Silah Kaçakçılığı

Silah kaçakçılığı suçu, uygulamada çoğu zaman “ruhsatsız silah” başlığıyla karıştırılsa da, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’da farklı bir suç yapısı içinde düzenlenmiştir. Ruhsatsız silah taşıma veya bulundurma fiilleri esas olarak 6136 sayılı Kanun’un 13. maddesinde yer alırken; silahın ülkeye sokulması, sokulmasına aracılık edilmesi, kanuna aykırı şekilde ülkede yapılması, bir yerden diğer bir yere taşınması veya yollanması, satılması, satmaya aracılık edilmesi ya da bu amaçla bulundurulması 12. madde kapsamında daha ağır yaptırıma bağlanmıştır. Bu nedenle “silah kaçakçılığı” denildiğinde, çoğu olayda 6136 sayılı Kanun m. 12’de düzenlenen ticaret ve kaçakçılık eksenli suç tipi gündeme gelir. Kanunun yürürlükteki metni, 21 Kasım 2024 tarihli 7533 sayılı Kanun ile önemli ölçüde genişletilmiş; sadece ateşli silah ve mermi değil, bazı ana veya balistik önemi haiz parçalar ile dönüştürülmüş ses-gaz silahları da açık biçimde bu suç alanına dahil edilmiştir.

Bu suç tipinin koruduğu hukuki değer, yalnız bireysel güvenlik değil, aynı zamanda kamu güvenliği ve toplum düzenidir. Nitekim 6136 sayılı Kanun, ateşli silahların, mermilerin, belirli silah parçalarının ve salt saldırı-savunma amacıyla üretilen bazı aletlerin ülkeye sokulmasını, yapılmasını, satılmasını, satın alınmasını, taşınmasını veya bulundurulmasını sıkı kurallara bağlamıştır. Kanunun 1. maddesinde ateşli silahlar, mermiler ve bunlara ait namlu, sürgü, gövde, çerçeve, silindir, mekanizma başı, çıkarıcı, tırnak ve ateşleme iğnesinden oluşan ana veya balistik önemi haiz parçaların kanun hükümlerine tabi olduğu açıkça belirtilmektedir. Aynı sistem içinde 4. ve 5. maddelerde bazı bıçak ve aletler bakımından da özel bir yasak rejimi kurulmuştur.

Silah Kaçakçılığı Suçunun Kanuni Dayanağı

Silah kaçakçılığı ve silah ticareti suçu esas olarak 6136 sayılı Kanun’un 12. maddesinde düzenlenmektedir. Bu hükme göre, kanun kapsamına giren ateşli silahları, bunlara ait mermileri veya kanunda tek tek sayılan ana ya da balistik önemi haiz parçaları ülkeye sokan, sokmaya kalkışan, bunların ülkeye sokulmasına aracılık eden, 5201 sayılı Kanun dışında ülkede yapan, bu suretle ülkeye sokulmuş veya ülkede yapılmış olan silahları yahut mermileri bir yerden diğer bir yere taşıyan veya yollayan ya da taşımaya bilerek aracılık eden, satan, satmaya aracılık eden veya bu amaçla bulunduran kişi beş yıldan on iki yıla kadar hapis ve beş yüz günden beş bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Aynı maddenin ikinci fıkrasında suçun iki veya daha çok kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde ceza sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis ve bin günden on bin güne kadar adlî para cezasına yükseltilmiştir. Suçun suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde ise ceza bir kat artırılır.

Bu düzenleme, silah kaçakçılığı suçunun klasik “taşıma” suçundan farklı olduğunu açıkça gösterir. Burada kanun koyucu, yalnız bireysel silah edinmeyi değil, silahın dolaşıma sokulması, sevki, ticareti ve yayılması riskini cezalandırmaktadır. Bu nedenle 12. maddede öngörülen ceza, 13. maddede düzenlenen ruhsatsız silah taşıma ve bulundurma suçuna göre çok daha ağırdır. 13. maddede temel ceza iki yıldan dört yıla kadar hapis iken, 12. maddede başlangıç cezası beş yıldan on iki yıla kadar hapis olarak belirlenmiştir. Bu fark, suçun kamusal tehlikelilik derecesine göre kurulmuş bilinçli bir ayrımdır.

Silah Kaçakçılığı Suçunun Tanımı

Silah kaçakçılığı suçu, ateşli silahların, mermilerin veya kanunun suç konusu yaptığı diğer parçaların ruhsatlı bireysel kullanım sınırını aşan şekilde ülkeye sokulması, yasa dışı imal edilmesi, nakledilmesi, satılması ya da satış amacıyla muhafaza edilmesiyle oluşan bir suç tipidir. Bu suçun temel özelliği, silahın bireysel kullanım alanından çıkıp dolaşıma, yayılmaya, ticarete veya kaçak sevke konu edilmesidir. Bu yüzden tek bir silahın kişisel amaçla bulundurulması çoğu zaman 13. madde kapsamında değerlendirilirken, satma, sevk etme, ülkeye sokma veya satış amacıyla bulundurma gibi fiiller 12. madde kapsamına girmektedir.

Yargıtay’ın yaklaşımı da bu ayrımı güçlendirmektedir. Özellikle 8. Ceza Dairesi kararlarında, tek bir silahın kişisel ihtiyaç veya bireysel ilişki çerçevesinde el değiştirmesi ile silah ticareti suçunun aynı şey olmadığı vurgulanmaktadır. Yargıtay, “yayma ve tehlikeyi çoğaltma” unsuruna dikkat çekmekte; kişisel ihtiyaca dayalı bireysel satış veya sınırlı ilişki içindeki temin fiillerinin her zaman 12. madde anlamında silah ticareti oluşturmadığını, bazı durumlarda 13. madde kapsamında ruhsatsız silah satın alma, taşıma veya bulundurma suçuna dönebileceğini kabul etmektedir.

Silah Kaçakçılığı Suçunun Maddi Unsurları

Suçun Konusu Kanun Kapsamındaki Silah, Mermi Veya Parça Olmalıdır

Silah kaçakçılığı suçunun ilk maddi unsuru, suç konusu eşyanın gerçekten 6136 sayılı Kanun kapsamına girmesidir. Kanunun 1. maddesi artık sadece ateşli silah ve mermileri değil; namlu, sürgü, gövde, çerçeve, silindir, mekanizma başı, çıkarıcı, tırnak ve ateşleme iğnesinden oluşan ana veya balistik önemi haiz parçaları da doğrudan kapsamına almaktadır. 12. maddede de aynı parçalar açıkça suç konusu yapılmıştır. Bu nedenle artık yalnız tam ve çalışır bir tabanca değil, kanunda sayılan bazı ana parçalar da silah kaçakçılığı suçunun konusu olabilir. Bu genişleme 2024 değişikliğiyle daha görünür hale gelmiştir.

Buna karşılık her zarar verici araç veya her bıçak 6136 kapsamına girmez. Kanunun 4. ve 5. maddeleri, kama, hançer, saldırma, şişli baston, sustalı çakı, pala, kılıç, kasatura, süngü, sivri uçlu ve oluklu bıçaklar, topuz, topuzlu kamçı, boğma teli veya zinciri, muşta ile salt saldırı ve savunmada kullanılmak üzere özel nitelikteki benzeri aletlerin yapımını, satılmasını, satın alınmasını, taşınmasını ve bulundurulmasını yasaklamaktadır. Ancak aynı kanun sistemi içinde, bir meslek veya sanatın icrası için gerekli bıçak, şiş, raspa ve benzerleri ile bazı istisnaî araçlar yasak dışı bırakılmıştır. Bu nedenle eşyanın niteliği, kullanım amacı ve teknik sınıfı ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Kanunda Yazılı Seçimlik Hareketlerden Birinin İşlenmesi Gerekir

Silah kaçakçılığı suçunun ikinci maddi unsuru, kanunda tek tek sayılmış fiillerden birinin gerçekleştirilmesidir. Bunlar ülkeye sokma, sokmaya kalkışma, sokulmasına aracılık etme, 5201 sayılı Kanun dışında ülkede yapma, bir yerden diğer bir yere taşıma, yollama, taşımaya bilerek aracılık etme, satma, satmaya aracılık etme ve bu amaçla bulundurmadır. Bu fiillerden herhangi biri gerçekleştiğinde, diğer unsurlar da varsa 12. maddedeki suç oluşabilir. Kanun, bu noktada oldukça geniş bir seçimlik hareket yapısı kurmuştur. Dolayısıyla fiilin mutlaka fiilî satışla sonuçlanması gerekmez; satış amacıyla bulundurma veya sevke aracılık etme de bağımsız olarak suçun oluşumuna yol açabilir.

Yargıtay uygulaması da özellikle “satış amacıyla bulundurma” ve “taşıma” ayrımına önem vermektedir. Örneğin av bayii olan bir kişinin satmak amacıyla 497 adet mermi bulundurması, Yargıtay 8. Ceza Dairesi tarafından mermi ticareti kapsamında değerlendirilmiş; bunun sadece mutat sayıda mermi bulundurma olarak kabul edilmesi isabetli bulunmamıştır. Bu yaklaşım, fiilin hukukî niteliğinin yalnız eşya sayısına değil, elde tutuluş amacına göre de belirlendiğini göstermektedir.

Suçun Konusu Dolaşıma Veya Yayılmaya Elverişli Bir İlişki İçinde Bulunmalıdır

madde kapsamındaki suçun 13. maddeden ayrıldığı en önemli nokta, silahın veya mühimmatın topluma yayılma, dolaşıma sokulma veya ticaret ilişkisine girme riskidir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin çeşitli kararlarında, silah ticareti suçunun oluşması için yalnız silahın el değiştirmesinin değil, aynı zamanda “silahın yayılması ve tehlikenin çoğaltılması” sonucuna yönelen bir nitelik bulunmasının arandığı görülmektedir. Bu nedenle bir adet silahın kişisel ihtiyaç nedeniyle satılması her zaman silah ticareti sayılmamaktadır. Yargıtay, özellikle tekil ve kişisel ilişki içindeki bazı olaylarda 12. madde yerine 13. madde uygulanması gerektiğini kabul etmektedir.

Bu içtihat çizgisi, suçun maddi yapısının sadece fiziksel hareketten ibaret olmadığını; hareketin mahiyetine, amacına ve toplumsal tehlike derecesine göre yorumlandığını gösterir. Başka bir deyişle, her el değiştirme veya her taşıma ticaret/kaçakçılık değildir; fakat ticaret veya sevk amacıyla yapılan el değiştirmeler 12. maddeye girer.

Silah Kaçakçılığı Suçunun Manevi Unsuru

Silah kaçakçılığı suçu kasten işlenebilen bir suçtur. Failin, suç konusu eşyanın silah, mermi veya 6136 kapsamındaki parça olduğunu bilerek ve sayılan fiilleri isteyerek gerçekleştirmesi gerekir. Taksirli biçimde bu suçun işlenmesi 12. maddede düzenlenmemiştir. Bu nedenle manevi unsur bakımından kast aranır. Kanun metninin “bilerek aracılık eder” ibaresi de en azından bazı seçimlik hareketlerde bilincin ayrıca görünür hale getirildiğini göstermektedir.

Yargıtay ise özellikle ticaret suçlarında salt genel kastla yetinmeyen bir değerlendirme yapmaktadır. 8. Ceza Dairesi kararlarında, ticaret suçunun oluşması için silahı dolaşıma sokma, yayma ve tehlikeyi çoğaltma yönünde bir yönelişin varlığına dikkat çekilmektedir. Nitekim kişisel gereksinim nedeniyle yapılan tekil satışların 12. madde yerine 13. madde kapsamında değerlendirilmesi de bu yaklaşımın sonucudur. Bu nedenle silah kaçakçılığı suçunun manevi unsuru tartışılırken, yalnız “biliyordu” değil; fiilin ticaret ve yayma amacına yönelip yönelmediği de değerlendirilmelidir.

Silah Kaçakçılığı Suçunun Oluşması İçin Aranan Şartlar

Silah kaçakçılığı suçunun oluşması için öncelikle kanun kapsamındaki bir ateşli silah, mermi veya kanunda açıkça sayılmış ana parçalardan biri bulunmalıdır. İkinci olarak 12. maddede sayılan seçimlik hareketlerden birinin gerçekleştirilmesi gerekir. Üçüncü olarak bu fiilin hukuka uygun bir yetki veya izin rejimi içinde kalmaması gerekir; örneğin 5201 sayılı Kanun kapsamında yapılan yasal üretim 12. madde kapsamındaki yasadışı üretim sayılmaz. Dördüncü olarak failde kast bulunmalıdır. Beşinci olarak, özellikle ticaret niteliğindeki olaylarda fiilin sadece bireysel taşıma veya bulundurma düzeyinde kalmayıp, silahın yayılması veya sevkiyle bağlantılı bir nitelik taşıması gerekir.

Bu nedenle uygulamada her olay doğrudan 12. maddeye sokulamaz. Tek silahın kişisel ilişkiden doğan devri, maddi ihtiyaç nedeniyle satılması veya bireysel gereksinim ekseninde gerçekleşmesi gibi durumlarda Yargıtay, suç niteliğinin 13. maddeye kayabileceğini kabul etmektedir. Buna karşılık çok sayıda silah, çok sayıda mermi, sevk organizasyonu, kazanç kastı, alıcıya ulaştırma ve dağıtım ağı gibi olgular 12. madde lehine güçlü göstergelerdir.

Silah Kaçakçılığına Konu Olan Silahlar, Bıçaklar, Mermiler Ve Silah Parçaları

Ateşli Silahlar

6136 sisteminde ateşli silahlar, mermi veya fişek adı verilen özel maddeleri patlayıcı ve itici güçle uzak mesafelere atabilen silahlardır. Kanun ve yönetmelik düzeyinde tabanca, belirli tüfekler, tam otomatik silahlar ve benzeri ateşli silahlar bu kapsamda değerlendirilir. 12. madde açısından bunların ülkeye sokulması, üretilmesi, nakli ve satılması silah kaçakçılığı suçunun asli konusudur. Ayrıca vahim nitelikte silahlar yönünden cezalar daha da ağırlaştırılmıştır. Ateşli silahın tüfek, seri ateşli kısa sürede çok sayıda ve etkili biçimde mermi atabilen tam otomatik, dürbünlü, susturuculu veya hedef noktalayıcı aparat takılı tabanca veya bunların benzeri olması halinde ceza artırılır; bunların miktar bakımından da vahim olması halinde artırım daha da yükselir.

Mermiler

madde yalnız silahı değil, mermileri de bağımsız suç konusu olarak düzenlemektedir. Mermilerin ülkeye sokulması, satılması, sevki, satmaya aracılık edilmesi veya bu amaçla bulundurulması da silah kaçakçılığı suçu kapsamındadır. Yargıtay, yüksek sayıda mermi veya satış amacıyla tutulan mühimmat bakımından 12. maddenin uygulanabileceğini kabul etmektedir. Satış amacıyla işyerinde 497 adet mermi bulundurma eyleminin mermi ticareti sayılması buna örnektir. Ayrıca mermi sayısının veya niteliğinin vahim olması halinde 12. maddenin ağırlaştırıcı hükümleri uygulanır.

Ana Veya Balistik Önemi Haiz Parçalar

2024 değişikliği sonrası kanun, namlu, sürgü, gövde, çerçeve, silindir, mekanizma başı, çıkarıcı, tırnak ve ateşleme iğnesini açıkça suç konusu haline getirmiştir. Bu parçaların ülkeye sokulması, ülkede yapılması, taşınması, satılması, satmaya aracılık edilmesi veya bu amaçla bulundurulması da 12. madde kapsamında cezalandırılır. Bunun anlamı şudur: art arda tam silah ele geçmemiş olsa bile, kanunda sayılan ana parçaların kaçak dolaşımı artık doğrudan silah kaçakçılığı rejiminin içindedir. Özellikle balistik önemi haiz parça kavramı, parçanın teknik ağırlığını ceza hukuku bakımından görünür hale getirmiştir.

Bıçaklar Ve Diğer Yasak Aletler

Silah kaçakçılığı dendiğinde sadece ateşli silah düşünülmemelidir. 6136 sayılı Kanun’un 4. ve 5. maddeleri ile 14. maddesi, bazı bıçak ve aletler için de kaçakçılık ve taşıma/bulundurma rejimi kurmaktadır. Kama, hançer, saldırma, şişli baston, sustalı çakı, pala, kılıç, kasatura, süngü, sivri uçlu ve oluklu bıçaklar, topuz, topuzlu kamçı, boğma teli veya zinciri, muşta ile salt saldırı ve savunmada kullanılmak üzere özel nitelikteki benzeri aletlerin yapımı yasaktır; bunların ülkeye sokulması, sokulmasına aracılık edilmesi, ülkede yapılması, taşınması, yollanması veya taşımaya aracılık edilmesi 14. madde kapsamında iki yıldan beş yıla kadar hapis ve en az iki yüz gün adlî para cezası ile cezalandırılır. İki veya daha çok kişinin birlikte işlemesi veya teşekkül boyutu ise ayrıca daha ağır yaptırıma bağlanmıştır.

Burada önemli ayrım, her bıçağın değil, kanunda özel olarak sayılan veya salt saldırı-savunma amacıyla üretilmiş bulunan aletlerin bu rejime tabi olmasıdır. Meslek ve sanat icrasında kullanılan bıçaklar ile benzer araçlar bu yasak rejiminin dışında kalabilir. Bu nedenle bıçak bakımından suç değerlendirmesi, eşyanın niteliğine ve kullanım alanına göre yapılmalıdır.

Dönüştürülmüş Ses Ve Gaz Silahları

6136 sisteminde artık ses veya gaz fişeği atabilen silah iken 6136 kapsamına tabi silah vasfına dönüştürülen silahlar da doğrudan önem taşımaktadır. 12. madde, kurusıkı tabir edilen ses veya gaz fişeği atan silahın teknik özelliklerinde değişiklik yapılarak kanun kapsamındaki silah haline dönüştürülmesini, 5201 sayılı Kanun dışında yapılmış üretim saymakta ve bu madde hükümlerine göre cezalandırmaktadır. Dönüştürülen silahın sayı ve nitelik bakımından vahim olmaması halinde cezanın üçte birden yarıya kadar indirilebileceği de ayrıca düzenlenmiştir. Bu, dönüştürme fiilinin de 12. madde kapsamındaki üretim-kaçakçılık eksenine dahil edildiğini göstermektedir.

Suçun Ağırlaştırıcı Halleri

Silah kaçakçılığı suçunda cezanın artmasına neden olan birkaç temel hal vardır. İlki, suçun iki veya daha çok kişi tarafından birlikte işlenmesidir. Bu durumda 12/2 uygulanır ve temel ceza sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis aralığına yükselir. İkincisi, fiilin suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesidir; bu halde ceza bir kat artırılır. Üçüncüsü, suç konusu silahın vahim nitelikte olması veya silah, mermi ya da parçaların miktar bakımından vahim olmasıdır. Ateşli silahın tüfek, seri ateşli, kısa sürede çok sayıda ve etkili biçimde mermi atabilen tam otomatik, dürbünlü, susturuculu veya hedef noktalayıcı aparat takılı tabanca ya da benzeri nitelikte olması halinde ceza yarı oranında artırılır; bu nitelikteki silahların miktar bakımından da vahim olması halinde ise artırım bir kat olarak uygulanır. Ek Madde 5 uyarınca top, havan, roketatar, uçaksavar, tanksavar, ağır ve hafif makineli tüfekler ve benzeri askerî amaçlı savaş silahları veya mermileri söz konusu olduğunda ise 12 ve 13. maddelere göre verilecek cezalar bir kat artırılır.

Yargıtay da sayı ve nitelik bakımından vahamet ayrımını önemsemektedir. 8. Ceza Dairesi kararlarında, 20 adedi geçmeyen niteliksiz tabancalar yönünden sayısal vahamet kabul edilmemesi gerektiği; buna karşılık 20 adedi aşan niteliksiz tabancalarda sayısal vahamet artırımının uygulanabileceği, vahim nitelikte silahlarda ise hem nitelik hem miktar bakımından değerlendirme yapılması gerektiği kabul edilmektedir. Bu içtihatlar, vahamet değerlendirmesinin otomatik değil, eşyanın teknik niteliği ve miktarı üzerinden yapılması gerektiğini göstermektedir.

Etkin Pişmanlık Hükümleri Silah Kaçakçılığı Suçunda Uygulanır Mı?

Silah kaçakçılığı suçunda en çok sorulan konulardan biri etkin pişmanlıktır. Burada dikkatli ayrım yapmak gerekir. 6136 sayılı Kanun’un yürürlükteki metninde, 12. madde kapsamındaki silah kaçakçılığı veya ticareti suçu için TCK’daki birçok malvarlığı suçunda olduğu gibi özel ve genel bir “etkin pişmanlık” hükmü yer almamaktadır. Kanunun güncel metninde 12. ve 13. maddeler ile ek maddeler tarandığında, bu suç bakımından genel ve sürekli bir etkin pişmanlık rejimi öngörülmediği görülmektedir. Kanunda geçmişte belirli tarihler için teslime bağlı takibatsızlık getiren geçici maddeler bulunmuş olsa da, bunlar sürekli nitelikte bir etkin pişmanlık kurumu değil, dönemsel teslim ve af-benzeri geçiş düzenlemeleridir. Örneğin Geçici Madde 8’de, belirli süre içinde ruhsata bağlanmamış ateşli silahlar ve bazı patlayıcıları mülki makamlara teslim edenler hakkında takibat yapılmayacağı öngörülmüştür; ancak bu, genel ve devamlı bir etkin pişmanlık normu değildir.

Bu nedenle bugün itibarıyla 6136 sayılı Kanun m. 12 bakımından, “silahı sonradan teslim ettim, bu nedenle otomatik etkin pişmanlık uygulanır” biçiminde genel bir sonuç çıkarmak mümkün değildir. Kanunda böyle bir sürekli düzenleme bulunmamaktadır. Bu noktada hukuken doğru ifade, 6136’da silah kaçakçılığı suçu için özel bir etkin pişmanlık hükmünün bulunmadığıdır.

Bununla birlikte suç, aynı zamanda suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmişse, burada devreye 6136’nın kendisinden değil, TCK m. 221’de düzenlenen örgüt suçlarına özgü etkin pişmanlık kurumu girebilir. Ancak bu durumda indirim veya cezasızlık, doğrudan 6136 sayılı Kanun’daki silah kaçakçılığı suçundan değil; örgüt suçuna ilişkin etkin pişmanlık rejiminden kaynaklanır. TCK m. 221, örgütü dağıtan, örgütten gönüllü ayrılan veya örgüt hakkında faydalı bilgiler veren kişiler bakımından belirli koşullarla cezasızlık veya ceza indirimi öngörmektedir. Bu nedenle örgütlü silah kaçakçılığı dosyalarında etkin pişmanlık değerlendirmesi ancak örgüt suçu boyutu üzerinden ayrıca gündeme gelebilir.

Yargıtay içtihatları birlikte okunduğunda birkaç temel ilke öne çıkmaktadır. İlk olarak, her silah devri veya her silah satışı otomatik olarak 12. madde kapsamındaki silah ticareti suçu sayılmaz; kişisel ihtiyaç, bireysel ilişki ve tekil satışlar bazı durumlarda 13. madde kapsamında değerlendirilir. İkinci olarak, çok sayıda silah veya mühimmat, satış organizasyonu, sevk, alıcıya ulaştırma ve kazanç kastı gibi olgular 12. madde lehine güçlü gösterge kabul edilir. Üçüncü olarak, satma amacıyla bulundurma da bağımsız olarak 12. madde kapsamına girebilir; fiilin fiilî satışla sonuçlanması şart değildir. Dördüncü olarak, mermi ve ana parçalar bakımından da aynı mantık geçerlidir; bunların satış veya sevk amacıyla bulundurulması 12. madde kapsamında değerlendirilebilir. Beşinci olarak, vahamet hem nitelik hem sayı bakımından ayrı ayrı incelenir.

Bu ilkeler, savunma ve suç vasfının tayini bakımından özellikle önemlidir. Çünkü birçok dosyada tartışma, silahın varlığından değil, fiilin 12. madde mi yoksa 13. madde mi olduğundan kaynaklanmaktadır. Yargıtay’ın kişisel ihtiyaç nedeniyle satışları 13. madde lehine değerlendiren yaklaşımı da bu ayrımın ne kadar kritik olduğunu göstermektedir.

Silah kaçakçılığı suçu, 6136 sayılı Kanun’un 12. maddesinde düzenlenen ve toplumsal tehlikelilik derecesi yüksek kabul edilen bir suç tipidir. Ateşli silahlar, bunlara ait mermiler, kanunda sayılan ana veya balistik önemi haiz parçalar ile belirli koşullarda dönüştürülmüş ses-gaz silahları bu suçun konusunu oluşturabilir. Fiilin ülkeye sokma, üretme, sevk etme, satma, satmaya aracılık etme veya bu amaçla bulundurma biçiminde gerçekleşmesi halinde, temel ceza beş yıldan on iki yıla kadar hapis ve beş yüz günden beş bin güne kadar adlî para cezasıdır. Suçun birden fazla kişiyle birlikte, örgüt faaliyeti çerçevesinde veya vahim nitelikte silah ve mühimmatla işlenmesi halinde ise cezalar daha da ağırlaşır.

Buna karşılık her silah devri silah kaçakçılığı değildir. Yargıtay, özellikle kişisel ihtiyaç nedeniyle yapılan tekil satışlar ile gerçek ticaret ve kaçakçılık fiilleri arasında ayrım yapmakta; silahın yayılması ve tehlikenin çoğaltılması ölçütüne dikkat etmektedir. Bu nedenle 12. madde ile 13. madde arasındaki sınır, uygulamada çoğu zaman dosyanın kaderini belirlemektedir.

Etkin pişmanlık bakımından ise 6136 sayılı Kanun m. 12 için genel ve sürekli bir özel etkin pişmanlık hükmü bulunmamaktadır. Kanunda yer alan bazı eski geçici teslim düzenlemeleri, bugünkü anlamda sürekli bir etkin pişmanlık kurumu oluşturmaz. Ancak suçun örgüt boyutu varsa, bu kez TCK m. 221 çerçevesinde ayrı bir etkin pişmanlık tartışması gündeme gelebilir. Bu ayrım, silah kaçakçılığı dosyalarında hukuki nitelendirmenin neden son derece teknik olduğunu açıkça göstermektedir.

Silah Kaçakçılığı Suçu İle Ruhsatsız Silah Taşıma Suçu Aynı Mıdır?

Hayır. Ruhsatsız silah taşıma ve bulundurma esas olarak 6136 sayılı Kanun m. 13’te düzenlenir. Silahın ülkeye sokulması, kaçak sevki, satılması, satmaya aracılık edilmesi veya bu amaçla bulundurulması ise m. 12 kapsamındaki daha ağır suç tipidir.

Mermi Satmak Veya Satış Amacıyla Bulundurmak Da Silah Kaçakçılığı Sayılır Mı?

Evet. 12. madde sadece silahı değil, mermileri de açıkça kapsar. Yargıtay da satış amacıyla yüksek sayıda mermi bulundurmayı mermi ticareti olarak değerlendirmektedir.

Sadece Silah Parçası Ele Geçerse De 12. Madde Uygulanır Mı?

Evet. Namlu, sürgü, gövde, çerçeve, silindir, mekanizma başı, çıkarıcı, tırnak ve ateşleme iğnesinden oluşan ana veya balistik önemi haiz parçalar artık açıkça suç konusudur.

Her Bıçak 6136 Kapsamında Mıdır?

Hayır. Kanunda özellikle sayılan ve salt saldırı-savunma amacıyla üretilmiş bazı bıçak ve aletler kapsamdadır. Meslek ve sanat icrasında kullanılan bazı araçlar ise yasak rejiminin dışındadır.

Silah Kaçakçılığı Suçunda Etkin Pişmanlık Var Mıdır?

6136 sayılı Kanun m. 12 bakımından genel ve sürekli bir özel etkin pişmanlık hükmü bulunmamaktadır. Ancak suç örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmişse, örgüt suçuna ilişkin TCK m. 221 ayrıca gündeme gelebilir.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2023/5192E. Ve 2024/1700K. Sayılı İlamı

Sanık … müdafıinin eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğine, sanığın üzermelıtilı suçu işlediğine yönelik herhangi bir somut delil olmadığına ilişkin temyiz isteminin incelenmesinde;

Olay 1 yönünden;

Ankara 1, 4., 5., 6., 7. Sulh Ceza Mahkemelerince usulüne uygun şekilde alınan iletişimin tespiti kararlarına istinaden sanık …’ın telefonlarının dinlenmesine başlanmıştır. …’ın “yaa …üstlenecek zaten ıı şey diyecek ifadesinde hani ben celal amcaya götürüp verdiğimde çantanın içinde ne olduğunu bilmiyodu bir iki gün sende duracak gelip alacam sahibine benimde değil sahibine götürüp geri verecem diye söyleyecek ııı ben çantayı ona verdiğim zaman içine hiç bakma içinde ne olduğunuda hiç söylemedim bilmeden aldı hani bizi de kırmıyodu u bilmeden aldı koydu haberi de yoktu yani içinde ne olup bittiğini.” şeklindeki ifadeleri başta olmak üzere “Olay ve olgular” bölümünde ayrıntılı şekilde belirtilen, annesi Hüsna İnan’ın da iletişim tespit kayıtları dikkate alındığında; Ankara 5. Sulh Ceza Hakimliğinin 2018/274 Değişik İş sayılı kararına istinaden dava dışı …’ın ikametinde yapılan aramada ele geçirilen 2 adet kaleşnikof tüfeğin …’ın ikametgahına sanık … tarafından yakalanmamak için saklandığına dair mahkemenin kabulünde isabetsizlik görülmemiştir. …’ın kardeşi olan … iletişim tespit kayıtlarındaki konuşmalarla tutarlı şekilde suçu üstlenir şekilde ifadeler vermiştir. …’ın aşamalardaki savunmaları da tape kayıtlarındaki görüşmeleri doğrulamaktadır. Sanık …’ın annesinin görüşmelerinden de sanık …’ın dava konusu iki adet kaleşnikof tüfeği …’ın evine sakladığı anlaşılmaktadır Sanık …’ın annesi olan …’ın usulüne uygun şekilde dinlenmesi ile edinilen ” Ondan sonra avukat sabahına girdi.İşte valla … kurtardı. …da biz dedik gitsin dedik yani alsın üstüne.Yapcak bişey yok çünkü ….. Bişeyler yapak İnan bin defa müşteri buldu şey yaptı dedi çıkartak evden bunlar tehlikeli dedi. Bak dedi hepimiz başımız belaya girer. Allah yüzümüze baktı da yine kaynımın oğlugilde yakalandı… Kalaşnikof iki tane … Bir sürü mermi yani biz hepimiz gitmiştik …. Ondan sonra işte orda yakalandı yani o adam bir nevi bizi kurtardı. …tek aldı üzerine.” şeklindeki ifadeler değerlendirildiğinde; sanık …’ın iki adet kaleşnikof tüfek için müşteri bulduğu, saklamak için anne Hüsna İnan’ın kaynımın oğlu diye belirttiği …’ın ikametine sakladığı ve diğer oğlu olan Sinan’ın üstlendiği anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle sanık …’ın atılı 1 nolu eylemi işlediğinin kabulünde isabetsizlik bulunmamaktadır.

Olay 2 yönünden;

…’ın telefonları hakkında usulüne uygun şekilde alınan iletişim tespit kayıtlarından edinilen “…..: şu bana bi büyük büyük transit araba var diyordun ya …: he …: onu bana ne sayacan …: yaparım bi şeyler yaparız ya sen gelde …: ya sen bana ona göre söylede fiyat verecem adama …: 6,5 sana bırakırım …: ya 6,5 bana bırakma canım 6,5 verdiğimiz zaman tamam 6,5 a verdiyordun 6,5 dan bizim yolumuz olmayacak mı düş biraz …: ya zaten 6 ya bana geldi da …: abi 6,5 a verdik mi biz ne kazanacağız o zaman …: ya ben sana dedim ki 6 nın üstü bizim dedim da hatırlıyorsan …: abi sen onu birazbi şeyler yapya …: ya ben sana dedim yapacak bir şey yok 6 ya bana geldi zaten …: ooo çok kötü oldu ya …: yapacak bi şey yok abi …: bana 6 nın üstü 6-7 gibi bi şey demedin 6,5 a versek uyar mı dedim ekmek yermiyiz dedim…” şeklindeki konuşmalar başta olmak üzere “olay ve olgular” bölümünde ayrıntıları düzenlenen konuşmalar değerlendirildiğinde; sanık …’ın …’den aldığı yavuz marka silahı kar payı ekleyerek …’ya sattığı, deneme atışı yaptıkları sırada yakalandıktan anlaşıldığından; sanık …’ın 2 nolıı olayı da gerçekleştirdiği yönünde mahkemenin kabulünde hukuka aykınlık bulunmamıştır,

b )Sanık … müdafiinin, vehamet nedenli artının yapılmasının hukuka aykırı olduğuna ilişkin temyiz isteminin incelenmesinde;

Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından düzenlenen 26.04.2018 tarihli uzmanlık raporuna göre; ele geçirilen kaleşnikof tüfekler ve fişekler 6136 sayılı Yasa kapsamında olup, tüfekler aynı yasa kapsamında vahim nitelikte olduğundan bu husustaki temyiz talebi de yerinde görülmemiştir,

c )Sanık müdafiinin alt sınırdan uzaklaşılarak karar verilmemesi gerektiğine ve takdiri indirim hükümleri uygulanması gerektiğine dair temyiz istemlerinin incelenmesinde;

Sanığın mükerrir kişiliği, adli sicil kaydında benzer suçlardan sabıkalarının bulunması ile, suç tarihlerinden on gün kadar önce de silah yakalatmasına rağmen suç işlemeye devam etmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde; alt sınırdan uzaklaşılarak temel cezanın tayininde ve takdiri indirim hükümleri uygulanmamasında isabetsizlik bulunmamıştır.

Açıklanan nedenlerle sanık … hakkında kurulan hükümde ve uygulamasında isabetsizlik bulunmamıştır.

B) Sanık … hakkında kurulan hükme yönelik incelemede ise;

1. Sanık …’in yargılamaya konu eylemi iddianamenin 7 nolu bölümündeki isnada ilişkindir. Söz konusu isnat; 02.08.2018 günü 06 BEM 927 plaka sayılı araç içerisinde orta konsol üzerinde 16 adet MKE 7.65 ibareli kutu içerisinde dolu fişek ve 1 adet sol sürgüsü üzerinde PATENT MADE IN GERMANY CAL 7.65 M.X sol gövde üzerinde 22??? ibaresi olan 1 adet tabanca ve tabancaya ait boş 1 adet şarjörünün bulunduğuna ve sanığın bir adet silah ve eklerini sattığına ilişkindir.

2. Sanığın aynı eylemi ile ilgili olarak, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 08.10.2018 tarihli iddianamesinde 02.08.2018 günü sanıkta 1 nolu bölümde bahsedilen tabancanın ele geçirilmesinden dolayı hakkında 6136 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava açıldığı ve Ankara 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.05.2019 tarihli kararıyla mahkumiyetine karar verildiği tespit edilmiştir.

Dairemizin 2020/6407 Esas, 2021/22298 Karar nolu kararı başta olmak üzere birçok kararında belirtildiği üzere; bir adet niteliksiz silahı Hamdi Beşpınar’a sattığı belirlenen sanık hakkında 6136 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen silah ticareti suçunun, yayma ve tehlikeyi genişleterek çoğaltma şeklinde ifade edilen unsurlarının oluşmadığı, eylemin kişisel gereksinime dayalı, bireysel satış niteliğinde olduğu ve 6136 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasında yazılı suçu oluşturmasına karşın vasıfta hataya düşülerek aynı Kanunun 12 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince cezalandırılmasına,

Kabule göre de ;

5271 sayılı Kanunun 223 üncü maddesinin yedinci fıkrasında “Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa, davanın reddine karar verilir.” hükmü gözetildiğinde, sanık … hakkında aynı fiil nedeniyle açılan mükerrer davanın reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR

A. Sanık … hakkında kurulan hükme yönelik incelemede;

Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (8). Ceza Dairesinin, 04.10.2023 tarihli kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanunun 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanunun 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

B. Sanık … hakkında kurulan hükme yönelik incelemede;

Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 04.10.2023 tarihli kararının 5271 sayılı Kanunun 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğnameye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanunun 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.02.2024 tarihinde karar verildi.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2010/8-134E. Ve 2010/217 K.Sayılı İlamı

6136 sayılı Yasanın 12. maddesine göre “Her kim bu Kanunun kapsamına giren ateşli silahlarla bunlara ait mermileri ülkeye sokar veya sokmaya kalkışır veya bunların ülkeye sokulmasına aracılık eder veya bunları Türkiye’de Harp Silah ve Mühimmatı yapan Hususi Sanayi Müesseselerin Kontrolu Hakkındaki 3763 ve Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu Hakkındaki 5591 sayılı Kanunların hükümleri dışında ülkede yapar veya bu suretle ülkeye sokulmuş ve ülkede yapılmış olan ateşli silahları veya mermileri bir yerden diğer bir yere taşır veya yollar veya taşımaya bilerek aracılık eder, satar veya satmaya aracılık ederse veya bu amaçla bulundurursa beş yıldan sekiz yıla kadar ağır hapis ve onbeşbin liradan altmışbin liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılır.

Üçüncü fıkradaki hal dışında iki veya daha çok kişinin toplu olarak birinci fıkrada yazılı suçları işlemeleri halinde sekiz yıldan oniki yıla kadar ağır hapis ve yirmibeşbin liradan yetmişbeşbin liraya kadar ağır para cezasına hükmolunur.

Birinci fıkradaki eylemleri işlemek amacıyla teşekkül kuranlarla yönetenler veya teşekküle mensup olanlar tarafından sözü geçen fıkrada yazılı suçlar işlenirse failler hakkında on yıldan onbeş yıla kadar ağır hapis ve ellibin liradan yüzbin liraya kadar ağır para cezası hükmolunur. Bu fıkrada yazılı teşekkül, iki veya daha fazla kimsenin birlikte cürüm işlemek amacı etrafında birleşmesi ile oluşur.

Ateşli silahın tüfek veya seri ateşli kısa sürede çok sayıda ve etkili biçimde mermi atabilen tam otomatik veya dürbünlü tüfek veya dürbünlü tabanca veya bu fıkrada sayılanların benzerleri olması ya da bu niteliği taşımayan ateşli silahlar veya her türlü mermilerin miktar bakımından vahim olması halinde yukarıdaki fıkralarda yazılı cezalar yarı oranında artırılarak hükmolunur.

Dördüncü fıkrada niteliği belirtilen ateşli silahlar ile benzerlerinin miktar bakımından vahim olması halinde 1, 2 ve 3 üncü fıkralarda yazılı cezalar bir kat artırılarak hükmolunur.

Ateşli silahlar ile mermiler ve bunların yapımında veya taşınmasında bilerek kullanılan her türlü araç ve gereçlerin başkasına ait olsa ve başka amaçla kullanılmak üzere verilmiş bulunsa bile zoralımına hükmolunur”

Bu hüküm, 08.02.2008 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş bulunan 5728 sayılı Yasanın 155. maddesiyle değiştirilmiş ve “Her kim bu Kanunun kapsamına giren ateşli silahlarla bunlara ait mermileri ülkeye sokar veya sokmaya kalkışır veya bunların ülkeye sokulmasına aracılık eder veya bunları 29/6/2004 tarihli ve 5201 sayılı Harp Araç ve Gereçleri ile Silâh, Mühimmat ve Patlayıcı Madde Üreten Sanayi Kuruluşlarının Denetimi Hakkında Kanun hükümleri dışında ülkede yapar veya bu suretle ülkeye sokulmuş ve ülkede yapılmış olan ateşli silahları veya mermileri bir yerden diğer bir yere taşır veya yollar veya taşımaya bilerek aracılık eder, satar veya satmaya aracılık ederse veya bu amaçla bulundurursa beş yıldan oniki yıla kadar hapis ve beşyüz günden beşbin güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırılır.

Birinci fıkrada yazılı suçları üçüncü fıkradaki hal dışında iki veya daha çok kişinin birlikte işlemeleri halinde, failler hakkında sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis ve bin günden onbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.

Birinci fıkradaki fiillerin, suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, verilecek cezalar bir kat artırılır.

Ateşli silahın tüfek veya seri ateşli kısa sürede çok sayıda ve etkili biçimde mermi atabilen tam otomatik veya dürbünlü tabanca veya bu fıkrada sayılanların benzerleri olması ya da bu niteliği taşımayan ateşli silahlar veya her türlü mermilerin miktar bakımından vahim olması halinde yukarıdaki fıkralarda yazılı cezalar yarı oranında artırılarak hükmolunur.

Dördüncü fıkrada niteliği belirtilen ateşli silahlar ile benzerlerinin miktar bakımından vahim olması halinde birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarda yazılı cezalar bir kat artırılarak hükmolunur” şekline dönüştürülmüştür.

6136 sayılı Yasanın 12/1. maddesi gereğince, ateşli silahlarla, bunlara ait mermilerin ülkeye sokulması veya sokmaya teşebbüs ya da aracılık edilmesi, ateşli silahlarla, bunlara ait mermilerin 5201 sayılı Yasa hükümleri dışında ülkede yapılması veya bu suretle ülkeye sokulmuş ve ülkede yapılmış olan ateşli silahlar veya mermilerin bir yerden diğer bir yere taşınması, ya da yollanması veya taşımaya bilerek aracılık edilmesi, satılması, satmaya aracılık edilmesi veya bu amaçla bulundurulması yasaklanmış,

12/1. maddesinde yazılı olan suçun iki ya da daha fazla kişi tarafından işlenmesi halinde ise, suçun bireysel olarak işlenmesine göre daha ağır bir yaptırım ile cezalandırılması kararlaştırılmıştır.

Somut olay bu bilgi ve açıklamalar ışığında ele alındığında;

Sanık N…S…’a ait olup, olay günü sanık tarafından sevk ve idare edilen ….. plakalı kamyonda ele geçirilen 27 adet 7,65 mm. çapında farklı marka ve seri numaralı tabancanın Kuzey Irak’ta yaşayan ve açık kimlik bilgileri tespit edilemeyen C..ve C..isimli kişilerden, Gaziantep Nakliyeciler Sitesinde M….isimli kişiye teslim edilmek üzere alındığı sabit ise de, sanığın yakalanamayan ve kesin kimlik bilgileri de belirlenemeyen kişilerle başlangıçtan itibaren aralarında topluluk oluşturacak boyutta bir ortaklık ve birliktelik ile silah kaçakçılığı konusunda düşünce ve eylem birliği içinde ortak çıkar sağlamak iradesiyle hareket ettiğine ilişkin yeterli kanıt bulunmadığı, kanıtlanan eyleminin 6136 sayılı Yasanın 12/1. madde ve fıkrasında düzenlenen bireysel silah ticareti olarak değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.

Bu itibarla, sanık N…S…hakkında Özel Daire bozma kararı doğrultusunda bireysel silah ticareti suçundan hükümlülük kararı verilmesi gerekirken, yerel mahkemece eski hükümde direnilmesinde isabet bulunmadığından, direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.

Çoğunluk görüşüne katılmayan Genel Kurul Başkanı ve sekiz Genel Kurul Üyesi; “Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.06.2009 gün ve 263-142 sayılı kararında belirtildiği üzere, sanıkların dışında suçun işlenmesine katılan diğer kişilerin açık kimlik bilgilerinin tespit edilememiş olması suçun 6136 sayılı Yasanın 12/2. maddesi kapsamında toplu olarak işlendiğinin kabulüne engel teşkil etmemektedir. Başka bir anlatımla dosya içeriğindeki kanıtlardan, suçun başka kişilerin de katılımıyla işlendiğinin kesin olarak belirlenmiş olması halinde, suçun toplu olarak işlendiğinin kabulü için ayrıca bu kişilerin açık kimlik bilgilerinin tespit edilmiş olması zorunluluğu bulunmamaktadır.

Dosya içeriğinden; Sanık N….S…’ın suça konu 27 adet tabanca ve eklerini satmak amacıyla. Irak’ta yaşayan, C…ve C… ismini kullanan ve açik kimlik bilgileri tespit edilemeyen sanıklardan aldığının, 5271 sayılı CYY’nın 135. maddesi uyarınca alınan mahkeme kararı kapsamında yapılan iletişimin tespiti, dinlenmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi işlemleri sonucu düzenlenen telefon dinleme kayıtları, bu kayıtları doğrulayan sanığın aşamalardaki savunmaları ve tüm dosya içeriği ile sabit olduğu, buna göre Ceza Genel Kurulunun ‘dosya içeriğindeki kanıtlardan, suçun başka kişilerin de katılımıyla işlendiğinin kesin olarak belirlenmiş olması halinde, suçun toplu olarak işlendiğinin kabulü için ayrıca bu kişilerin açık kimlik bilgilerinin tespit edilmesinin zorunlu olmadığı’ şeklindeki 02.06.2009 gün 263-142 sayılı kararı karşısında, sanık Nezir’in yüklenen suçu başka sanıklarla birlikte işlediğinin, dolayısıyla eyleminin 6136 sayılı Yasanın 12/2. maddesi kapsamında toplu silah kaçakçılığı suçunu oluşturduğunun kabulü gerekmektedir. Bu itibarla, sanık N… S…’ın eyleminin toplu silah kaçakçılığı suçunu oluşturduğuna ilişkin usul ve yasaya uygun bulunan yerel mahkeme direnme kararının onanması gerektiği” görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.

SONUÇ:

Açıklanan nedenlerle;

1- Şırnak Ağır Ceza Mahkemesinin 29.12.2009 gün ve 302-474 sayılı direnme hükmünün BOZULMASINA,

2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere, Yargıtay C. Başsavcılığına TEVDİİNE, birinci uyuşmazlık konusu yönünden 26.10.2010, ikinci uyuşmazlık konusu yönünden ise 26.10.2010 günü yapılan birinci müzakerede yasal çoğunluk sağlanamadığından, 09.11.2010 günü yapılan ikinci müzakerede tebliğnamedeki isteme uygun olarak oyçokluğuyla karar verildi.

1- Sanık İ…Y….yönünden 26.10.2010 tarihinde yapılan oylama:

PER Legal

Per Legal hukuk bürosu temelinde müvekkillerin sorunları çözerek onların maddi ve manevi kazanımlarını hedeflemektedir. Çalışma prensibinde müvekkillerinin taleplerini hukuki zeminde birleştirerek onların en avantajlı kararları alması için yol gösterici olmaktadır.