Ruhsatsız Silah Bulundurma ve Taşıma Suçu

Ruhsatsız silah taşıma suçu, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun kapsamında düzenlenen ve özellikle 30 Kasım 2024 tarihinde yürürlüğe giren 7533 sayılı Kanun ile önemli ölçüde ağırlaştırılan bir suç tipidir. Güncel hukukî çerçevede yalnızca klasik tabanca veya tüfek değil; ateşli silaha ait bazı ana veya balistik önemi haiz parçalar ile ses ve gaz fişeği atabilen silah iken 6136 kapsamındaki silah vasfına dönüştürülen silahlar da bu suçun konusu hâline gelebilmektedir. Bu nedenle “ruhsatsız silah” kavramı artık yalnızca tam ve çalışır bir tabancadan ibaret değildir. 7533 sayılı Kanun, hem 6136 sayılı Kanun’un 1. maddesinin kapsamını genişletmiş hem de 13. maddede öngörülen yaptırımları artırmıştır.

Uygulamada en çok karıştırılan husus, hangi eşyanın 6136 kapsamında “silah” sayıldığı ve hangi fiilin “taşıma”, “bulundurma” ya da “satın alma” olarak değerlendirileceğidir. Ayrıca kuru sıkı tabanca, dönüştürülmüş ses-gaz silahı, ana parça, mermi ve vahim nitelikte silah ayrımı da doğrudan ceza miktarını etkiler. Yargıtay kararları da özellikle bu alanlarda belirleyici bir içtihat çizgisi oluşturmuştur. Bu nedenle ruhsatsız silah taşıma suçunu değerlendirirken yalnızca kanun metnine değil, Yargıtay’ın silahın niteliği, kastın varlığı ve ele geçen nesnenin gerçekten 6136 kapsamına girip girmediğine ilişkin yaklaşımına da bakmak gerekir.

Ruhsatsız Silah Taşıma Suçunun Kanuni Dayanağı

Ruhsatsız silah taşıma suçu esas olarak 6136 sayılı Kanun’un 13. maddesinde düzenlenmektedir. Güncel metne göre, kanun hükümlerine aykırı olarak ateşli silahları, bunlara ait mermileri, namlu, sürgü, gövde, çerçeve, silindir, mekanizma başı, çıkarıcı, tırnak, ateşleme iğnesinden oluşan ana veya balistik önemi haiz parçaları ya da ses veya gaz fişeği atabilen silah iken bu Kanun hükümlerine tabi silah vasfına dönüştürülen silahları satın alan, taşıyan veya bulunduran kişi hakkında iki yıldan dört yıla kadar hapis ve yüz günden beşyüz güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. 30 Kasım 2024 tarihli değişiklikten önce bu temel ceza daha düşüktü; bu nedenle suç tarihi bakımından lehe kanun değerlendirmesi uygulamada ayrıca önem taşır.

Aynı maddenin devamında, ateşli silahın 12. maddenin dördüncü fıkrasında sayılan vahim nitelikte silahlardan olması veya silahın, mermilerin yahut ana parçaların sayı ya da nitelik bakımından vahim olması hâlinde cezanın beş yıldan sekiz yıla kadar hapis ve beşyüz günden beşbin güne kadar adlî para cezasına yükseldiği düzenlenmiştir. Buna karşılık, vahim nitelikte olmayan tek bir ateşli silahın ve mutat sayıdaki mermilerinin ev veya işyerinde bulundurulması hâli için daha düşük ceza öngörülmüştür. Pek az sayıdaki mermi veya parçalar yönünden de ayrıca daha hafif bir yaptırım kabul edilmiştir. Bu kademeli sistem, suçun konusunun niteliği ile taşıma-bulundurma ayrımının ceza tayininde belirleyici olduğunu göstermektedir.

Ruhsatsız Silah Taşıma Suçu Nedir?

Ruhsatsız silah taşıma suçu, ruhsat alınması zorunlu olan bir ateşli silahın veya kanunda açıkça suç konusu yapılan diğer silah, mermi ya da ana parçaların, yetkili makamlarca verilmiş geçerli taşıma ya da bulundurma izni olmaksızın failin hakimiyet alanında taşınmasıyla oluşur. Buradaki “taşıma”, silahın ev veya işyeri dışına çıkarılarak kişinin üzerinde, aracında veya fiilî hakimiyetindeki başka bir yerde sevk edilmesini ifade eder. “Bulundurma” ise çoğu durumda silahın ev, işyeri veya failin egemenlik alanındaki belirli bir yerde muhafaza edilmesini anlatır. Kanun metni bu fiilleri ayrı ayrı saymakta ve satın alma, taşıma ve bulundurmayı aynı suç tipinin seçimlik hareketleri olarak düzenlemektedir.

Bu suç, yalnızca taşıma ruhsatı hiç bulunmayan kişiler bakımından değil, ruhsat süresi sona ermiş veya hukuken geçerliliğini yitirmiş bir silahın taşınması hâlinde de gündeme gelebilir. 6136 sayılı Kanun’un 6. maddesine göre taşıma ve bulundurma ruhsatları kural olarak beş yıl için geçerlidir; ruhsatın verilme nedeninin ortadan kalkması veya süresi dolmasına rağmen yenilenmemesi hâlinde ruhsat iptal edilir. Bu nedenle geçersiz hale gelmiş bir ruhsatla silah taşınması da sonuç olarak ruhsatsız taşıma değerlendirmesine yol açabilir.

Ruhsatsız Silah Taşıma Suçunun Unsurları

Suçun Konusu 6136 Kapsamında Bir Silah, Mermi Veya Ana Parça Olmalıdır

Suçun ilk ve en temel unsuru, ele geçen eşyanın gerçekten 6136 sayılı Kanun kapsamında bulunmasıdır. Kanunun 1. maddesi, ateşli silahlarla mermilerinin yanı sıra, bu silahlara ait namlu, sürgü, gövde, çerçeve, silindir, mekanizma başı, çıkarıcı, tırnak ve ateşleme iğnesinden oluşan ana veya balistik önemi haiz parçaları da kanun kapsamına almıştır. Bu genişleme 21 Kasım 2024 tarihli 7533 sayılı Kanun ile yapılmış ve 30 Kasım 2024’te yürürlüğe girmiştir. Bu nedenle artık yalnızca tam bir tabanca değil, kanunda sayılan ana parçalar da 6136 bakımından doğrudan suç konusu olabilir.

Yönetmelik düzeyinde ise “silah” çok geniş tanımlanmış; uzaktan veya yakından canlıları öldürebilen, yaralayan, etkisiz bırakan, canlı organizmaları hasta eden, cansızları parçalayan veya yok eden araç ve aletlerin tümü olarak ifade edilmiştir. “Ateşli silah” ise mermi veya fişek adı verilen özel şekil ve nitelikteki maddeleri barut gazı veya benzeri patlayıcı ve itici güçle uzak mesafelere kadar atabilen silahlar olarak tanımlanmıştır. Bu tanımlar, 6136 kapsamının yalnızca geleneksel tabanca ile sınırlı olmadığını, nesnenin teknik niteliğinin esas alındığını göstermektedir.

Fiil Satın Alma, Taşıma Veya Bulundurma Şeklinde Gerçekleşmelidir

6136 sayılı Kanun’un 13. maddesi, satın alma, taşıma ve bulundurma fiillerini seçimlik hareketler olarak saymıştır. Dolayısıyla savcılık veya mahkeme, somut olayda failin ne yaptığına göre nitelendirme yapar. Kişinin silahı üzerinde taşıması, araç içinde hazır bulundurması veya evinde saklaması hukuki nitelik bakımından farklı görünse de, aynı maddenin farklı seçimlik hareketleri içinde değerlendirilebilir. Ancak özellikle daha az cezayı öngören “bir adet ateşli silahın ev veya işyerinde bulundurulması” hali ile genel temel hal arasında fark bulunduğundan, fiilin gerçekten taşıma mı yoksa ev/işyerinde bulundurma mı olduğunun doğru belirlenmesi gerekir.

Ruhsatın Bulunmaması Veya Geçersiz Olması Gerekir

Fiilin suç oluşturabilmesi için silahın veya suç konusu parçanın hukuken geçerli bir taşıma ya da bulundurma ruhsatına bağlanmamış olması gerekir. 6136 sayılı Kanun, ateşli silah taşımayı istisnaî bir rejime bağlamış; 7. maddede yalnızca belirli kişi ve gruplara bu hakkı tanımıştır. Dolayısıyla, taşıma yetkisi olmayan bir kişinin silahı üzerinde veya aracında taşıması suçun temel görünüm biçimidir. Ruhsatın varlığı ileri sürülse dahi, bunun kapsamı, süresi ve fiilen taşınan silahla uyumu ayrıca incelenir.

Manevi Unsur Olarak Kast Bulunmalıdır

Ruhsatsız silah taşıma suçu kastla işlenebilen bir suçtur. Bununla birlikte Yargıtay, özellikle teknik niteliği tartışmalı olan ses ve gaz silahları bakımından, failin taşıdığı veya bulundurduğu nesnenin 6136 kapsamındaki yasak niteliği haiz ateşli silah olduğunu bilip bilmediğini önemsemektedir. Ceza Genel Kurulu’nun 2024 tarihli kararında, kuru sıkı tabanca görünümündeki nesnenin 6136 kapsamında olduğu iddia edilse de, sanığın bunu yasak niteliği haiz ateşli silah olarak bildiğine ve bu bilinçle taşıdığına dair her türlü şüpheden uzak kesin delil bulunmadığı gerekçesiyle beraat gerektiği kabul edilmiştir. Bu karar, özellikle dönüştürülmüş veya teknik niteliği tartışmalı silahlarda kast unsurunun ayrıca ispatlanması gerektiğini göstermektedir.

Hangi Araçlar 6136 Sayılı Kanun Kapsamında Silah Olarak Kabul Edilir?

6136 bakımından en klasik örnekler tabanca, ateşli tüfek, tam otomatik silah, seri atış yapabilen kısa sürede çok sayıda ve etkili biçimde mermi atabilen silahlar ile bunların mermileridir. Kanun ve yönetmelik birlikte okunduğunda tabancalar, tüfekler ve mermi atan ateşli sistemler açıkça bu kapsamdadır. Ayrıca 2024 değişikliği sonrası ana veya balistik önemi haiz parçalar da kanuni kapsam içine açık biçimde alınmıştır. Bu nedenle namlu, sürgü, gövde, çerçeve, silindir, mekanizma başı, çıkarıcı, tırnak ve ateşleme iğnesi artık tek başına dahi suç konusu olabilir.

Buna karşılık 6136 sayılı Kanun’un 4. maddesinde, yivsiz tüfekler ve mermileri ile yalnız sporda kullanılan yivli ateşsiz silahlar ve mermilerinin; ayrıca ev gereçlerinden olan veya tababet, sanayi, tarım, spor için kullanılan aletlerle bir meslek veya sanatın icrası için gerekli bıçak, şiş, raspa ve benzerlerinin kanun hükümlerine tabi olmadığı açıkça belirtilmiştir. Bu nedenle her “silaha benzeyen” veya zarar vermeye elverişli her araç otomatik olarak 6136 kapsamına girmez. Eşyanın teknik ve yasal niteliği ayrı ayrı incelenmelidir.

Kanunun 4. ve 5. maddeleri ayrıca kama, hançer, saldırma, şişli baston, sustalı çakı, pala, kılıç, kasatura, süngü, sivri uçlu ve oluklu bıçaklar, topuz, topuzlu kamçı, boğma teli veya zinciri, muşta ile salt saldırı ve savunmada kullanılmak üzere özel nitelikteki benzeri aletlerin yapımını, satışını, satın alınmasını, taşınmasını ve bulundurulmasını yasaklamaktadır. Bu yönüyle 6136 yalnızca ateşli silahları değil, özel nitelikte saldırı-savunma aletlerini de kapsar. Ancak kullanıcı günlük hayatta taşınabilen her bıçakla bu yasak aletler rejimini karıştırmamalıdır; meslek ve sanat icrasında gerekli olan araçlar kanun dışında bırakılmıştır.

Kuru Sıkı Tabanca, Ses Ve Gaz Silahı 6136 Kapsamına Girer Mi?

Bu soru uygulamanın en tartışmalı alanlarından biridir. Kural olarak sıradan bir ses ve gaz fişeği atabilen silah, 6136 kapsamındaki ateşli silah vasfında olmayan ayrı bir kategori olarak düzenlenmiştir. Ceza Genel Kurulu kararında da ses ve gaz fişeği atabilen silahların, 6136 kapsamındaki silah vasfına dönüştürülemeyecek ve aynı Kanun kapsamındaki silahlardan açıkça ayırt edilmesini sağlayan bir işaret taşıyacak şekilde üretilmelerinin zorunlu olduğu vurgulanmıştır. Dolayısıyla üretimine uygun, dönüştürülmemiş bir kuru sıkı silah ile 6136 kapsamındaki ateşli silah aynı şey değildir.

Ancak teknik özelliklerinde değişiklik yapılarak 6136 kapsamındaki silah vasfına dönüştürülen ses veya gaz fişeği atabilen silahlar artık doğrudan kanun kapsamındadır. 6136 sayılı Kanun’un 12. maddesi, kuru sıkı tabir edilen silahı teknik değişiklikle kanun kapsamındaki silah haline dönüştürmeyi ayrıca düzenlemektedir; 13. madde ise “ses veya gaz fişeği atabilen silah iken bu Kanun hükümlerine tabi silah vasfına dönüştürülen silahlar”ı açıkça suç konusu saymaktadır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi de 2023 tarihli kararında, Zoraki marka bir silahın özel nitelikli fişekleri atabilecek teknik yapıda olması ve Adli Tıp raporuyla bunun 6136 kapsamında değerlendirilmesinin uygun bulunması nedeniyle, bu tür nesnelerin kanun kapsamında ateşli silah sayılabileceğini kabul etmiştir.

Bununla birlikte Yargıtay, sadece teknik raporda “uygun hale getirilebilir” denilmesini her zaman yeterli görmemektedir. Ceza Genel Kurulu’nun 2024 tarihli kararında, sanığın taşıdığı kuru sıkı tabancanın 6136 kapsamındaki niteliğini bildiğinin kesin delillerle ortaya konulamaması nedeniyle mahkûmiyet bozulmuştur. Yargıtay burada, silahın üretim tarihi, modeli, üretim izni, sonradan teknik değişiklik bulunup bulunmadığı, çapına uygun özel fişek ele geçirilip geçirilmediği ve sanığın nesnenin vasfını bilip bilmediği gibi hususların tereddütsüz araştırılmasını istemiştir. Bu yaklaşım, kuru sıkıdan dönüştürülen silahlarda yalnız teknik yeterliliğin değil, failin kastının da ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.

Ruhsatsız Silah Taşıma Suçunda Vahim Nitelik Nedir?

6136 sayılı Kanun, bazı silahları veya belirli miktar ve nitelikteki mermi ve parçaları daha ağır yaptırıma bağlamıştır. Kanunun 12. maddesinin dördüncü fıkrasında tüfek veya seri ateşli, kısa sürede çok sayıda ve etkili biçimde mermi atabilen tam otomatik, dürbünlü, susturuculu veya hedef noktalayıcı aparat takılı tabancalar ya da bunların benzerleri için daha ağır bir rejim öngörülmektedir. 13. maddede de bu gruba giren ateşli silahların taşınması veya bulundurulması halinde ceza beş yıldan sekiz yıla kadar hapis ve beşyüz günden beşbin güne kadar adlî para cezasına çıkmaktadır.

Yargıtay kararlarında kaleşnikof gibi otomatik veya vahim nitelikte kabul edilen silahlar bakımından, suçun daha ağır fıkra kapsamında değerlendirilmesi gerektiği görülmektedir. Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 2024 tarihli kararında, ikamette ele geçen kaleşnikof marka silah ve diğer mühimmat yönünden 6136 sayılı Kanun’un daha ağır yaptırım öngören hükümlerinin uygulanması gerektiği belirtilmiştir. Bu karar, silahın teknik niteliğinin yalnız sınıflandırma meselesi olmadığını; doğrudan ceza miktarını belirlediğini göstermektedir.

Ruhsatsız Silah Taşıma Suçunun Güncel Cezası Nedir?

Güncel hukukî durumda, 6136 sayılı Kanun’un 13/1 maddesi uyarınca ruhsatsız ateşli silah, mermi, ana parça veya dönüştürülmüş ses-gaz silahını satın alma, taşıma ya da bulundurma suçunun temel cezası iki yıldan dört yıla kadar hapis ve yüz günden beşyüz güne kadar adlî para cezasıdır. Bu ceza, 30 Kasım 2024’te yürürlüğe giren 7533 sayılı Kanun ile artırılmıştır. Aynı tarihten önce işlenen fiiller bakımından ise lehe kanun ilkesi gereği eski ceza sınırlarının ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Eğer silah vahim nitelikteyse veya silah, mermi ya da parçalar sayı veya nitelik bakımından vahim ise ceza beş yıldan sekiz yıla kadar hapis ve beşyüz günden beşbin güne kadar adlî para cezası olur. Buna karşılık, vahim nitelikte olmayan tek bir ateşli silahın mutat sayıdaki mermileriyle birlikte ev veya işyerinde bulundurulması halinde ceza bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yüz günden beşyüz güne kadar adlî para cezasıdır. Mermilerin veya parçaların pek az sayıda olması ve mahkemece vahim görülmemesi halinde ise ceza altı aya kadar hapis ve otuz günden beşyüz güne kadar adlî para cezasıdır.

Ruhsatsız Silah Taşıma İle Ruhsatsız Silah Bulundurma Arasındaki Fark

Uygulamada bu iki kavram çoğu zaman birbiri yerine kullanılsa da, özellikle cezanın tayini bakımından önemlidir. Taşıma, silahın failin üzerinde, aracında veya ev/işyeri dışındaki hareketli hakimiyet alanında bulunmasıdır. Bulundurma ise silahın evde, işyerinde ya da belirli sabit bir yerde muhafaza edilmesini ifade eder. Kanun, özellikle vahim nitelikte olmayan tek bir silahın ev veya işyerinde bulundurulmasını taşıma haline göre daha düşük ceza ile yaptırıma bağlamıştır. Bu nedenle soruşturma ve kovuşturmada, silahın nerede ve hangi koşullarda ele geçirildiği son derece önemlidir.

Yeni Düzenlemelerle Değişen Başlıca Noktalar Nelerdir?

30 Kasım 2024’te yürürlüğe giren 7533 sayılı Kanun ile 6136 sayılı Kanun’da üç önemli değişiklik yapılmıştır. Birincisi, 1. maddede kanun kapsamı yalnız silah ve mermiyle sınırlı olmaktan çıkarılmış; ana veya balistik önemi haiz parçalar da açıkça kapsama alınmıştır. İkincisi, 12. maddede kuru sıkıdan dönüştürülen silahlar ve vahim nitelikte silahlar yönünden daha ağır ve daha ayrıntılı bir sistem benimsenmiştir. Üçüncüsü ise 13. maddede temel ve nitelikli hallerin ceza miktarları yükseltilmiş, ayrıca parça ve dönüştürülmüş silahlar bakımından daha açık bir suç tanımı kurulmuştur.

Bu değişiklikler nedeniyle eski içtihat ve açıklamaların bir kısmı bugün birebir uygulanamaz hale gelmiştir. Özellikle 2024 öncesinde yalnız tam silah üzerinden yürüyen tartışmalar, artık ana parçalar ve dönüştürülmüş silahlar bakımından yeniden değerlendirilmelidir. Bu sebeple 6136 bakımından güncel değerlendirme yapılırken suç tarihi mutlaka dikkate alınmalıdır.

Yargıtay kararları birlikte okunduğunda birkaç temel ilke öne çıkmaktadır. İlk olarak, suç konusu nesnenin gerçekten 6136 kapsamına girip girmediği teknik raporlarla kesin biçimde saptanmalıdır. İkinci olarak, özellikle kuru sıkı veya dönüştürülmüş silahlarda üretim şekli, sonradan müdahale, teknik özellik ve atış kabiliyeti mutlaka araştırılmalıdır. Üçüncü olarak, failin taşıdığı nesnenin 6136 kapsamındaki yasak niteliği haiz silah olduğunu bilip bilmediği, yani kast unsuru, her somut olayda ayrıca incelenmelidir. Ceza Genel Kurulu’nun 2024 kararı ile 8. Ceza Dairesinin 2023 kararı birlikte okunduğunda, Yargıtay’ın bu dosyalarda yalnız soyut varsayımla değil, tereddütsüz teknik ve sübjektif tespitlerle hüküm kurulmasını istediği anlaşılmaktadır.

Ruhsatsız silah taşıma suçu, 6136 sayılı Kanun’un 13. maddesinde düzenlenen, güncel ceza miktarları 30 Kasım 2024 tarihli değişikliklerle artırılmış bulunan ve yalnız klasik tabanca taşımaktan ibaret olmayan bir suç tipidir. Ateşli silahlar, mermiler, ana veya balistik önemi haiz parçalar ile kuru sıkı iken 6136 kapsamındaki silaha dönüştürülen araçlar bu suçun konusunu oluşturabilir. Temel ceza bugün iki yıldan dört yıla kadar hapis ve yüz günden beşyüz güne kadar adlî para cezasıdır; vahim nitelikte silah veya vahim miktar/nitelikte parça ve mermi halinde ceza beş yıldan sekiz yıla kadar hapis ve beşyüz günden beşbin güne kadar adlî para cezasına yükselir.

Bununla birlikte her silah benzeri araç 6136 kapsamında değildir. Yivsiz tüfekler, sporda kullanılan bazı ateşsiz silahlar ve meslek icrası için gerekli bazı aletler kanun dışında bırakılmıştır. Öte yandan dönüştürülmüş kuru sıkılar, ana parçalar ve özel saldırı-savunma aletleri bakımından kapsam son derece geniştir. Bu nedenle somut olayda ele geçen nesnenin teknik niteliğinin ve failin buna ilişkin bilgisinin doğru değerlendirilmesi belirleyicidir. Yargıtay da özellikle bu noktada teknik rapor, üretim bilgisi ve kast araştırmasını zorunlu görmektedir.

Ruhsatsız Silah Taşımanın Güncel Cezası Nedir?

Güncel temel ceza, iki yıldan dört yıla kadar hapis ve yüz günden beşyüz güne kadar adlî para cezasıdır. Vahim nitelikte silah veya vahim miktar/nitelikte mermi ve parça halinde ceza beş yıldan sekiz yıla kadar hapis ve beşyüz günden beşbin güne kadar adlî para cezasına çıkar.

Kuru Sıkı Tabanca 6136 Kapsamında Mıdır?

Her kuru sıkı tabanca otomatik olarak 6136 kapsamında değildir. Ancak teknik özelliklerinde değişiklik yapılarak 6136 kapsamındaki silah vasfına dönüştürülen ya da mevcut haliyle özel nitelikli fişekleri atabilen ve bu niteliği teknik raporlarla saptanan silahlar 6136 kapsamında değerlendirilebilir.

Sadece Namlu Veya Sürgü Ele Geçmesi De Suç Oluşturur Mu?

Evet. 2024 değişikliği sonrasında namlu, sürgü, gövde, çerçeve, silindir, mekanizma başı, çıkarıcı, tırnak ve ateşleme iğnesinden oluşan ana veya balistik önemi haiz parçalar da 6136 sayılı Kanun kapsamında açıkça suç konusu haline gelmiştir.

Evde Bir Tane Ruhsatsız Silah Bulundurmak İle Üzerde Taşımak Aynı Şey Midir?

Hayır. Kanun, vahim nitelikte olmayan tek bir ateşli silahın mutat sayıdaki mermileriyle birlikte ev veya işyerinde bulundurulması için daha düşük ceza öngörmektedir. Taşıma hali ise genel olarak daha ağır temel fıkra kapsamında değerlendirilir.

Hangi Bıçaklar 6136 Kapsamındadır?

Kama, hançer, saldırma, şişli baston, sustalı çakı, pala, kılıç, kasatura, süngü, sivri uçlu ve oluklu bıçaklar, topuz, topuzlu kamçı, boğma teli veya zinciri, muşta ile salt saldırı ve savunmada kullanılmak üzere özel nitelikteki benzeri aletler 6136 kapsamındadır. Buna karşılık meslek ve sanat icrası için gerekli bazı aletler kanun dışındadır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2021/292E. Ve 2024/82K. Sayılı İlamı

6136 sayılı Kanun’un 1. maddesinde; “Ateşli silahlarla mermilerinin ve bıçaklarla salt saldırı ve savunmada kullanılmak üzere özel olarak yapılmış bulunan diğer aletlerin memlekete sokulması, yapılması, satılması, satın alınması, taşınması veya bulundurulması bu kanun hükümlerine tabidir.”,

13. maddesinin birinci fıkrasında; “Bu Kanun hükümlerine aykırı olarak ateşli silahlarla bunlara ait mermileri satın alan veya taşıyanlar veya bulunduranlar hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis ve otuz günden yüz güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.”,

Aynı maddenin üçüncü fıkrasında; “Bu Kanunun 12 nci maddesinin dördüncü fıkrasında sayılanlar dışındaki ateşli silahın bir adet olması ve mutat sayıdaki mermilerinin ev veya işyerinde bulundurulması halinde verilecek ceza bir yıldan iki yıla kadar hapis ve yirmibeş günden yüz güne kadar adlî para cezasıdır.”,

Aynı maddenin beşinci fıkrasında ise; “Kuru sıkı tabir edilen ses veya gaz fişeği ya da benzerlerini atabilen tabancayı, teknik özelliklerinde değişiklik yaparak öldürmeye elverişli silah haline dönüştüren kişi, bu maddenin birinci fıkrası hükümlerine göre cezalandırılır.”,

Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmelik’in “Tanımlar” başlıklı 2. maddesinde;

“Bu Yönetmelikte geçen;

b) Silah: Uzaktan veya yakından canlıları öldürebilen, yaralayan, etkisiz bırakan, canlı organizmaları hasta eden, cansızları parçalayan veya yok eden, ruhsata tabi araç ve aletlerin tümünü,

e) Ateşli silah: Mermi çekirdeği veya saçma tabir edilen özel şekil ve nitelikteki maddeleri, barut gazı veya bu neviden patlayıcı ve itici güç ile uzak mesafelere kadar atabilen silahları,

f) Tabanca: Tam otomatik olmamak şartıyla, namlu uzunluğu fişek yatağı hariç otuz santimetreyi ve tüm uzunluğu elli santimetreyi geçmeyen, dumanlı veya dumansız barut veya bu neviden bir patlayıcı ve itici güç ile gülle, mermi, saçma veya füze ile gaz ya da diğer nesneleri atabilen, belli bir çapta namluya uygun imal edilmiş ateşli silahları, ifade eder”,

12.02.2008 tarihli ve 26785 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5729 sayılı Ses ve Gaz Fişeği Atabilen Silahlar Hakkında Kanun’un 1. maddesinde;

“(1) Bu Kanunun amacı, ses ve gaz fişeği atabilen silahların nitelikleri, imali, ithali, ihracı, satışı, edinilmesi, bulundurulması ve taşınması hakkındaki usul ve esaslar ile bunlarla ilgili izin, kayıt ve tescil işlemlerini düzenlemektir.

(2) Bu Kanunda geçen ses ve gaz fişeği atan silah; kurusıkı silah olarak da tabir edilen ses ve gaz fişeği atabilen silahları ifade eder.”,

2. maddesinin ikinci fıkrasında; “Bu Kanun kapsamındaki silahların 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun hükümlerine tabi silah vasfına dönüştürülemeyecek ve üzerinde 6136 sayılı Kanun hükümlerine tabi silahlardan rengi ve şekli belirtilerek açıkça ayırt edilmesini sağlayan bir işaret taşıyacak şekilde üretilmesi zorunludur. Bu zorunluluklar ithalatta da aranır…”,

4. maddesinin birinci fıkrasında; “Bu Kanun kapsamındaki silahları yetkili mercilerden izin almadan veya 6136 sayılı Kanun hükümlerine tabi silah vasfına dönüştürülecek şekilde imal edenler veya satanlar bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yüz günden beşyüz güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.”,

02.05.2008 tarihli ve 26864 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ve suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Ses ve Gaz Fişeği Atabilen Silahlar Hakkında Yönetmelik’in “Tanımlar” başlıklı 4. maddesinin (c) (c) bendinde; “Bu Yönetmelikte yer alan;

Ses ve gaz fişeği atabilen silâh: Ses ve gaz fişeği atabilen, 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silâhlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun hükümlerine tabi silâh vasfında olmayan, kurusıkı silah olarak da tabir edilen silâhları…vifade eder”,

“Üretim esasları” başlıklı 5. maddesinde ise;

“(1) İmal edilecek ses ve gaz fişeği atabilen silâhların çalışma sistemleri, mekanik yapıları ve görünümleri aşağıdaki şekilde olmalıdır:

a) Sadece ses ve gaz fişeği atabilen silâhlarda kullanılmak üzere imal edilmiş nitelikteki fişekleri kullanabilecek yapıda olmalıdır.

b) Birden fazla fişeği seri olarak atamayacak nitelikte; yarı otomatik, tek tek veya toplu tabanca çalışma sisteminde imal edilmiş olmalıdır.

c) Gaz çıkışı;

1) Namlu ucundan olacak silahlarda namlu içerisinde; fişek yatağı hariç olmak üzere namlu uzunluğunun en az yarısı uzunlukta çelikten imal edilmiş ‘namlu emniyet sacı’ ve bu sac ile namlu ucu arasında kalan kısımda olacak şekilde sacın geniş yüzeyine dik olarak konumlandırılmış çelikten imal edilmiş ‘namlu emniyet pimi’ olmalıdır. Emniyet pimi yerine, namlu emniyet sacının olduğu kısım fişek yatağı ile aynı eksende olmayacak şekilde en az 1,5 mm eksen kaçıklığına sahip olarak da imal edilebilir. Emniyet sacı fişek yatağı tarafında olmalıdır. Belirtilen sac ve pim, namlu içerisine kolayca çıkartılamayacak şekilde yerleştirilmelidir.

2) Fişek yatağı bitiminde olacak silahlarda namlu içerisine, namlu çapını tam kapatacak şekilde sertleştirilmiş çelikten imal edilmiş ‘namlu emniyet çelikleri’ yerleştirilmelidir. Bu çeliklerin fişek yatağı ve namlu ucuna dönük kısımları delinmeyi engellemeye yönelik geometrik şekillere sahip olmalıdır ve aynı zamanda bu çelikler sökülmeye elverişsiz şekilde namlu içerisine yerleştirilmelidir. Namlu emniyet çelikleri fişek yatağı bitimine olabilecek en yakın konumda olmalıdır.

ç) Namlu ile gövde, sökülmek sureti ile birbirinden ayrılamayacak yapıda imal edilmelidir.

d) Namlu ağzının çevresi karşıdan bakıldığında görülecek şekilde ve kolayca çıkmayacak turuncu renkli boya ile boyalı olmalıdır.

e) Namlu uzunluğu fişek yatağı hariç 300 milimetreyi ve tüm uzunluğu 500 milimetreyi geçmeyecek şekilde imal edilmiş olmalıdır.

f) Görünümü toplu veya yarı otomatik tabanca şeklinde olmalıdır. Güvenlik kuvvetlerince kullanılan tam otomatik silâh şeklinde veya görünümünde olmamalıdır.

g) İmal edilen silâhlar üzerine marka, model, çap, imal yılı ve seri numaraları silinmeyecek şekilde vurulmalı, üretimde seri numarası atlaması yapılmamalıdır.

ğ) Bu silâhların ambalaj ve kutularına Ek-1’de yer alan yasal uyarının ve silâhın kullanım kılavuzunun konulması zorunludur.

(2) Yalnızca film yapımı, tiyatro, şenlik, kutlama, tören gibi etkinliklerde kullanılmak üzere yapılacak imalatlarda; birinci fıkranın (b), (d), (e) ve (f) bentlerinde belirtilen üretim esasları aranmaz. Bu amaçla yapılacak üretimde, üretici firma ile etkinliği gerçekleştirecek gerçek veya tüzel kişiler arasında üretime ilişkin düzenlenecek bir sözleşme ibraz edilmek sureti ile İçişleri Bakanlığından alınacak uygun görüş yazısı ve sözleşmenin bir suretinin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına sunulmasını takiben Üretim İzin Belgesi için gereken işlemler başlatılır. İmalatçı firma; üretimi tamamladıktan sonra sözleşmeyi yaptığı gerçek veya tüzel kişiye silahları teslim ettiğine dair bir belge ile birlikte bu silahlara ilişkin Üretim İzin Belgesini Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına teslim eder…”, Hükümleri yer almaktadır.

Görüldüğü üzere ses ve gaz fişeği atabilen silahların, 6136 sayılı Kanun hükümlerine tabi silah vasfına dönüştürülemeyecek ve aynı Kanun hükümlerine tabi silahlardan açıkça ayırt edilmesini sağlayan rengi ve şekli belirtilen bir işaret taşıyacak şekilde üretilmeleri zorunludur. Bu tip silahları 6136 sayılı Kanun hükümlerine tabi silah vasfına dönüştürülecek şekilde imal edenler veya satanlar 5729 sayılı Kanun’un 4/1, ticaret kastı taşımadan teknik özelliklerinde değişiklik yaparak öldürmeye elverişli silah hâline dönüştürenler ise 6136 sayılı Kanun’un 13/5. maddesi delaletiyle 13/1. maddesi uyarınca cezalandırılacaktır. Usulüne uygun imal edilmemesi ya da sonradan teknik özelliklerinde değişiklik yapılması nedeniyle yalnızca ses ve gaz fişeği değil, ayrıca mermi çekirdeği veya saçma tabir edilen özel şekil ve nitelikteki cisimleri de atabilen silahlar yasak niteliği haiz ateşli silahlardan olup memlekete sokulması, yapılması, satılması, satın alınması, taşınması veya bulundurulması 6136 sayılı Kanun hükümlerine tâbi olacaktır.

Ceza Genel Kurulunun istikrar bulunan ve süregelen kararlarında da belirtildiği üzere, ses ve gaz fişeği atabilen bir silaha ilişkin 6136 sayılı Kanun kapsamında yasak niteliği haiz ateşli silah olduğu iddiasıyla bir kamu davası açılması durumunda öncelikle Sanayi ve Teknoloji Bakanlığından silahın üretim tarihi, marka ve modeline göre mevcut şekilde üretilmesine ve ithaline izin verilip verilmediği sorulup doğrudan mevzuatta öngörülen usul ve esaslara aykırı olarak 6136 sayılı Kanun hükümlerine tabi silah vasfında mı üretildiği yoksa anılan Kanun hükümlerine tabi silah vasfına dönüştürülebilecek şekilde üretilip bilahare de bu imkândan yararlanılarak teknik özelliklerinde değişiklik yapılması sonucunda bu Kanun hükümlerine tabi silah vasfına mı dönüştürüldüğü tereddüte yer bırakmayacak biçimde tespit edilmeli, daha sonra da suça konu silahın üretim tarihi, bu tarih itibarıyla üretim ve ithalinin tabi olduğu usul ve esaslar, mekanik yapısı, görünümü, silahla birlikte çapına uygun ateşli silah fişeği ele geçip geçmediği gibi hususlar üzerinde durularak, niteliğinin 6136 sayılı Kanun kapsamında olduğunun bilinip bilinmediği belirlenmeli, sonucuna göre de sanığın hukuki durumu takdir ve tayin edilmelidir.

Diğer taraftan Ceza Genel Kurulunun 26.09.2019 tarihli ve 954-566 sayılı kararında, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının; “5729 sayılı Ses ve Gaz Fişeği Atabilen Silahlar Hakkında Kanun’un 12.02.2008 tarihli ve 26785 sayılı Resmî Gazete’de, anılan Kanun’a ilişkin yönetmeliğin ise 02.05.2008 tarihli ve 26864 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiği, bu doğrultuda ses ve gaz fişeği atabilen silahların üretimi için gereken yasal kriterlerin belirlendiği, bu dönem içinde Bakanlıklarından izin alınarak yapılan üretimlere ilişkin marka, model ve teknik çizim gibi genel bilgilerin kayıtlarında bulunduğu, …mevzuat öncesi üretimler hakkında Bakanlıklarında bilgi bulunmadığı” şeklindeki 11.10.2013 tarihli ve 3937 sayılı müzekkere cevabına yer verilmiştir.

Öte yandan, amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaate veya herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.

B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme

Yerel Mahkemece, sanığın bir adet ruhsatsız ateşli silah bulundurma suçunu işlediği kabul edilen olayda;

Ses ve gaz fişeği atabilen bir silaha ilişkin 6136 sayılı Kanun kapsamında yasak niteliği haiz ateşli silah olduğu iddiasıyla bir kamu davası açılması durumunda öncelikle Sanayi ve Teknoloji Bakanlığından silahın üretim tarihi, marka ve modeline göre mevcut şekilde üretilmesine ve ithaline izin verilip verilmediği sorulup doğrudan mevzuatta öngörülen usul ve esaslara aykırı olarak 6136 sayılı Kanun hükümlerine tabi silah vasfında mı üretildiği yoksa anılan Kanun hükümlerine tabi silah vasfına dönüştürülebilecek şekilde üretilip bilahare de bu imkândan yararlanılarak teknik özelliklerinde değişiklik yapılması sonucunda bu Kanun hükümlerine tabi silah vasfına mı dönüştürüldüğünün tereddüte yer bırakmayacak biçimde tespit edilmesi gerekmekte ise de; somut olayda sanığın söz konusu silahı 4-5 yıl önce beyaz eşya satışı yaptığı bir kişinin borcuna karşılık kendisine verdiğine yönelik savunmasına göre bu silahın ses ve gaz fişeği atabilen silahlara ilişkin yasal düzenlemelerin yürürlüğe girmesinden önceki bir tarihte üretilmiş olması, o dönemde üretilen silahlara ilişkin ise Sanayi ve Teknoloji Bakanlığında herhangi bir bilgi bulunmaması, ayrıca suça konu silahın gerek Jandarma Genel Komutanlığı Bursa Kriminal Laboratuvar Amirliği gerekse Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Balistik Şubesi tarafından incelenip teknik özelliklerine ilişkin rapor düzenlenmesi hususları göz önüne alındığında, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazı doğrultusunda bahse konu silaha ilişkin yeni bir rapor alınmasının sonuca etkili olmayacağı, usul ekonomisine aykırı bu durumun yargılamanın uzaması sonucunu da doğuracağı değerlendirilmekle sanık hakkında eksik araştırma ile karar verilmediği,

Dosya kapsamında yer alan 07.05.2010 ve 18.10.2012 tarihli bilirkişi raporlarında benzer şekilde suça konu silahın, ses ve gaz fişeğinin yanı sıra saçma veya metal tanesi ihtiva eden özel nitelikli fişekleri de istimal edebilecek nitelikte olması nedeniyle 6136 sayılı Kanun kapsamında yasak niteliğini haiz ateşli silahlardan olduğu değerlendirilmiş ise de; anılan raporlarda bu silahın teknik özelliklerinde sonradan değişiklik yapıldığını gösteren herhangi bir bulgudan bahsedilmemesi, sanığın bu silahı hiç kullanmadığını, teknik özelliklerini bilmediğini ve tabancanın herhangi bir parçasını değiştirmediğini savunması, silahı hiç kullanmadığına yönelik savunmasını doğrular şekilde 07.05.2010 tarihli bilirkişi raporunda söz konusu silahın fişek yatağının paslı olması nedeniyle çap ve tipine uygun fişeklerin atım yatağına sürülemediğinin, ancak fişek yatağının laboratuvarda basit bir müdahale ile temizlenmesi sonucunda silahın çalışır hâle geldiğinin belirtilmesi ve sanıktan özel nitelikli fişek elde edilememiş olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, savunmasının aksine suça konu silahı, özel nitelikli fişekleri de atabilme özelliği nedeniyle 6136 sayılı Kanun kapsamında yasak niteliği haiz ateşli silah olduğunu bilerek taşıdığına veya bulundurduğuna, diğer bir ifade ile suç işleme kastı ile hareket ettiğine yönelik her türlü şüpheden uzak, kesin, somut ve inandırıcı delil elde edilemeyen sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesinin kanuna aykırı olduğu,Kabul edilmelidir.

Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçeyle kabulüne karar verilmelidir.

Öte yandan, öncelikle Özel Dairece yerinde görülmeyen eksik araştırmaya yönelik itirazın incelenebilmesi için dosyanın Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi gerektiği gözetilmeden 10.06.2021 tarihli kararla; diğer itiraz nedenleri yerinde görülüp eksik araştırmaya yönelik itirazı etkisiz kılacak şekilde 24.02.2011 tarihli onama kararı kaldırılıp düzeltilerek onama kararı verildiği anlaşılmış ise de 10.06.2021 tarihli düzeltilerek onama kararının hukuki değerden yoksun olduğu değerlendirilmiştir.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2021/15997E. Ve 2024/3704K. Sayılı İlamı

Olayda her ne kadar sanık sonradan değiştirdiği savunmalarında silahları satmak gibi bir niyetinin olmadığını, babası ve dedesinden yadigar kaldığını, teröristlerin bir şey yapmasından korktuğu için evinden silah ve mermileri uzaklaştırmak istediğini söylediği anlaşılmış ise de silahların birden fazla olması hem evinde hem araç içerisinde çok sayıda merminin bulunması, sanığın silahları naklederken yakalanması ve silahları yanına alma sebebini makul bir biçimde açıklayamaması, silahların aracın arka koltuğuna gizlenmiş vaziyette durması ve olayın ardından sıcağı sıcağına alınan ilk beyanlarında dahi satmak amacıyla yanında bulundurduğuna yönelik beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanığın silahları satmak amacı ile yanında bulundurduğu kanaatine varılarak eylemin silah ticareti suçunu oluşturduğu anlaşılmakla bu suçtan cezalandırılmasına karar verilmiştir.

B.Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü;

Mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, cezanın kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından istinaf başvurusunda bulunan sanık ve müdafiinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE

1. Sanık savunmaları, arama sonucu ele geçirilen iki adet vahim nitelikte ateşli silah ve mermiler ile alınan raporlar ve tüm dava dosyası birlikte değerlendirildiğinde, hukuka uygun şekilde yapılan arama kararı sonucu sanığın silahları satmak amacıyla naklederken aracında yapılan arama sonucunda yakalandığı anlaşılmakla silah ticareti suçundan cezalandırılmasına ilişkin hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımlarının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık ve müdafinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 08.07.2019 tarihli ve 2018/3954 Esas, 2019/1616 sayılı kararında sanık ve müdafii tarafından ileri sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda sanık ve müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Patnos Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.05.2024 tarihinde karar verildi.

PER Legal

Per Legal hukuk bürosu temelinde müvekkillerin sorunları çözerek onların maddi ve manevi kazanımlarını hedeflemektedir. Çalışma prensibinde müvekkillerinin taleplerini hukuki zeminde birleştirerek onların en avantajlı kararları alması için yol gösterici olmaktadır.