayılı Kanun’un 106. maddesindeki kamuya yararlı işte çalıştırma yolu uygulanmaksızın doğrudan hapse çevrilir. Ancak 5275 sayılı Kanun’un 106. maddesine göre hükümlü, hapis yattığı günlerin dışındaki günlere karşılık gelen parayı öderse hapisten çıkarılır. Başka bir deyişle, para cezasının ödenmesi hapis sonucunu sona erdirir; kişi cezaevine girmeden önce de, cezaevindeyken de kalan kısmı ödeyerek bu infaz sonucundan kurtulabilir.

Bu sistem, karşılıksız çek yaptırımının klasik anlamda “saf hapis cezası” olmadığını gösterir. Asıl yaptırım adlî para cezasıdır; hapis, ödemenin yapılmaması hâlinde infaz hukukunun sonucu olarak devreye girer. Bu yüzden uygulamada borcun, faiz ve kanuni sonuçlarıyla birlikte tamamen ödenmesi çoğu zaman en kritik başlıktır. Ayrıca Çek Kanunu’nun 6. maddesine göre çek bedeli ile ticari temerrüt faizinin tamamen ödenmesi hâlinde, yargılama aşamasında davanın düşmesine; hüküm kesinleştikten sonra ise hükmün bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına karar verilir. Şikâyetten vazgeçme hâlinde de aynı rejim uygulanır.

HAGB Hükümleri Uygulanır Mı?

Hayır. Çek Kanunu’nun 5/10. maddesi açık biçimde, bu suç nedeniyle ön ödeme, uzlaşma ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümler uygulanmaz demektedir. Dolayısıyla karşılıksız çek suçunda HAGB kararı verilemez. Bu sonuç, CMK’daki genel HAGB şartlarından bağımsız olarak, özel kanundaki açık yasak nedeniyle ortaya çıkar.

Bu nedenle karşılıksız çek dosyalarında “ceza iki yılın altında olursa HAGB uygulanır” şeklindeki genel ceza hukuku mantığı burada geçerli değildir. Bu suç bakımından özel kanun, HAGB kurumunu kapatmıştır. Uygulamada bu noktanın gözden kaçırılması, özellikle sanık savunmalarında veya genel bilgilendirme yazılarında hatalı değerlendirmelere yol açmaktadır.

Hapis Cezasının Ertelenmesi Mümkün Müdür?

Karşılıksız çek suçunda mahkeme ilk aşamada hapis cezası değil, adlî para cezası verdiği için TCK 51 anlamında “hapis cezasının ertelenmesi” kurumunun klasik biçimde uygulanacağı bir mahkûmiyet tipi ortaya çıkmaz. Adlî para cezası ödenmezse infaz aşamasında hapse çevrilen sonuç bakımından ise 5275 sayılı Kanun’un 106/9. maddesi açık biçimde, adlî para cezasından çevrilen hapsin infazının ertelenemeyeceğini ve koşullu salıverilme hükümlerinin uygulanamayacağını düzenlemektedir.

Bu nedenle karşılıksız çek dosyalarında “hapis ertelenir mi?” sorusunun doğru cevabı şudur: Mahkemece verilen asli yaptırım adlî para cezasıdır; bu ceza ödenmez de infaz aşamasında hapse çevrilirse, artık bu hapis ertelenemez. Aynı şekilde kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesine ilişkin genel düzenlemeler de burada doğrudan uygulanmaz; çünkü özel kanun zaten kendi yaptırım ve infaz sistemini kurmuştur.

Şikâyetten Vazgeçme Ve Sonuçları

Karşılıksız çek şikâyetinde şikâyetten vazgeçme önemli sonuç doğurur. Çek Kanunu’nun 6/2. maddesine göre şikâyetten vazgeçme hâlinde de, çek bedeli ve işlemiş ticari temerrüt faizi tamamen ödenmiş gibi aynı sonuç uygulanır. Yani yargılama aşamasında davanın düşmesine; hüküm kesinleşmişse hükmün bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına karar verilir.

Bu yönüyle karşılıksız çek dosyalarında, sıradan şikâyete bağlı suçlardan farklı olarak ödeme ve vazgeçme mekanizması çok güçlü bir sonuç doğurur. Ticari uyuşmazlığın çözüme kavuşması hâlinde dosyanın ceza boyutu da ortadan kaldırılabilmektedir. Bu nedenle çek şikâyetlerinde uzlaşma benzeri fiilî çözüm çoğu zaman ödeme ve vazgeçme üzerinden kurulmaktadır; ancak teknik olarak bu “uzlaşma” değil, özel kanunda düzenlenen düşme ve hükmün kaldırılması mekanizmasıdır.

Uygulamada En Çok Karşılaşılan Sorunlar

Karşılıksız çek dosyalarında en sık rastlanan sorun, bankanın yaptığı “karşılıksızdır” işleminin eksik veya usulsüz olmasıdır. Yargıtay’ın erişilebilen kararlarında, çek arkasındaki şerhte karşılıksız kalan miktarın açıkça gösterilmemesi, ibraz eden kişinin kimliğinin ve imzasının usulüne uygun yer almaması gibi nedenlerle beraat kararlarının isabetli bulunduğu örnekler vardır. Bu nedenle ceza şikâyetinden önce çek aslının ve banka şerhlerinin dikkatle incelenmesi gerekir.

İkinci büyük sorun, şikâyetin yetkili hamil tarafından yapılmamasıdır. Çeki elinde bulunduran herkesin otomatik olarak şikâyet hakkı olduğu düşüncesi doğru değildir. Özellikle yeniden ibraz, devir ve ciro süreçlerinde şikâyet hakkı ile yetkili hamil sıfatının birlikte değerlendirilmesi gerekir. Yargıtay kararlarında bu nedenle “şikâyet hakkının düşürülmesi” sonucuna varılan dosyalar bulunmaktadır.

Üçüncü sorun ise, para cezası ile hapis sonucunun birbirine karıştırılmasıdır. Mahkemece verilen ceza adlî para cezasıdır; ödenmezse infaz aşamasında doğrudan hapse çevrilir. Bu yüzden savunma ve ödeme stratejisi, hükümden önce de sonra da ayrı önem taşır. Özellikle ödeme yapıldığında veya şikâyetten vazgeçildiğinde davanın düşmesi ya da hükmün bütün sonuçlarıyla kaldırılması mümkün olduğundan, dosyanın sadece cezaya indirgenmemesi gerekir.

Karşılıksız çek şikâyeti, çek hukukunun en teknik ceza başlıklarından biridir. Suçun oluşması için çekin kanuni ibraz süresi içinde bankaya sunulması, bankaca usulüne uygun “karşılıksızdır” işlemi yapılması, şikâyetin yetkili hamil tarafından ve süresinde icra mahkemesine yöneltilmesi gerekir. Şikâyet süresi, fiilin öğrenilmesinden itibaren üç ay ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıldır. Bu süreler hak düşürücü niteliktedir.

Bu suçta mahkeme, her çek için bin beş yüz güne kadar adlî para cezasına ve ayrıca çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına hükmeder. HAGB uygulanmaz. Mahkemenin verdiği asli yaptırım adlî para cezası olduğundan, “hapis” sonucu çoğunlukla bu para cezasının ödenmemesi hâlinde infaz aşamasında ortaya çıkar. Para ödendiğinde hapis sonucu sona erer; ayrıca çek bedeli ve faizi tamamen ödenirse veya şikâyetten vazgeçilirse davanın düşmesi ya da kesinleşmiş hükmün bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılması mümkündür. Adlî para cezasından çevrilen hapsin infazı ise ertelenemez.

Karşılıksız Çek Şikâyet Süresi Kaç Gündür?

Şikâyet hakkı, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren 3 ay, her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren 1 yıl geçmekle düşer.

Şikâyet Hangi Mahkemeye Yapılır?

Karşılıksız çekten doğan davalar icra mahkemesinde görülür.

Suçun Oluşması İçin Hangi Şartlar Gerekir?

Çekin kanuni ibraz süresi içinde ibraz edilmesi, bankaca usulüne uygun “karşılıksızdır” işlemi yapılması ve bu sonuca sebebiyet veren kişinin kanunen sorumlu kişi olması gerekir.

Ceza Hapis Mi, Para Cezası Mıdır?

Mahkeme doğrudan adlî para cezası verir. Bu ceza ödenmezse, kanun gereği infaz aşamasında doğrudan hapse çevrilir.

Para Cezası Ödenirse Hapis Sonucu Kalkar Mı?

Evet. Hükümlü, hapis yattığı günlerin dışındaki günlere karşılık gelen parayı ödediğinde hapisten çıkarılır; ödeme cezaevine girmeden önce de yapılabilir.

HAGB Uygulanır Mı?

Hayır. Çek Kanunu açıkça bu suçta HAGB hükümlerinin uygulanmayacağını düzenler.

Hapis Cezası Ertelenebilir Mi?

Adlî para cezasından çevrilen hapsin infazı ertelenemez ve koşullu salıverilme hükümleri uygulanamaz.

PER Legal

Per Legal hukuk bürosu temelinde müvekkillerin sorunları çözerek onların maddi ve manevi kazanımlarını hedeflemektedir. Çalışma prensibinde müvekkillerinin taleplerini hukuki zeminde birleştirerek onların en avantajlı kararları alması için yol gösterici olmaktadır.