
Yol Yapım Ve Trafik Düzenleme Hataları Nedeniyle Meydana Gelen Trafik Kazalarında İdarenin Sorumluluğu
Trafik kazaları çoğu zaman sürücü hatası, hız, dikkatsizlik, alkollü araç kullanımı veya geçiş hakkı ihlali gibi nedenlerle açıklanmaktadır. Ancak bazı kazalar doğrudan veya dolaylı olarak yolun fiziki yapısından, mühendislik hatalarından, eksik trafik işaretlerinden, hatalı kavşak düzenlemelerinden, bozuk yol satıhlarından, eksik aydınlatmadan, şerit planlama hatalarından veya yol bakım-onarım eksikliklerinden kaynaklanabilir.
Bu tür kazalarda yalnızca sürücünün kusuru değil, yolun yapımından, bakımından, onarımından, trafik güvenliğinden ve işaretlemesinden sorumlu idarenin kusuru da araştırılmalıdır. Yol yapım hatası, göbek veya kavşak mühendislik hatası, eksik levha, yanlış şeritlendirme, bozuk zemin, tehlikeli yol geometrisi veya yetersiz trafik işaretlemesi kazanın meydana gelmesinde etkili olmuşsa, devlete, Karayolları Genel Müdürlüğü’ne, belediyeye veya ilgili kamu idaresine kusur atfedilebilir.
Karayollarında trafik güvenliğinin sağlanması bir kamu hizmetidir. Bu hizmetin hiç işlememesi, geç işlemesi veya kötü işlemesi hâlinde idarenin hizmet kusuru gündeme gelir. Anayasa’nın temel ilkeleri uyarınca idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları karşılamakla yükümlüdür. Danıştay uygulamasında da hizmet kusuru; kamu hizmetinin kuruluşunda, işleyişinde veya organizasyonunda eksiklik bulunması, hizmetin geç, kötü veya hiç işlememesi olarak değerlendirilmektedir.
Yol Kusuru Nedeniyle Trafik Kazası Nedir?
Yol kusuru nedeniyle trafik kazası, kazanın yalnızca araç sürücüsünün davranışından değil, yolun güvenli kullanımını etkileyen fiziki, teknik veya idari eksikliklerden kaynaklandığı kazalardır.
Bu kapsamda;
Yolun hatalı projelendirilmesi, kavşak veya göbek mühendislik hataları, yanlış şerit planlaması, eksik veya hatalı trafik levhası, yol çizgilerinin bulunmaması, ışıklandırma eksikliği, görüşü engelleyen yol düzenlemeleri, bozuk asfalt, çukur, çökmüş zemin, mazgal kapağı eksikliği, su birikmesi, buzlanmaya karşı önlem alınmaması, yol çalışması alanının yeterince işaretlenmemesi, bariyer eksikliği, refüj açıklığının tehlikeli bırakılması, yaya geçidi işaretlerinin eksikliği, hız kesici veya uyarı levhası bulunmaması, hatalı viraj eğimi ve yolun standartlara uygun yapılmaması yol kusuru olarak gündeme gelebilir.
Bu tür eksiklikler kazanın tek nedeni olabileceği gibi, sürücü kusuruyla birlikte kazaya etki eden ortak neden de olabilir. Örneğin sürücünün hız yaptığı bir olayda, yolun çukurlu olması, virajın hatalı projelendirilmesi veya levhanın eksik olması idarenin de kusurlu kabul edilmesine neden olabilir.
Karayollarında Trafik Güvenliğini Sağlama Yükümlülüğü
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun amacı, karayollarında can ve mal güvenliği yönünden trafik düzenini sağlamak ve trafik güvenliğine ilişkin önlemleri belirlemektir. Kanun, karayolunu kullanan kişilerin güvenliğinin sağlanmasını yalnızca sürücülere bırakmamış; kamu idarelerine de görevler yüklemiştir.
Karayolları Genel Müdürlüğü’nün görevleri arasında, yapım ve bakımından sorumlu olduğu karayollarında can ve mal güvenliği yönünden gerekli düzenleme ve işaretlemeleri yapmak, önlem almak ve aldırmak yer almaktadır. Ayrıca tüm karayollarındaki işaretleme standartlarını belirlemek, yayımlamak ve kontrol etmek de bu görevler arasındadır.
Bu nedenle yolun yalnızca yapılmış olması yeterli değildir. Yolun güvenli, işaretli, bakımlı, anlaşılır, trafik akışına uygun ve öngörülebilir şekilde düzenlenmiş olması gerekir. Yolun yapım ve bakımından sorumlu idare, trafik güvenliğini sağlamak için gerekli teknik ve idari tedbirleri almakla yükümlüdür.
Hangi İdare Sorumlu Olabilir?
Yol kusuru nedeniyle meydana gelen trafik kazalarında sorumlu idare, kazanın meydana geldiği yolun niteliğine ve bakım-onarım sorumluluğunun hangi idarede olduğuna göre belirlenir.
Şehirlerarası karayolları, devlet yolları ve Karayolları Genel Müdürlüğü’nün yapım ve bakım sorumluluğunda bulunan yollar bakımından Karayolları Genel Müdürlüğü sorumlu olabilir.
Belediye sınırları içindeki yollar, cadde ve sokaklar, kavşak düzenlemeleri, şehir içi trafik işaretleri, kaldırım, refüj, yol aydınlatması ve bazı yerel trafik düzenlemeleri bakımından belediyelerin sorumluluğu gündeme gelebilir.
Büyükşehirlerde sorumluluk bazen büyükşehir belediyesi, ilçe belediyesi, UKOME kararları, altyapı kuruluşları veya Karayolları Genel Müdürlüğü arasında paylaşılabilir. Bu nedenle somut olayda yolun hangi idarenin bakım, onarım, işaretleme ve düzenleme sorumluluğunda olduğu araştırılmalıdır.
Örneğin şehir içindeki bir kavşakta yanlış şerit yönlendirmesi veya eksik levha nedeniyle kaza meydana gelmişse belediye veya büyükşehir belediyesi sorumlu olabilir. Şehirlerarası yolda eksik bariyer, hatalı viraj düzenlemesi veya bozuk yol zemini nedeniyle kaza meydana gelmişse Karayolları Genel Müdürlüğü’nün sorumluluğu gündeme gelebilir.
Yol Yapım Hatası Nedeniyle İdareye Kusur Atfedilebilir Mi?
Evet. Yolun yapımında, projelendirilmesinde, genişliğinde, eğiminde, viraj yapısında, kavşak bağlantılarında, refüj düzeninde, dönüş ceplerinde, yaya geçidi konumunda veya şerit planında mühendislik hatası varsa ve bu hata kazanın meydana gelmesinde etkili olmuşsa idareye kusur atfedilebilir.
Yol yapım hatası yalnızca yolun tamamen bozuk olması anlamına gelmez. Yol, fiziksel olarak yeni yapılmış olsa bile trafik güvenliği standartlarına uygun değilse, sürücüler açısından öngörülemez tehlike yaratıyorsa veya kazaya elverişli bir düzen içeriyorsa hizmet kusuru tartışması yapılabilir.
Örneğin görüş mesafesi yetersiz bir kavşak, dönüş açısı hatalı bir göbek, ani şerit daralması, yeterli uyarı olmadan başlayan refüj, yanlış yönlendiren şerit çizgileri veya tehlikeli eğime sahip viraj kazanın oluşumunda etkili olabilir.
Bu tür durumlarda mahkeme, yolun teknik standartlara uygun olup olmadığını, uyarı ve işaretlemelerin yeterli olup olmadığını, kaza ile yol kusuru arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığını bilirkişi incelemesiyle değerlendirir.
Göbek Ve Kavşaklardaki Mühendislik Hataları
Göbek, kavşak ve dönel kavşak düzenlemeleri trafik güvenliği bakımından kritik alanlardır. Bu alanlarda sürücüler aynı anda hız azaltma, yön seçme, geçiş hakkı, şerit değiştirme ve diğer araçları kontrol etme yükümlülüğü altındadır.
Bu nedenle göbek veya kavşak düzenlemesinde yapılan mühendislik hataları kazalara doğrudan sebep olabilir. Örneğin kavşağın görüşü kapatacak şekilde düzenlenmesi, geçiş hakkını belirsiz hale getiren levha eksikliği, yanlış şerit yönlendirmesi, dönüş yarıçapının büyük araçlara uygun olmaması, yaya geçidinin tehlikeli yere konumlandırılması, trafik ışıklarının yetersiz veya uyumsuz çalışması, kavşak yaklaşımında hız düşürücü uyarıların bulunmaması idarenin sorumluluğunu gündeme getirebilir.
Kavşak veya göbekte sürekli benzer kazalar meydana geliyorsa, bu durum yolun yapısal olarak riskli olduğunu gösterebilir. Aynı noktada daha önce meydana gelen kazalar, idarenin tehlikeyi bilmesine rağmen önlem almadığını ortaya koymak bakımından önemli delil olabilir.
Şerit Yapım Ve Yönlendirme Hataları
Şerit çizgileri, yol kullanıcılarına hangi yönde ve hangi kurallarla ilerleyeceklerini gösterir. Şeritlerin hatalı çizilmesi, aniden daralması, dönüş şeritlerinin yanlış yönlendirilmesi, kavşak öncesi yönlendirme levhalarının eksik olması veya şeritlerin silinmiş olması kazalara neden olabilir.
Özellikle çok şeritli yollarda, tünel girişlerinde, köprü bağlantılarında, kavşak çıkışlarında ve yoğun trafik akışının bulunduğu bölgelerde şerit düzeninin açık ve güvenli olması gerekir.
Şerit hatası nedeniyle araçların birbirini sıkıştırması, hatalı yöne yönelmesi, ani manevra yapmak zorunda kalması veya çarpışması halinde ilgili idarenin hizmet kusuru gündeme gelebilir.
Bu tür olaylarda olay yeri fotoğrafları, drone görüntüleri, kamera kayıtları, kaza krokisi, yol çizgi durumu ve trafik bilirkişi raporu önemlidir.
Eksik Veya Hatalı Trafik Levhası Nedeniyle Kaza
Trafik levhaları, sürücülerin yolu güvenli şekilde kullanması için zorunlu uyarı ve yönlendirme araçlarıdır. Tehlikeli viraj, hız sınırı, kavşak yaklaşımı, yol çalışması, daralan yol, yaya geçidi, okul geçidi, kaygan yol, kasis, tek yön, dönüş yasağı veya geçiş hakkı gibi konularda levhaların eksik olması kazaya sebep olabilir.
Eksik levha kadar hatalı levha da sorumluluk doğurabilir. Yanlış hız sınırı, yanlış yönlendirme, görünmeyen veya ağaç/direk tarafından kapatılmış levha, gece görünürlüğü olmayan levha, trafik ışığı ile çelişen işaretleme veya sürücüyü tereddütte bırakan levha düzeni trafik güvenliğini tehlikeye düşürebilir.
2918 sayılı Kanun kapsamında Karayolları Genel Müdürlüğü’nün tüm karayollarındaki işaretleme standartlarını belirleme ve kontrol etme görevi bulunduğu kabul edilmektedir. Bu nedenle işaretleme eksikliği veya standart dışı işaretleme kazanın oluşumuna katkı sağlamışsa, sorumlu idare bakımından hizmet kusuru gündeme gelebilir.
Yol Bakım Ve Onarım Eksikliği Nedeniyle Kaza
Yolun yapıldıktan sonra düzenli şekilde bakımının yapılması gerekir. Çukurlar, asfalt bozulmaları, çökmeler, mazgal kapağı eksikliği, gevşek mıcır, su birikintisi, buzlanma, çamur, dökülen malzeme veya yol üzerinde bırakılan engeller trafik güvenliğini ciddi şekilde tehlikeye düşürebilir.
Yol bakım ve onarım hizmetinin hiç yapılmaması, geç yapılması veya yetersiz yapılması idarenin hizmet kusurunu doğurabilir. Özellikle idarenin bozuk yol durumunu bilmesine veya bilebilecek durumda olmasına rağmen gerekli önlemleri almaması, uyarı levhası koymaması veya yolu güvenli hale getirmemesi sorumluluğu güçlendirir.
Örneğin çukur nedeniyle motosikletlinin düşmesi, mazgal kapağı eksikliği nedeniyle aracın savrulması, buzlanmaya karşı önlem alınmaması nedeniyle zincirleme kaza meydana gelmesi veya yol çalışması alanının yeterince işaretlenmemesi nedeniyle aracın bariyere çarpması halinde idarenin kusuru araştırılmalıdır.
Yol Çalışması Alanlarında İdarenin Sorumluluğu
Yol yapım, bakım ve onarım çalışmaları sırasında idarenin veya yüklenici firmanın trafik güvenliğini sağlayacak tedbirleri alması gerekir. Yol çalışması yapılan alanlarda uyarı levhaları, koniler, reflektörler, hız düşürücü işaretler, yönlendirme tabelaları, gece aydınlatması ve güvenli geçiş koridorları bulunmalıdır.
Yol çalışması alanı yeterince işaretlenmemişse, gece sürücüler tarafından fark edilemiyorsa, ani şerit daralması yaratıyorsa veya sürücüyü tehlikeli manevraya zorluyorsa kazadan sorumluluk doğabilir.
Yol çalışmasını özel bir yüklenici firma yürütüyor olsa bile, ilgili kamu idaresinin denetim ve güvenlik önlemleri bakımından sorumluluğu devam edebilir. Somut olayda hem idare hem yüklenici firma bakımından kusur incelemesi yapılmalıdır.
Yol Kusuru İle Sürücü Kusuru Birlikte Bulunabilir Mi?
Evet. Trafik kazalarında yol kusuru ile sürücü kusuru birlikte bulunabilir. Bir sürücünün hız yapması, dikkat eksikliği göstermesi veya takip mesafesine uymaması, yol kusurunun etkisini tamamen ortadan kaldırmayabilir.
Örneğin sürücü hız sınırını aşmış olabilir; ancak yolun tehlikeli virajında hiçbir uyarı levhası yoksa, viraj eğimi hatalıysa veya yol yüzeyinde çukur bulunuyorsa idarenin de kusuru olabilir. Bu durumda kusur oranları bilirkişi tarafından belirlenir.
Tazminat hukukunda önemli olan, kazanın meydana gelmesinde hangi tarafın hangi oranda etkili olduğudur. Yol kusuru kazanın oluşumuna katkı sağlamışsa idare, kendi kusur oranı çerçevesinde sorumlu tutulabilir.
Bazı durumlarda yol kusuru ağır ve belirleyici olabilir. Örneğin karanlıkta görünmeyen açık rögar kapağı, aniden biten şerit, levhasız yol çalışması veya tehlikeli kavşak düzenlemesi kazanın asıl nedeni olabilir. Bu hallerde idarenin kusur oranı yüksek belirlenebilir.
İdarenin Sorumluluğunun Hukuki Niteliği
Yol yapım, bakım, onarım ve trafik güvenliği hizmetleri kamu hizmetidir. Bu hizmetin eksik, kötü veya geç yürütülmesi halinde idarenin hizmet kusuru doğar.
Hizmet kusuru; idarenin gerekli önlemleri almaması, standartlara uygun yol yapmaması, trafik güvenliğini sağlamaması, bakım ve onarım görevini ihmal etmesi, yol üzerindeki tehlikeyi gidermemesi veya yeterli işaretleme yapmaması şeklinde ortaya çıkabilir.
Yol kusuru nedeniyle meydana gelen kazalarda idarenin sorumluluğu için genel olarak şu unsurlar aranır:
İdarenin sorumlu olduğu bir kamu hizmeti bulunmalıdır. Bu hizmet kusurlu şekilde yürütülmüş olmalıdır. Kişinin maddi veya manevi zararı doğmuş olmalıdır. Zarar ile hizmet kusuru arasında uygun illiyet bağı bulunmalıdır.
Hizmet kusuru değerlendirmesinde mahkeme; yolun durumu, idarenin görev alanı, teknik standartlar, kaza tarihi, hava ve görüş koşulları, trafik işaretleri, yolun bakım geçmişi, daha önce aynı bölgede kaza olup olmadığı ve sürücü davranışlarını birlikte inceler.
Görevli Mahkeme: İdari Yargı Mı, Adli Yargı Mı?
Yol kusuru nedeniyle meydana gelen trafik kazalarında görevli mahkeme tartışmalı olabilir. Çünkü trafik kazaları genel olarak adli yargıda görülen tazminat davalarına konu olabilirken, idarenin yol yapım, bakım ve işaretleme hizmetindeki kusuru kamu hizmetinden kaynaklandığı için idari yargı gündeme gelebilir.
Eğer talep, doğrudan idarenin yol yapım, bakım, onarım, işaretleme veya trafik güvenliği hizmetini kusurlu yürütmesine dayanıyorsa, çoğu durumda idari yargıda tam yargı davası açılması gerekir.
Buna karşılık kazaya kamu idaresine ait bir aracın karışması, yani idarenin işleteni olduğu aracın sebep olduğu zararlar söz konusuysa, 2918 sayılı Kanun’un özel düzenlemeleri nedeniyle adli yargı gündeme gelebilir. Nitekim 2918 sayılı Kanun’un görevli mahkemeye ilişkin düzenlemesi, bu Kanun’dan doğan sorumluluk davalarının adli yargıda görüleceğine ilişkin özel hükümler içermektedir.
Bu nedenle yol kusuru dosyalarında görevli yargı yolu somut olayın niteliğine göre belirlenmelidir. Dava açmadan önce zarar hangi hizmetten kaynaklanıyor, davalı idarenin kusuru hangi hukuki temele dayanıyor, kazaya motorlu araç işleten sıfatıyla mı yoksa yol hizmeti kusuruyla mı dahil olunuyor soruları dikkatle değerlendirilmelidir.
Tam Yargı Davası Ve İdareye Başvuru Süreci
İdarenin yol yapım, bakım, onarım veya işaretleme kusuru nedeniyle zarar doğmuşsa, zarar gören kişi idari yargıda tam yargı davası açabilir. Ancak çoğu durumda dava açmadan önce ilgili idareye başvuru yapılması gerekir.
Başvuruda kazanın tarihi, yeri, yol kusurunun ne olduğu, meydana gelen zararlar, kaza ile yol kusuru arasındaki bağlantı, talep edilen tazminat kalemleri ve deliller açıkça belirtilmelidir.
İdare başvuruyu kabul edebilir, kısmen kabul edebilir, reddedebilir veya süresi içinde cevap vermeyebilir. İdarenin cevabına veya sessiz kalmasına göre dava açma süresi hesaplanır.
Bu süreçte sürelerin kaçırılmaması çok önemlidir. İdari yargıda dava süreleri, adli yargıdaki zamanaşımı kurallarından farklıdır. Bu nedenle yol kusuru nedeniyle idareye karşı tazminat talep edilecekse gecikmeden hukuki değerlendirme yapılmalıdır.
Yol Kusuru Nedeniyle Talep Edilebilecek Maddi Tazminatlar
Yol yapım veya bakım hatası nedeniyle meydana gelen kazalarda zarar gören kişiler maddi tazminat talep edebilir. Maddi tazminat, kişinin malvarlığındaki azalmayı ve ileride doğacak ekonomik zararlarını karşılamayı amaçlar.
Talep edilebilecek maddi tazminat kalemleri şunlardır:
Araç hasar bedeli, araç değer kaybı, aracın kullanılamamasından doğan zarar, ticari araçlarda kazanç kaybı, çekici ve otopark giderleri, ekspertiz masrafları, ikame araç gideri, araçtaki yük veya eşya zararları, tedavi giderleri, hastane ve ilaç masrafları, ameliyat ve fizik tedavi giderleri, geçici iş göremezlik zararı, sürekli iş göremezlik veya maluliyet tazminatı, bakıcı gideri, protez ve yardımcı cihaz giderleri, ulaşım masrafları, ölüm halinde cenaze giderleri ve destekten yoksun kalma tazminatı.
Maddi tazminat taleplerinin ispatı için faturalar, ekspertiz raporları, servis kayıtları, sağlık raporları, SGK kayıtları, gelir belgeleri, maluliyet raporu ve aktüerya hesapları önem taşır.
Araç Hasarı Ve Değer Kaybı
Yol kusuru nedeniyle araçta hasar meydana gelmişse, araç sahibi onarım bedelini talep edebilir. Örneğin çukura girme nedeniyle jant, lastik, süspansiyon, alt takım, tampon veya gövde hasarı oluşmuşsa bu zararlar tazminat kapsamında istenebilir.
Araç tamir edilmiş olsa bile kazadan sonra ikinci el piyasa değerinde düşüş meydana gelmişse değer kaybı talep edilebilir. Değer kaybı özellikle daha yeni, düşük kilometreli ve piyasa değeri yüksek araçlarda önemli bir zarar kalemidir.
Ticari araçlarda ayrıca aracın serviste kaldığı süre boyunca kullanılamamasından doğan kazanç kaybı da talep edilebilir. Taksi, servis aracı, nakliye aracı, şirket aracı veya ticari faaliyet için kullanılan araçlarda bu zarar ayrıca hesaplanmalıdır.
Bedeni Zarar Halinde Talep Edilebilecek Tazminatlar
Yol kusuru nedeniyle meydana gelen kazada kişi yaralanmışsa bedeni zarar tazminatı talep edebilir. Bedeni zarar, kişinin vücut bütünlüğünün bozulması nedeniyle uğradığı zararları ifade eder.
Bu kapsamda tedavi giderleri, hastane masrafları, ilaç giderleri, fizik tedavi ve rehabilitasyon giderleri, geçici iş göremezlik zararı, sürekli iş göremezlik tazminatı, çalışma gücü kaybı, bakıcı gideri, protez ve yardımcı cihaz giderleri, ileride yapılması gereken tedavi masrafları ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararlar talep edilebilir.
Yaralanmanın kalıcı etkisi varsa maluliyet raporu alınması gerekir. Maluliyet oranı, tazminat hesabında en önemli unsurlardan biridir. Ayrıca kazanın oluşumunda sürücü, idare veya başka kişilerin kusur oranları da tazminat miktarını etkiler.
Ölüm Halinde Destekten Yoksun Kalma Tazminatı
Yol yapım veya bakım kusuru nedeniyle meydana gelen kaza ölümle sonuçlanmışsa, ölen kişinin yakınları destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilir.
Destekten yoksun kalma tazminatı, ölen kişinin hayatta kalması halinde destek olacağı kişilerin uğradığı ekonomik kaybın giderilmesini amaçlar. Eş, çocuk, anne ve baba çoğu durumda destekten yoksun kalan kişiler arasında yer alır. Ancak destek ilişkisi yalnızca mirasçılığa bağlı değildir. Ölen kişinin fiilen destek olduğu veya ileride destek olması beklenen kişiler de somut olayın özelliklerine göre bu tazminatı talep edebilir.
Ölüm halinde ayrıca cenaze giderleri, ölüm öncesi tedavi giderleri ve manevi tazminat talepleri de gündeme gelir.
Manevi Tazminat Talep Edilebilir Mi?
Yol kusuru nedeniyle meydana gelen kazada yaralanma veya ölüm varsa manevi tazminat talep edilebilir.
Yaralanan kişi; yaşadığı acı, elem, tedavi süreci, ameliyat, kalıcı iz, sakatlık, psikolojik travma, günlük yaşamın etkilenmesi ve sosyal hayatın bozulması nedeniyle manevi tazminat isteyebilir.
Ölüm halinde ise ölenin yakınları manevi tazminat talep edebilir. Manevi tazminat miktarı belirlenirken olayın ağırlığı, kusur oranları, zararın niteliği, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, yaralanmanın kalıcılığı veya ölümün yakınlar üzerindeki etkisi dikkate alınır.
İdareye karşı açılan tam yargı davalarında manevi tazminat, idarenin hizmet kusuru nedeniyle kişilerin yaşadığı manevi zararın giderilmesi amacıyla talep edilebilir.
Sigorta Şirketine Başvuru Gerekir Mi?
Yol kusuru nedeniyle meydana gelen kazalarda sigorta süreci, kazaya başka bir motorlu aracın karışıp karışmadığına göre değişir.
Eğer kazaya başka bir kusurlu motorlu araç karışmışsa, zarar gören kişi bu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortasına başvurabilir. Sigorta şirketi, sigortalı aracın kusuru oranında ve poliçe limitleri dahilinde sorumludur.
Ancak kaza tamamen yol kusurundan kaynaklanmışsa ve başka bir motorlu aracın kusuru yoksa, zorunlu trafik sigortasına başvuru her zaman sonuç vermeyebilir. Çünkü trafik sigortası, sigortalı aracın üçüncü kişilere verdiği zararı karşılar. Yolun bakımından sorumlu idarenin hizmet kusuru, doğrudan trafik sigortası teminatı kapsamında olmayabilir.
Buna karşılık sürücünün kendi kasko poliçesi varsa, araç hasarı bakımından kasko şirketine başvuru yapılabilir. Kasko şirketi ödeme yaptıktan sonra, şartları varsa kusurlu idareye rücu edebilir.
Bu nedenle yol kusuru kazalarında sigorta, kasko, zorunlu trafik sigortası, idareye başvuru ve tazminat davası birlikte değerlendirilmelidir.
Delil Tespiti Neden Önemlidir?
Yol kusuru nedeniyle meydana gelen kazalarda en önemli sorun, kazaya sebep olan yol eksikliğinin ispatıdır. Yol kusuru zamanla giderilebilir, çukur kapatılabilir, levha sonradan konulabilir, şerit çizgileri yenilenebilir veya yol çalışması tamamlanabilir. Bu nedenle delillerin hızlı şekilde toplanması gerekir.
Önemli deliller şunlardır:
Kaza tespit tutanağı, olay yeri fotoğrafları, video kayıtları, kamera ve MOBESE görüntüleri, yolun çukur, levha, şerit veya aydınlatma durumunu gösteren görüntüler, tanık beyanları, belediye veya Karayolları başvuru kayıtları, daha önce aynı yerde meydana gelen kaza kayıtları, bilirkişi raporu, keşif, yol projesi, bakım-onarım kayıtları, trafik işaretleme planları ve idarenin sorumluluk alanını gösteren belgeler.
Mümkünse kazadan hemen sonra olay yeri fotoğraflanmalı, yol kusuru ayrıntılı şekilde belgelenmeli ve gerekirse mahkemeden delil tespiti talep edilmelidir. Yol kusurunun sonradan giderilmesi, kazanın meydana geldiği tarihte kusur bulunmadığı anlamına gelmez; ancak ispatı zorlaştırabilir.
Bilirkişi İncelemesinin Önemi
Yol kusuru iddialarında bilirkişi incelemesi büyük önem taşır. Bilirkişi; yolun teknik standartlara uygun olup olmadığını, levha ve işaretlemelerin yeterli olup olmadığını, yol geometrisinin güvenli olup olmadığını, sürücünün kusurunu, idarenin kusurunu ve kazayla yol kusuru arasındaki illiyet bağını değerlendirir.
Bilirkişi raporunda yalnızca sürücünün davranışı değil, yolun fiziki ve teknik durumu da incelenmelidir. Yol kusuru iddiası bulunan dosyalarda trafik bilirkişisi yanında inşaat mühendisi, yol mühendisi veya ilgili teknik uzmanlardan rapor alınması gerekebilir.
Eksik veya yüzeysel bilirkişi raporlarına itiraz edilmelidir. Özellikle raporda yol kusuru hiç incelenmemişse, sadece sürücü kusuruna odaklanılmışsa veya olay yerinin teknik özellikleri değerlendirilmemişse ek rapor ya da yeni bilirkişi raporu talep edilebilir.
Yol Kusuru Nedeniyle Meydana Gelen Kazalarda Ceza Soruşturması
Yol kusuru nedeniyle meydana gelen kazalarda yaralanma veya ölüm varsa ceza soruşturması da gündeme gelebilir. Bu soruşturma çoğu zaman sürücü hakkında taksirle yaralama veya taksirle öldürme kapsamında yürütülür.
Ancak yol kusurunun kazaya etkisi varsa, idari görevlilerin veya yol çalışmasını yürüten kişilerin kusuru da araştırılmalıdır. Örneğin yol çalışması alanının işaretlenmemesi, açık çukur bırakılması, bariyer konulmaması veya bilinen tehlikeye rağmen önlem alınmaması nedeniyle ölüm veya yaralanma meydana gelmişse, sorumlu kişilerin ceza hukuku bakımından da değerlendirilmesi gerekebilir.
Ceza dosyasındaki kusur raporları, tazminat davası bakımından da önemli delil olabilir. Ancak ceza yargılaması ile tazminat davasının amacı farklıdır. Ceza yargılaması kişisel cezai sorumluluğu, tazminat davası ise zararın giderilmesini amaçlar.
Zarar Gören Kişi Ne Yapmalıdır?
Yol kusuru nedeniyle trafik kazası meydana gelmişse zarar gören kişi hızlı hareket etmelidir.
Öncelikle kolluk çağrılmalı ve kaza tespit tutanağı düzenlenmelidir. Tutanakta yolun durumu, levha eksikliği, çukur, yol çalışması, şerit hatası veya diğer tehlike unsurlarının yer almasına dikkat edilmelidir.
Olay yeri fotoğraf ve video ile belgelenmelidir. Yol kusuru görünür şekilde kayıt altına alınmalıdır. Tanıkların isim ve iletişim bilgileri alınmalıdır. Kamera kayıtları bulunabilecek yerler belirlenmelidir.
Yaralanma varsa hastaneye başvurulmalı, adli rapor alınmalı ve tüm tedavi evrakı saklanmalıdır. Araç hasarı varsa ekspertiz raporu, servis faturası, fotoğraflar ve değer kaybı raporu alınmalıdır.
İlgili idareye başvuru yapılmalı, idarenin yolun sorumlusu olup olmadığı tespit edilmelidir. Gerekirse delil tespiti yoluna başvurulmalıdır. Sürelerin kaçırılmaması için hukuki destek alınmalıdır.
Yol Kusuru Davalarında Avukat Desteğinin Önemi
Yol kusuru nedeniyle meydana gelen trafik kazaları, teknik ve hukuki açıdan karmaşık dosyalardır. Bu dosyalarda yalnızca sürücü kusuru değil, yolun teknik standartlara uygunluğu, levha ve işaretleme eksiklikleri, idarenin görev alanı, hizmet kusuru, görevli mahkeme, idareye başvuru süresi, sigorta ve kasko ilişkisi, bilirkişi incelemesi ve tazminat hesabı birlikte değerlendirilmelidir.
Yanlış idareye başvuru yapılması, görevli yargı yolunun yanlış belirlenmesi, delillerin zamanında toplanmaması, yol kusurunun belgelenememesi veya dava sürelerinin kaçırılması hak kaybına neden olabilir.
Bu nedenle yol kusuru nedeniyle trafik kazası yaşayan kişilerin, olay yerindeki delilleri hızla toplaması ve süreci hukuki destekle yürütmesi önemlidir.
Sık Sorulan Sorular
Yol Yapım Hatası Nedeniyle Trafik Kazasında Devlet Sorumlu Olur Mu?
Evet. Yolun yapım, bakım, onarım veya işaretleme eksikliği kazaya sebep olmuşsa, sorumlu idarenin hizmet kusuru gündeme gelebilir. Kazanın meydana geldiği yolun hangi idarenin sorumluluğunda olduğu tespit edilmelidir.
Karayolları Genel Müdürlüğü’ne Kusur Atfedilebilir Mi?
Karayolları Genel Müdürlüğü’nün yapım ve bakımından sorumlu olduğu yollarda gerekli düzenleme ve işaretlemeleri yapma, can ve mal güvenliği için önlem alma görevi vardır. Bu görevlerin eksik veya hatalı yerine getirilmesi kazaya neden olmuşsa KGM’nin sorumluluğu gündeme gelebilir.
Belediye Yol Kusurundan Sorumlu Olabilir Mi?
Evet. Belediye sınırları içindeki yollar, kavşaklar, şehir içi trafik düzenlemeleri, levhalar, şeritler, aydınlatma ve bakım-onarım eksiklikleri nedeniyle belediyenin sorumluluğu doğabilir.
Eksik Trafik Levhası Nedeniyle Kaza Olursa Tazminat İstenebilir Mi?
Evet. Eksik, yanlış, görünmeyen veya standartlara aykırı trafik levhası kazanın meydana gelmesinde etkili olmuşsa, ilgili idareden tazminat talep edilebilir.
Yoldaki Çukur Nedeniyle Araç Hasar Görürse Ne Yapılmalıdır?
Kaza yeri fotoğraflanmalı, polis veya jandarma çağrılarak tutanak tutulmalı, araç hasarı ekspertiz ve servis faturasıyla belgelenmeli, yolun sorumlu idaresine başvuru yapılmalı ve gerekirse tazminat davası açılmalıdır.
Yol Kusuru Davası İdari Yargıda Mı Açılır?
Yol yapım, bakım, onarım veya işaretleme hizmetindeki kusura dayanılıyorsa çoğu durumda idari yargıda tam yargı davası gündeme gelir. Ancak kazanın niteliğine göre adli yargı ihtimali de ayrıca değerlendirilmelidir.
Yol Kusuru İle Sürücü Kusuru Birlikte Olabilir Mi?
Evet. Sürücünün kusuru bulunması idarenin kusurunu her zaman ortadan kaldırmaz. Yol kusuru da kazaya katkı sağlamışsa kusur oranları bilirkişi tarafından belirlenir.
Yol Kusuru Nedeniyle Manevi Tazminat İstenebilir Mi?
Yaralanma veya ölüm meydana gelmişse manevi tazminat talep edilebilir. Manevi tazminat, kazanın kişi ve yakınları üzerinde yarattığı acı, elem ve yaşam kalitesindeki olumsuz etkiler dikkate alınarak belirlenir.
Yol Kusuru Nedeniyle Sigorta Şirketine Başvurulur Mu?
Kazaya başka bir kusurlu motorlu araç karışmışsa o aracın trafik sigortasına başvuru yapılabilir. Kaza yalnızca yol kusurundan kaynaklanmışsa doğrudan ilgili idareye başvuru ve tazminat davası gündeme gelir. Araçta kasko varsa kasko şirketine başvuru da değerlendirilebilir.
Yol Kusuru Nasıl İspatlanır?
Olay yeri fotoğrafları, kaza tespit tutanağı, kamera kayıtları, tanık beyanları, belediye veya Karayolları başvuru kayıtları, keşif ve bilirkişi raporu yol kusurunun ispatında önemlidir.
Sonuç
Yol yapım hatası, göbek ve kavşak mühendislik hataları, şerit düzenleme eksiklikleri, hatalı veya eksik trafik levhaları, bozuk yol yüzeyi, yetersiz aydınlatma, bakım-onarım eksikliği ve yol çalışması güvenlik tedbirlerinin alınmaması trafik kazalarının meydana gelmesinde önemli rol oynayabilir.
Bu tür kazalarda yalnızca sürücünün kusuru araştırılmamalı; yolun yapımından, bakımından, işaretlemesinden ve trafik güvenliğinden sorumlu idarenin hizmet kusuru da incelenmelidir. Karayolları Genel Müdürlüğü, belediyeler, büyükşehir belediyeleri veya diğer kamu idareleri, sorumluluk alanlarındaki yol kusuru nedeniyle meydana gelen zararlardan hukuken sorumlu tutulabilir.
Zarar gören kişiler; araç hasarı, değer kaybı, kazanç kaybı, tedavi giderleri, geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı, destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talep edebilir. Ancak bu taleplerin başarıya ulaşması için yol kusurunun, zararın ve illiyet bağının somut delillerle ortaya konulması gerekir.
Yol kusuru nedeniyle trafik kazası meydana geldiğinde delillerin hızlıca toplanması, olay yerinin fotoğraf ve video ile kayıt altına alınması, kaza tutanağında yol eksikliklerinin belirtilmesi, ilgili idareye süresinde başvuru yapılması ve doğru yargı yolunun belirlenmesi büyük önem taşır.
SEO Başlık Önerisi
Yol Kusuru Nedeniyle Trafik Kazalarında Devletin Ve Belediyenin Sorumluluğu
Meta Açıklama Önerisi
Yol yapım hatası, eksik trafik levhası, şerit ve kavşak mühendislik hatası nedeniyle meydana gelen trafik kazalarında Karayolları, belediye ve devletin tazminat sorumluluğu hakkında hukuki rehber.
Önerilen URL
/yol-kusuru-trafik-kazasi-devlet-belediye-karayollari-sorumlulugu
bu makaleye idarenin kusurlu olması durumda açılacak davanın idari yargıda mı adli yargıda mı açılması gerektiği dava zamanaşımının ne kadar olduğunu ekle ve tek makale haline getir
15s boyunca düşündüm
Yol Kusuru Nedeniyle Trafik Kazalarında Devletin, Karayollarının Ve Belediyelerin Sorumluluğu
Trafik kazaları çoğu zaman sürücü hatası, hız, dikkatsizlik, alkollü araç kullanımı veya geçiş hakkı ihlali gibi nedenlerle açıklanmaktadır. Ancak bazı kazalar doğrudan veya dolaylı olarak yolun fiziki yapısından, mühendislik hatalarından, eksik trafik işaretlerinden, hatalı kavşak düzenlemelerinden, bozuk yol satıhlarından, eksik aydınlatmadan, şerit planlama hatalarından veya yol bakım-onarım eksikliklerinden kaynaklanabilir.
Bu tür kazalarda yalnızca sürücünün kusuru değil; yolun yapımından, bakımından, onarımından, trafik güvenliğinden ve işaretlemesinden sorumlu idarenin kusuru da araştırılmalıdır. Yol yapım hatası, göbek veya kavşak mühendislik hatası, eksik levha, yanlış şeritlendirme, bozuk zemin, tehlikeli yol geometrisi veya yetersiz trafik işaretlemesi kazanın meydana gelmesinde etkili olmuşsa; devlete, Karayolları Genel Müdürlüğü’ne, belediyeye, büyükşehir belediyesine veya ilgili kamu idaresine kusur atfedilebilir.
Karayollarında trafik güvenliğinin sağlanması bir kamu hizmetidir. Bu hizmetin hiç işlememesi, geç işlemesi veya kötü işlemesi halinde idarenin hizmet kusuru gündeme gelir. İdare, yürüttüğü kamu hizmetinin kusurlu işlemesi nedeniyle kişilerin uğradığı maddi ve manevi zararları tazmin etmekle yükümlü olabilir.
Yol Kusuru Nedeniyle Trafik Kazası Nedir?
Yol kusuru nedeniyle trafik kazası, kazanın yalnızca araç sürücüsünün davranışından değil, yolun güvenli kullanımını etkileyen fiziki, teknik veya idari eksikliklerden kaynaklandığı kazalardır.
Bu kapsamda;
yolun hatalı projelendirilmesi, kavşak veya göbek mühendislik hataları, yanlış şerit planlaması, eksik veya hatalı trafik levhası, yol çizgilerinin bulunmaması, ışıklandırma eksikliği, görüşü engelleyen yol düzenlemeleri, bozuk asfalt, çukur, çökmüş zemin, mazgal kapağı eksikliği, su birikmesi, buzlanmaya karşı önlem alınmaması, yol çalışması alanının yeterince işaretlenmemesi, bariyer eksikliği, refüj açıklığının tehlikeli bırakılması, yaya geçidi işaretlerinin eksikliği, hız kesici veya uyarı levhası bulunmaması, hatalı viraj eğimi ve yolun standartlara uygun yapılmaması yol kusuru olarak gündeme gelebilir.
Bu tür eksiklikler kazanın tek nedeni olabileceği gibi, sürücü kusuruyla birlikte kazaya etki eden ortak neden de olabilir. Örneğin sürücünün hız yaptığı bir olayda, yolun çukurlu olması, virajın hatalı projelendirilmesi veya levhanın eksik olması idarenin de kusurlu kabul edilmesine neden olabilir.
Karayollarında Trafik Güvenliğini Sağlama Yükümlülüğü
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun amacı, karayollarında can ve mal güvenliği yönünden trafik düzenini sağlamak ve trafik güvenliğine ilişkin önlemleri belirlemektir. Kanun, karayolunu kullanan kişilerin güvenliğinin sağlanmasını yalnızca sürücülere bırakmamış; kamu idarelerine de görevler yüklemiştir.
Karayolları Genel Müdürlüğü, belediyeler, büyükşehir belediyeleri ve diğer yetkili kamu idareleri; görev alanlarındaki yolların güvenli, bakımlı, işaretlenmiş, trafik akışına uygun ve kullanıcılar açısından öngörülebilir şekilde düzenlenmesini sağlamakla yükümlüdür.
Bu nedenle yolun yalnızca yapılmış olması yeterli değildir. Yolun teknik standartlara uygun olması, trafik güvenliği bakımından risk yaratmaması, levha ve işaretlemelerinin eksiksiz olması, bakım ve onarımının zamanında yapılması gerekir.
Hangi İdare Sorumlu Olabilir?
Yol kusuru nedeniyle meydana gelen trafik kazalarında sorumlu idare, kazanın meydana geldiği yolun niteliğine ve bakım-onarım sorumluluğunun hangi idarede olduğuna göre belirlenir.
Şehirlerarası karayolları, devlet yolları ve Karayolları Genel Müdürlüğü’nün yapım ve bakım sorumluluğunda bulunan yollar bakımından Karayolları Genel Müdürlüğü sorumlu olabilir.
Belediye sınırları içindeki yollar, cadde ve sokaklar, kavşak düzenlemeleri, şehir içi trafik işaretleri, kaldırım, refüj, yol aydınlatması ve bazı yerel trafik düzenlemeleri bakımından belediyelerin sorumluluğu gündeme gelebilir.
Büyükşehirlerde sorumluluk bazen büyükşehir belediyesi, ilçe belediyesi, UKOME kararları, altyapı kuruluşları veya Karayolları Genel Müdürlüğü arasında paylaşılabilir. Bu nedenle somut olayda yolun hangi idarenin bakım, onarım, işaretleme ve düzenleme sorumluluğunda olduğu araştırılmalıdır.
Örneğin şehir içindeki bir kavşakta yanlış şerit yönlendirmesi veya eksik levha nedeniyle kaza meydana gelmişse belediye veya büyükşehir belediyesi sorumlu olabilir. Şehirlerarası yolda eksik bariyer, hatalı viraj düzenlemesi veya bozuk yol zemini nedeniyle kaza meydana gelmişse Karayolları Genel Müdürlüğü’nün sorumluluğu gündeme gelebilir.
Yol Yapım Hatası Nedeniyle İdareye Kusur Atfedilebilir Mi?
Evet. Yolun yapımında, projelendirilmesinde, genişliğinde, eğiminde, viraj yapısında, kavşak bağlantılarında, refüj düzeninde, dönüş ceplerinde, yaya geçidi konumunda veya şerit planında mühendislik hatası varsa ve bu hata kazanın meydana gelmesinde etkili olmuşsa idareye kusur atfedilebilir.
Yol yapım hatası yalnızca yolun tamamen bozuk olması anlamına gelmez. Yol fiziksel olarak yeni yapılmış olsa bile trafik güvenliği standartlarına uygun değilse, sürücüler açısından öngörülemez tehlike yaratıyorsa veya kazaya elverişli bir düzen içeriyorsa hizmet kusuru tartışması yapılabilir.
Örneğin görüş mesafesi yetersiz bir kavşak, dönüş açısı hatalı bir göbek, ani şerit daralması, yeterli uyarı olmadan başlayan refüj, yanlış yönlendiren şerit çizgileri veya tehlikeli eğime sahip viraj kazanın oluşumunda etkili olabilir.
Bu tür durumlarda mahkeme, yolun teknik standartlara uygun olup olmadığını, uyarı ve işaretlemelerin yeterli olup olmadığını, kaza ile yol kusuru arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığını bilirkişi incelemesiyle değerlendirir.
Göbek Ve Kavşaklardaki Mühendislik Hataları
Göbek, kavşak ve dönel kavşak düzenlemeleri trafik güvenliği bakımından kritik alanlardır. Bu alanlarda sürücüler aynı anda hız azaltma, yön seçme, geçiş hakkı, şerit değiştirme ve diğer araçları kontrol etme yükümlülüğü altındadır.
Bu nedenle göbek veya kavşak düzenlemesinde yapılan mühendislik hataları kazalara doğrudan sebep olabilir. Örneğin kavşağın görüşü kapatacak şekilde düzenlenmesi, geçiş hakkını belirsiz hale getiren levha eksikliği, yanlış şerit yönlendirmesi, dönüş yarıçapının büyük araçlara uygun olmaması, yaya geçidinin tehlikeli yere konumlandırılması, trafik ışıklarının yetersiz veya uyumsuz çalışması, kavşak yaklaşımında hız düşürücü uyarıların bulunmaması idarenin sorumluluğunu gündeme getirebilir.
Kavşak veya göbekte sürekli benzer kazalar meydana geliyorsa, bu durum yolun yapısal olarak riskli olduğunu gösterebilir. Aynı noktada daha önce meydana gelen kazalar, idarenin tehlikeyi bilmesine rağmen önlem almadığını ortaya koymak bakımından önemli delil olabilir.
Şerit Yapım Ve Yönlendirme Hataları
Şerit çizgileri, yol kullanıcılarına hangi yönde ve hangi kurallarla ilerleyeceklerini gösterir. Şeritlerin hatalı çizilmesi, aniden daralması, dönüş şeritlerinin yanlış yönlendirilmesi, kavşak öncesi yönlendirme levhalarının eksik olması veya şeritlerin silinmiş olması kazalara neden olabilir.
Özellikle çok şeritli yollarda, tünel girişlerinde, köprü bağlantılarında, kavşak çıkışlarında ve yoğun trafik akışının bulunduğu bölgelerde şerit düzeninin açık ve güvenli olması gerekir.
Şerit hatası nedeniyle araçların birbirini sıkıştırması, hatalı yöne yönelmesi, ani manevra yapmak zorunda kalması veya çarpışması halinde ilgili idarenin hizmet kusuru gündeme gelebilir.
Bu tür olaylarda olay yeri fotoğrafları, drone görüntüleri, kamera kayıtları, kaza krokisi, yol çizgi durumu ve trafik bilirkişi raporu önemlidir.
Eksik Veya Hatalı Trafik Levhası Nedeniyle Kaza
Trafik levhaları, sürücülerin yolu güvenli şekilde kullanması için zorunlu uyarı ve yönlendirme araçlarıdır. Tehlikeli viraj, hız sınırı, kavşak yaklaşımı, yol çalışması, daralan yol, yaya geçidi, okul geçidi, kaygan yol, kasis, tek yön, dönüş yasağı veya geçiş hakkı gibi konularda levhaların eksik olması kazaya sebep olabilir.
Eksik levha kadar hatalı levha da sorumluluk doğurabilir. Yanlış hız sınırı, yanlış yönlendirme, görünmeyen veya ağaç/direk tarafından kapatılmış levha, gece görünürlüğü olmayan levha, trafik ışığı ile çelişen işaretleme veya sürücüyü tereddütte bırakan levha düzeni trafik güvenliğini tehlikeye düşürebilir.
Eksik, yanlış veya standart dışı işaretleme kazanın oluşumuna katkı sağlamışsa, sorumlu idare bakımından hizmet kusuru gündeme gelebilir.
Yol Bakım Ve Onarım Eksikliği Nedeniyle Kaza
Yolun yapıldıktan sonra düzenli şekilde bakımının yapılması gerekir. Çukurlar, asfalt bozulmaları, çökmeler, mazgal kapağı eksikliği, gevşek mıcır, su birikintisi, buzlanma, çamur, dökülen malzeme veya yol üzerinde bırakılan engeller trafik güvenliğini ciddi şekilde tehlikeye düşürebilir.
Yol bakım ve onarım hizmetinin hiç yapılmaması, geç yapılması veya yetersiz yapılması idarenin hizmet kusurunu doğurabilir. Özellikle idarenin bozuk yol durumunu bilmesine veya bilebilecek durumda olmasına rağmen gerekli önlemleri almaması, uyarı levhası koymaması veya yolu güvenli hale getirmemesi sorumluluğu güçlendirir.
Örneğin çukur nedeniyle motosikletlinin düşmesi, mazgal kapağı eksikliği nedeniyle aracın savrulması, buzlanmaya karşı önlem alınmaması nedeniyle zincirleme kaza meydana gelmesi veya yol çalışması alanının yeterince işaretlenmemesi nedeniyle aracın bariyere çarpması halinde idarenin kusuru araştırılmalıdır.
Yol Çalışması Alanlarında İdarenin Sorumluluğu
Yol yapım, bakım ve onarım çalışmaları sırasında idarenin veya yüklenici firmanın trafik güvenliğini sağlayacak tedbirleri alması gerekir. Yol çalışması yapılan alanlarda uyarı levhaları, koniler, reflektörler, hız düşürücü işaretler, yönlendirme tabelaları, gece aydınlatması ve güvenli geçiş koridorları bulunmalıdır.
Yol çalışması alanı yeterince işaretlenmemişse, gece sürücüler tarafından fark edilemiyorsa, ani şerit daralması yaratıyorsa veya sürücüyü tehlikeli manevraya zorluyorsa kazadan sorumluluk doğabilir.
Yol çalışmasını özel bir yüklenici firma yürütüyor olsa bile, ilgili kamu idaresinin denetim ve güvenlik önlemleri bakımından sorumluluğu devam edebilir. Somut olayda hem idare hem yüklenici firma bakımından kusur incelemesi yapılmalıdır.
Yol Kusuru İle Sürücü Kusuru Birlikte Bulunabilir Mi?
Evet. Trafik kazalarında yol kusuru ile sürücü kusuru birlikte bulunabilir. Bir sürücünün hız yapması, dikkat eksikliği göstermesi veya takip mesafesine uymaması, yol kusurunun etkisini tamamen ortadan kaldırmayabilir.
Örneğin sürücü hız sınırını aşmış olabilir; ancak yolun tehlikeli virajında hiçbir uyarı levhası yoksa, viraj eğimi hatalıysa veya yol yüzeyinde çukur bulunuyorsa idarenin de kusuru olabilir. Bu durumda kusur oranları bilirkişi tarafından belirlenir.
Tazminat hukukunda önemli olan, kazanın meydana gelmesinde hangi tarafın hangi oranda etkili olduğudur. Yol kusuru kazanın oluşumuna katkı sağlamışsa idare, kendi kusur oranı çerçevesinde sorumlu tutulabilir.
Bazı durumlarda yol kusuru ağır ve belirleyici olabilir. Örneğin karanlıkta görünmeyen açık rögar kapağı, aniden biten şerit, levhasız yol çalışması veya tehlikeli kavşak düzenlemesi kazanın asıl nedeni olabilir. Bu hallerde idarenin kusur oranı yüksek belirlenebilir.
İdarenin Sorumluluğunun Hukuki Niteliği
Yol yapım, bakım, onarım ve trafik güvenliği hizmetleri kamu hizmetidir. Bu hizmetin eksik, kötü veya geç yürütülmesi halinde idarenin hizmet kusuru doğar.
Hizmet kusuru; idarenin gerekli önlemleri almaması, standartlara uygun yol yapmaması, trafik güvenliğini sağlamaması, bakım ve onarım görevini ihmal etmesi, yol üzerindeki tehlikeyi gidermemesi veya yeterli işaretleme yapmaması şeklinde ortaya çıkabilir.
Yol kusuru nedeniyle meydana gelen kazalarda idarenin sorumluluğu için genel olarak şu unsurlar aranır:
İdarenin sorumlu olduğu bir kamu hizmeti bulunmalıdır. Bu hizmet kusurlu şekilde yürütülmüş olmalıdır. Kişinin maddi veya manevi zararı doğmuş olmalıdır. Zarar ile hizmet kusuru arasında uygun illiyet bağı bulunmalıdır.
Hizmet kusuru değerlendirmesinde mahkeme; yolun durumu, idarenin görev alanı, teknik standartlar, kaza tarihi, hava ve görüş koşulları, trafik işaretleri, yolun bakım geçmişi, daha önce aynı bölgede kaza olup olmadığı ve sürücü davranışlarını birlikte inceler.
İdarenin Kusurlu Olduğu Trafik Kazalarında Dava Adli Yargıda Mı İdari Yargıda Mı Açılır?
Yol kusuru nedeniyle meydana gelen trafik kazalarında en önemli hukuki sorunlardan biri davanın idari yargıda mı yoksa adli yargıda mı açılacağıdır. Bu ayrım doğru yapılmalıdır; çünkü yanlış yargı yerinde açılan dava hak kaybına ve sürecin uzamasına neden olabilir.
Genel ilke olarak, zarar doğrudan idarenin yol yapım, bakım, onarım, işaretleme, levhalandırma, aydınlatma veya trafik düzenleme hizmetindeki eksiklikten kaynaklanıyorsa, idarenin hizmet kusuru gündeme gelir. Hizmet kusuruna dayalı tazminat talepleri ise kural olarak idari yargıda tam yargı davası konusu yapılır.
Örneğin;
yoldaki çukur nedeniyle aracın hasar görmesi, eksik levha nedeniyle kavşakta kaza meydana gelmesi, hatalı göbek düzenlemesi nedeniyle aracın savrulması, yol çalışmasının işaretlenmemesi nedeniyle motosikletlinin düşmesi, şerit çizgilerinin hatalı olması nedeniyle araçların çarpışması, aydınlatma eksikliği nedeniyle ölüm veya yaralanma meydana gelmesi gibi durumlarda idarenin yol hizmetindeki kusuru tartışılır. Bu hallerde çoğunlukla ilgili idareye başvuru yapıldıktan sonra idari yargıda tam yargı davası açılması gerekir.
Buna karşılık bazı trafik kazalarında idare, yol hizmeti kusuru nedeniyle değil; bir aracın işleteni, maliki veya sürücüsünün bağlı olduğu kamu kurumu olması nedeniyle sorumlu tutulabilir. Örneğin belediye otobüsünün, resmi aracın veya kamu kurumuna ait bir aracın sebep olduğu kazalarda 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’ndan doğan sorumluluk söz konusu olabilir. Bu tür davalarda adli yargı görevli olabilir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun görevli mahkemeye ilişkin düzenlemesi, bu Kanun’dan doğan sorumluluk davalarının adli yargıda görüleceğini kabul etmektedir. Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarında da karayolunda meydana gelen trafik kazası nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemiyle açılan bazı davalarda, 2918 sayılı Kanun’un 110. maddesi dikkate alınarak adli yargının görevli olduğu kabul edilmektedir. Ancak her olayda davanın hangi hukuki nedene dayandığı ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu nedenle şu ayrım önemlidir:
Eğer zarar, idarenin yol yapım ve bakım hizmetindeki kusurundan kaynaklanıyorsa, dava kural olarak idari yargıda tam yargı davası şeklinde açılır.
Eğer zarar, bir motorlu aracın işletilmesinden ve 2918 sayılı Kanun kapsamındaki araç işleten/sürücü sorumluluğundan kaynaklanıyorsa, dava kural olarak adli yargıda açılır.
Bazı olaylarda hem yol kusuru hem de araç sürücüsünün kusuru birlikte bulunabilir. Bu durumda hem idarenin hizmet kusuru hem de sürücü/işleten/sigorta sorumluluğu gündeme gelebilir. Böyle karma dosyalarda davanın kime, hangi hukuki sebebe ve hangi zarar kalemi için yöneltileceği dikkatle belirlenmelidir.
İdari Yargıda Açılacak Tam Yargı Davası
Yol yapım hatası, eksik levha, hatalı şerit düzenlemesi, bozuk yol, kavşak mühendislik hatası veya aydınlatma eksikliği gibi idari hizmet kusurlarından kaynaklanan zararlarda, ilgili idareye karşı idari yargıda tam yargı davası açılabilir.
Tam yargı davası, idarenin eylem veya işlemleri nedeniyle kişilerin uğradığı maddi ve manevi zararların giderilmesini amaçlayan dava türüdür.
Bu davada davalı idare; yolun bakım ve onarımından sorumlu belediye, büyükşehir belediyesi, Karayolları Genel Müdürlüğü, il özel idaresi veya başka bir kamu idaresi olabilir.
Tam yargı davasında mahkeme şu hususları araştırır:
Kazanın meydana geldiği yol hangi idarenin sorumluluk alanındadır? Yolun yapımında veya bakımında teknik eksiklik var mıdır? Trafik levha ve işaretlemeleri yeterli midir? İdare gerekli önlemleri almış mıdır? Yol kusuru kazanın meydana gelmesinde etkili midir? Sürücünün veya üçüncü kişilerin kusuru var mıdır? Zarar ile hizmet kusuru arasında illiyet bağı bulunmakta mıdır?
İdareye Başvuru Zorunluluğu Ve Süreler
İdari eylemlerden doğan zararlarda doğrudan dava açmadan önce ilgili idareye başvuru yapılması gerekir. Yol kusuru nedeniyle meydana gelen trafik kazalarında da zarar gören kişi, kural olarak önce sorumlu idareye yazılı başvuru yaparak zararının karşılanmasını istemelidir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesine göre, idari eylemlerden hakları ihlal edilen kişiler, eylemi öğrendikleri tarihten itibaren 1 yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren 5 yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemelidir.
İdare başvuruyu açıkça reddederse, ret cevabının tebliğinden itibaren dava açma süresi işlemeye başlar. İdare kanuni sürede cevap vermezse başvuru zımnen reddedilmiş sayılır ve bu tarihten itibaren dava açılabilir.
Bu süreler hak kaybı bakımından son derece önemlidir. Yol kusuru nedeniyle yaralanma, ölüm veya araç hasarı meydana gelmişse, idareye başvuru ve dava açma süreleri gecikmeden değerlendirilmelidir.
İdari Yargıda Dava Açma Süresi Ne Kadardır?
İlgili idareye yapılan başvurunun reddedilmesi halinde, ret cevabının tebliğinden itibaren idari yargıda dava açma süresi işlemeye başlar. Genel olarak idare mahkemelerinde dava açma süresi 60 gündür.
İdare başvuruya süresi içinde cevap vermezse, zımni ret hükümleri gündeme gelir ve dava açma süresi buna göre hesaplanır. İdari başvuru ve dava açma süreleri teknik olduğundan, her somut olayda başvuru tarihi, öğrenme tarihi, kaza tarihi, idarenin cevap tarihi ve dava açma süresi ayrıca hesaplanmalıdır.
Özellikle yaralanmalı kazalarda zararın tam olarak ne zaman öğrenildiği, maluliyetin ne zaman kesinleştiği ve zararın kapsamının ne zaman belirlenebilir hale geldiği tartışma konusu olabilir. Bu nedenle süre hesabı her dosyada dikkatle yapılmalıdır.
Adli Yargıda Açılacak Trafik Kazası Davaları
Kazanın temel nedeni bir motorlu aracın işletilmesi, sürücünün kusuru veya işletenin sorumluluğu ise adli yargıda tazminat davası açılması gündeme gelir. Örneğin kamu kurumuna ait bir aracın çarpması, belediye otobüsünün kazaya sebep olması veya resmi aracın zarar vermesi halinde 2918 sayılı Kanun kapsamında adli yargı görevli olabilir.
Adli yargıda açılacak davalarda davalılar; sürücü, işleten, araç maliki, sigorta şirketi veya ilgili kurum olabilir. Bu davalarda araç hasarı, değer kaybı, tedavi giderleri, geçici ve sürekli iş göremezlik, destekten yoksun kalma ve manevi tazminat talep edilebilir.
Yol kusuru ile sürücü kusurunun birlikte bulunduğu durumlarda ise zarar görenin hem sigorta/işleten sorumluluğu hem de idarenin hizmet kusuru bakımından başvuru yollarını ayrıca değerlendirmesi gerekebilir.
Adli Yargıda Trafik Kazası Zamanaşımı
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu kapsamında motorlu araç kazalarından doğan tazminat taleplerinde genel zamanaşımı süresi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl, her halde kaza tarihinden itibaren 10 yıldır.
Ancak trafik kazası aynı zamanda ceza kanunlarına göre suç oluşturuyorsa ve ceza kanununda daha uzun zamanaşımı süresi öngörülmüşse, bu daha uzun süre tazminat talepleri bakımından da uygulanabilir.
Yaralanmalı veya ölümlü trafik kazalarında çoğu zaman taksirle yaralama veya taksirle öldürme suçları gündeme geldiğinden, ceza zamanaşımı süreleri tazminat davası bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu nedenle araç hasarı, bedeni zarar ve ölüm dosyalarında zamanaşımı hesabı aynı olmayabilir. Zararın niteliği ve olayın ceza hukuku bakımından vasfı mutlaka incelenmelidir.
İdari Yargı Ve Adli Yargı Ayrımında Dikkat Edilmesi Gerekenler
Yol kusuru dosyalarında dava açmadan önce şu sorular mutlaka cevaplanmalıdır:
Kaza hangi yolda meydana gelmiştir? Yolun bakım ve onarımından hangi idare sorumludur? Kaza doğrudan yol kusurundan mı kaynaklanmıştır? Kazaya başka bir motorlu araç karışmış mıdır? Sürücü kusuru var mıdır? Sigorta şirketine başvuru yapılması gerekir mi? Talep idarenin hizmet kusuruna mı, yoksa araç işleteninin sorumluluğuna mı dayanmaktadır? Zarar yalnızca araç hasarı mı, yoksa yaralanma veya ölüm de var mıdır?
Bu soruların cevabına göre dava idari yargıda, adli yargıda veya bazı hallerde farklı sorumlular bakımından ayrı hukuki yollarla takip edilebilir.
Yanlış yargı yerinde dava açılması, görevsizlik kararı verilmesine ve sürecin uzamasına neden olabilir. Bu nedenle yol kusuru nedeniyle trafik kazası meydana geldiğinde görevli mahkeme değerlendirmesi dosya özelinde yapılmalıdır.
Yol Kusuru Nedeniyle Talep Edilebilecek Maddi Tazminatlar
Yol yapım veya bakım hatası nedeniyle meydana gelen kazalarda zarar gören kişiler maddi tazminat talep edebilir. Maddi tazminat, kişinin malvarlığındaki azalmayı ve ileride doğacak ekonomik zararlarını karşılamayı amaçlar.
Talep edilebilecek maddi tazminat kalemleri şunlardır:
Araç hasar bedeli, araç değer kaybı, aracın kullanılamamasından doğan zarar, ticari araçlarda kazanç kaybı, çekici ve otopark giderleri, ekspertiz masrafları, ikame araç gideri, araçtaki yük veya eşya zararları, tedavi giderleri, hastane ve ilaç masrafları, ameliyat ve fizik tedavi giderleri, geçici iş göremezlik zararı, sürekli iş göremezlik veya maluliyet tazminatı, bakıcı gideri, protez ve yardımcı cihaz giderleri, ulaşım masrafları, ölüm halinde cenaze giderleri ve destekten yoksun kalma tazminatı.
Maddi tazminat taleplerinin ispatı için faturalar, ekspertiz raporları, servis kayıtları, sağlık raporları, SGK kayıtları, gelir belgeleri, maluliyet raporu ve aktüerya hesapları önem taşır.
Araç Hasarı Ve Değer Kaybı
Yol kusuru nedeniyle araçta hasar meydana gelmişse, araç sahibi onarım bedelini talep edebilir. Örneğin çukura girme nedeniyle jant, lastik, süspansiyon, alt takım, tampon veya gövde hasarı oluşmuşsa bu zararlar tazminat kapsamında istenebilir.
Araç tamir edilmiş olsa bile kazadan sonra ikinci el piyasa değerinde düşüş meydana gelmişse değer kaybı talep edilebilir. Değer kaybı özellikle daha yeni, düşük kilometreli ve piyasa değeri yüksek araçlarda önemli bir zarar kalemidir.
Ticari araçlarda ayrıca aracın serviste kaldığı süre boyunca kullanılamamasından doğan kazanç kaybı da talep edilebilir. Taksi, servis aracı, nakliye aracı, şirket aracı veya ticari faaliyet için kullanılan araçlarda bu zarar ayrıca hesaplanmalıdır.
Bedeni Zarar Halinde Talep Edilebilecek Tazminatlar
Yol kusuru nedeniyle meydana gelen kazada kişi yaralanmışsa bedeni zarar tazminatı talep edebilir. Bedeni zarar, kişinin vücut bütünlüğünün bozulması nedeniyle uğradığı zararları ifade eder.
Bu kapsamda tedavi giderleri, hastane masrafları, ilaç giderleri, fizik tedavi ve rehabilitasyon giderleri, geçici iş göremezlik zararı, sürekli iş göremezlik tazminatı, çalışma gücü kaybı, bakıcı gideri, protez ve yardımcı cihaz giderleri, ileride yapılması gereken tedavi masrafları ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararlar talep edilebilir.
Yaralanmanın kalıcı etkisi varsa maluliyet raporu alınması gerekir. Maluliyet oranı, tazminat hesabında en önemli unsurlardan biridir. Ayrıca kazanın oluşumunda sürücü, idare veya başka kişilerin kusur oranları da tazminat miktarını etkiler.
Ölüm Halinde Destekten Yoksun Kalma Tazminatı
Yol yapım veya bakım kusuru nedeniyle meydana gelen kaza ölümle sonuçlanmışsa, ölen kişinin yakınları destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilir.
Destekten yoksun kalma tazminatı, ölen kişinin hayatta kalması halinde destek olacağı kişilerin uğradığı ekonomik kaybın giderilmesini amaçlar. Eş, çocuk, anne ve baba çoğu durumda destekten yoksun kalan kişiler arasında yer alır.
Ancak destek ilişkisi yalnızca mirasçılığa bağlı değildir. Ölen kişinin fiilen destek olduğu veya ileride destek olması beklenen kişiler de somut olayın özelliklerine göre bu tazminatı talep edebilir.
Ölüm halinde ayrıca cenaze giderleri, ölüm öncesi tedavi giderleri ve manevi tazminat talepleri de gündeme gelir.
Manevi Tazminat Talep Edilebilir Mi?
Yol kusuru nedeniyle meydana gelen kazada yaralanma veya ölüm varsa manevi tazminat talep edilebilir.
Yaralanan kişi; yaşadığı acı, elem, tedavi süreci, ameliyat, kalıcı iz, sakatlık, psikolojik travma, günlük yaşamın etkilenmesi ve sosyal hayatın bozulması nedeniyle manevi tazminat isteyebilir.
Ölüm halinde ise ölenin yakınları manevi tazminat talep edebilir. Manevi tazminat miktarı belirlenirken olayın ağırlığı, kusur oranları, zararın niteliği, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, yaralanmanın kalıcılığı veya ölümün yakınlar üzerindeki etkisi dikkate alınır.
İdareye karşı açılan tam yargı davalarında manevi tazminat, idarenin hizmet kusuru nedeniyle kişilerin yaşadığı manevi zararın giderilmesi amacıyla talep edilebilir.
Sigorta Şirketine Başvuru Gerekir Mi?
Yol kusuru nedeniyle meydana gelen kazalarda sigorta süreci, kazaya başka bir motorlu aracın karışıp karışmadığına göre değişir.
Eğer kazaya başka bir kusurlu motorlu araç karışmışsa, zarar gören kişi bu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortasına başvurabilir. Sigorta şirketi, sigortalı aracın kusuru oranında ve poliçe limitleri dahilinde sorumludur.
Ancak kaza tamamen yol kusurundan kaynaklanmışsa ve başka bir motorlu aracın kusuru yoksa, zorunlu trafik sigortasına başvuru her zaman sonuç vermeyebilir. Çünkü trafik sigortası, sigortalı aracın üçüncü kişilere verdiği zararı karşılar. Yolun bakımından sorumlu idarenin hizmet kusuru, doğrudan trafik sigortası teminatı kapsamında olmayabilir.
Buna karşılık sürücünün kendi kasko poliçesi varsa, araç hasarı bakımından kasko şirketine başvuru yapılabilir. Kasko şirketi ödeme yaptıktan sonra, şartları varsa kusurlu idareye rücu edebilir.
Bu nedenle yol kusuru kazalarında sigorta, kasko, zorunlu trafik sigortası, idareye başvuru ve tazminat davası birlikte değerlendirilmelidir.
Delil Tespiti Neden Önemlidir?
Yol kusuru nedeniyle meydana gelen kazalarda en önemli sorun, kazaya sebep olan yol eksikliğinin ispatıdır. Yol kusuru zamanla giderilebilir, çukur kapatılabilir, levha sonradan konulabilir, şerit çizgileri yenilenebilir veya yol çalışması tamamlanabilir. Bu nedenle delillerin hızlı şekilde toplanması gerekir.
Önemli deliller şunlardır:
Kaza tespit tutanağı, olay yeri fotoğrafları, video kayıtları, kamera ve MOBESE görüntüleri, yolun çukur, levha, şerit veya aydınlatma durumunu gösteren görüntüler, tanık beyanları, belediye veya Karayolları başvuru kayıtları, daha önce aynı yerde meydana gelen kaza kayıtları, bilirkişi raporu, keşif, yol projesi, bakım-onarım kayıtları, trafik işaretleme planları ve idarenin sorumluluk alanını gösteren belgeler.
Mümkünse kazadan hemen sonra olay yeri fotoğraflanmalı, yol kusuru ayrıntılı şekilde belgelenmeli ve gerekirse mahkemeden delil tespiti talep edilmelidir. Yol kusurunun sonradan giderilmesi, kazanın meydana geldiği tarihte kusur bulunmadığı anlamına gelmez; ancak ispatı zorlaştırabilir.
Bilirkişi İncelemesinin Önemi
Yol kusuru iddialarında bilirkişi incelemesi büyük önem taşır. Bilirkişi; yolun teknik standartlara uygun olup olmadığını, levha ve işaretlemelerin yeterli olup olmadığını, yol geometrisinin güvenli olup olmadığını, sürücünün kusurunu, idarenin kusurunu ve kazayla yol kusuru arasındaki illiyet bağını değerlendirir.
Bilirkişi raporunda yalnızca sürücünün davranışı değil, yolun fiziki ve teknik durumu da incelenmelidir. Yol kusuru iddiası bulunan dosyalarda trafik bilirkişisi yanında inşaat mühendisi, yol mühendisi veya ilgili teknik uzmanlardan rapor alınması gerekebilir.
Eksik veya yüzeysel bilirkişi raporlarına itiraz edilmelidir. Özellikle raporda yol kusuru hiç incelenmemişse, sadece sürücü kusuruna odaklanılmışsa veya olay yerinin teknik özellikleri değerlendirilmemişse ek rapor ya da yeni bilirkişi raporu talep edilebilir.
Yol Kusuru Nedeniyle Meydana Gelen Kazalarda Ceza Soruşturması
Yol kusuru nedeniyle meydana gelen kazalarda yaralanma veya ölüm varsa ceza soruşturması da gündeme gelebilir. Bu soruşturma çoğu zaman sürücü hakkında taksirle yaralama veya taksirle öldürme kapsamında yürütülür.
Ancak yol kusurunun kazaya etkisi varsa, idari görevlilerin veya yol çalışmasını yürüten kişilerin kusuru da araştırılmalıdır. Örneğin yol çalışması alanının işaretlenmemesi, açık çukur bırakılması, bariyer konulmaması veya bilinen tehlikeye rağmen önlem alınmaması nedeniyle ölüm veya yaralanma meydana gelmişse, sorumlu kişilerin ceza hukuku bakımından da değerlendirilmesi gerekebilir.
Ceza dosyasındaki kusur raporları, tazminat davası bakımından da önemli delil olabilir. Ancak ceza yargılaması ile tazminat davasının amacı farklıdır. Ceza yargılaması kişisel cezai sorumluluğu, tazminat davası ise zararın giderilmesini amaçlar.
Zarar Gören Kişi Ne Yapmalıdır?
Yol kusuru nedeniyle trafik kazası meydana gelmişse zarar gören kişi hızlı hareket etmelidir.
Öncelikle kolluk çağrılmalı ve kaza tespit tutanağı düzenlenmelidir. Tutanakta yolun durumu, levha eksikliği, çukur, yol çalışması, şerit hatası veya diğer tehlike unsurlarının yer almasına dikkat edilmelidir.
Olay yeri fotoğraf ve video ile belgelenmelidir. Yol kusuru görünür şekilde kayıt altına alınmalıdır. Tanıkların isim ve iletişim bilgileri alınmalıdır. Kamera kayıtları bulunabilecek yerler belirlenmelidir.
Yaralanma varsa hastaneye başvurulmalı, adli rapor alınmalı ve tüm tedavi evrakı saklanmalıdır. Araç hasarı varsa ekspertiz raporu, servis faturası, fotoğraflar ve değer kaybı raporu alınmalıdır.
İlgili idareye başvuru yapılmalı, idarenin yolun sorumlusu olup olmadığı tespit edilmelidir. Gerekirse delil tespiti yoluna başvurulmalıdır. Sürelerin kaçırılmaması için hukuki destek alınmalıdır.
Yol Kusuru Davalarında Avukat Desteğinin Önemi
Yol kusuru nedeniyle meydana gelen trafik kazaları, teknik ve hukuki açıdan karmaşık dosyalardır. Bu dosyalarda yalnızca sürücü kusuru değil, yolun teknik standartlara uygunluğu, levha ve işaretleme eksiklikleri, idarenin görev alanı, hizmet kusuru, görevli mahkeme, idareye başvuru süresi, sigorta ve kasko ilişkisi, bilirkişi incelemesi ve tazminat hesabı birlikte değerlendirilmelidir.
Yanlış idareye başvuru yapılması, görevli yargı yolunun yanlış belirlenmesi, delillerin zamanında toplanmaması, yol kusurunun belgelenememesi veya dava sürelerinin kaçırılması hak kaybına neden olabilir.
Bu nedenle yol kusuru nedeniyle trafik kazası yaşayan kişilerin, olay yerindeki delilleri hızla toplaması ve süreci hukuki destekle yürütmesi önemlidir.
Yol Yapım Hatası Nedeniyle Trafik Kazasında Devlet Sorumlu Olur Mu?
Evet. Yolun yapım, bakım, onarım veya işaretleme eksikliği kazaya sebep olmuşsa, sorumlu idarenin hizmet kusuru gündeme gelebilir. Kazanın meydana geldiği yolun hangi idarenin sorumluluğunda olduğu tespit edilmelidir.
Karayolları Genel Müdürlüğü’ne Kusur Atfedilebilir Mi?
Karayolları Genel Müdürlüğü’nün yapım ve bakımından sorumlu olduğu yollarda gerekli düzenleme ve işaretlemeleri yapma, can ve mal güvenliği için önlem alma görevi vardır. Bu görevlerin eksik veya hatalı yerine getirilmesi kazaya neden olmuşsa KGM’nin sorumluluğu gündeme gelebilir.
Belediye Yol Kusurundan Sorumlu Olabilir Mi?
Evet. Belediye sınırları içindeki yollar, kavşaklar, şehir içi trafik düzenlemeleri, levhalar, şeritler, aydınlatma ve bakım-onarım eksiklikleri nedeniyle belediyenin sorumluluğu doğabilir.
Eksik Trafik Levhası Nedeniyle Kaza Olursa Tazminat İstenebilir Mi?
Evet. Eksik, yanlış, görünmeyen veya standartlara aykırı trafik levhası kazanın meydana gelmesinde etkili olmuşsa, ilgili idareden tazminat talep edilebilir.
Yoldaki Çukur Nedeniyle Araç Hasar Görürse Ne Yapılmalıdır?
Kaza yeri fotoğraflanmalı, polis veya jandarma çağrılarak tutanak tutulmalı, araç hasarı ekspertiz ve servis faturasıyla belgelenmeli, yolun sorumlu idaresine başvuru yapılmalı ve gerekirse tazminat davası açılmalıdır.
Yol Kusuru Davası İdari Yargıda Mı Açılır?
Zarar, idarenin yol yapım, bakım, onarım, levhalandırma, şerit düzenleme veya trafik güvenliği hizmetindeki kusurundan kaynaklanıyorsa dava kural olarak idari yargıda tam yargı davası şeklinde açılır.
Yol Kusuru Davası Adli Yargıda Açılabilir Mi?
Eğer zarar bir motorlu aracın işletilmesinden, sürücünün kusurundan veya 2918 sayılı Kanun kapsamındaki işleten sorumluluğundan kaynaklanıyorsa adli yargı görevli olabilir. Kamu aracının karıştığı kazalarda da 2918 sayılı Kanun kapsamında adli yargı gündeme gelebilir.
İdareye Karşı Dava Açmadan Önce Başvuru Yapmak Gerekir Mi?
Evet. İdari eylemden kaynaklanan zararlar bakımından kural olarak önce ilgili idareye başvurularak zararın giderilmesi istenmelidir. Bu başvuru, eylemin öğrenilmesinden itibaren 1 yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren 5 yıl içinde yapılmalıdır.
İdari Yargıda Dava Açma Süresi Ne Kadardır?
İdarenin başvuruyu reddetmesi halinde ret cevabının tebliğinden itibaren genel olarak 60 gün içinde idare mahkemesinde tam yargı davası açılmalıdır. İdare cevap vermezse zımni ret hükümlerine göre süre hesaplanır.
Trafik Kazalarında Genel Zamanaşımı Kaç Yıldır?
2918 sayılı Kanun kapsamındaki motorlu araç kazalarından doğan tazminat taleplerinde genel süre, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesinden itibaren 2 yıl ve her halde kaza tarihinden itibaren 10 yıldır. Fiil suç oluşturuyor ve ceza kanunu daha uzun süre öngörüyorsa, daha uzun ceza zamanaşımı uygulanabilir.
Yol Kusuru İle Sürücü Kusuru Birlikte Olabilir Mi?
Evet. Sürücünün kusuru bulunması idarenin kusurunu her zaman ortadan kaldırmaz. Yol kusuru da kazaya katkı sağlamışsa kusur oranları bilirkişi tarafından belirlenir.
Yol Kusuru Nedeniyle Manevi Tazminat İstenebilir Mi?
Yaralanma veya ölüm meydana gelmişse manevi tazminat talep edilebilir. Manevi tazminat, kazanın kişi ve yakınları üzerinde yarattığı acı, elem ve yaşam kalitesindeki olumsuz etkiler dikkate alınarak belirlenir.
Yol Kusuru Nedeniyle Sigorta Şirketine Başvurulur Mu?
Kazaya başka bir kusurlu motorlu araç karışmışsa o aracın trafik sigortasına başvuru yapılabilir. Kaza yalnızca yol kusurundan kaynaklanmışsa doğrudan ilgili idareye başvuru ve tazminat davası gündeme gelir. Araçta kasko varsa kasko şirketine başvuru da değerlendirilebilir.
Yol Kusuru Nasıl İspatlanır?
Olay yeri fotoğrafları, kaza tespit tutanağı, kamera kayıtları, tanık beyanları, belediye veya Karayolları başvuru kayıtları, keşif ve bilirkişi raporu yol kusurunun ispatında önemlidir.
Yol yapım hatası, göbek ve kavşak mühendislik hataları, şerit düzenleme eksiklikleri, hatalı veya eksik trafik levhaları, bozuk yol yüzeyi, yetersiz aydınlatma, bakım-onarım eksikliği ve yol çalışması güvenlik tedbirlerinin alınmaması trafik kazalarının meydana gelmesinde önemli rol oynayabilir.
Bu tür kazalarda yalnızca sürücünün kusuru araştırılmamalı; yolun yapımından, bakımından, işaretlemesinden ve trafik güvenliğinden sorumlu idarenin hizmet kusuru da incelenmelidir. Karayolları Genel Müdürlüğü, belediyeler, büyükşehir belediyeleri veya diğer kamu idareleri, sorumluluk alanlarındaki yol kusuru nedeniyle meydana gelen zararlardan hukuken sorumlu tutulabilir.
İdarenin yol hizmetindeki kusurundan kaynaklanan zararlarda dava kural olarak idari yargıda tam yargı davası olarak açılır. Ancak zarar motorlu aracın işletilmesinden veya 2918 sayılı Kanun kapsamındaki araç sorumluluğundan kaynaklanıyorsa adli yargı görevli olabilir. Bu nedenle yargı yolu her somut olayda ayrıca değerlendirilmelidir.
Zarar gören kişiler; araç hasarı, değer kaybı, kazanç kaybı, tedavi giderleri, geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı, destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talep edebilir. Ancak bu taleplerin başarıya ulaşması için yol kusurunun, zararın ve illiyet bağının somut delillerle ortaya konulması gerekir.
Yol kusuru nedeniyle trafik kazası meydana geldiğinde delillerin hızlıca toplanması, olay yerinin fotoğraf ve video ile kayıt altına alınması, kaza tutanağında yol eksikliklerinin belirtilmesi, ilgili idareye süresinde başvuru yapılması, doğru yargı yolunun belirlenmesi ve dava sürelerinin kaçırılmaması büyük önem taşır.

